Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1590 E. 2026/3810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1590
Karar No
2026/3810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/516 E., 2025/2833 K. DAVA TARİHİ : 13.07.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/319 E., 2024/664 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde pasta, pide ve tatlı ustası olarak 2018 yılı Aralık ayından 2023 yılı Mayıs ayına kadar çalıştığını, davalı tarafından iş sözleşmesine haksız bir şekilde son verildiğini, son ücretinin 20.000,00 TL olduğunu, her ay ücretinin sadece %20'sinin elden verildiğini, geri kalan ücretinin toplu ödeneceğinin söylendiğini fakat ödeme yapılmadığını, bankadan hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile dinî bayramların ilk günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ettiğini, müvekkilinin ödemelerin bir kısmını elden, bir kısmını da banka kanalıyla yaptığını, ... Kurumu primlerinin davacının aldığı ücret üzerinden yatırıldığını, davacının asgari ücretle çalıştığını, müvekkili tarafından hem ücretinin ödendiğini, hem de davacının oturduğu evin kirası, aidatı, doğalgazının da müvekkili tarafından ödendiğini, davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının davalı işyerinde unlu mamuller ustası olarak çalıştığı dikkate alındığında, emsal ücret verileri, davalının cevap dilekçesinde ücretin bir kısmının elden ödendiğine ilişkin savunması ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi tarafından hesaplamalara esas alınan ücretin işçinin yaşı, kıdemi ve yaptığı işin niteliği ile uyumlu olduğu, ispat külfeti kendisinde olan davalı işverenin, davacının ücretlerinin tam olarak ödendiğinin ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğinin ispat edilemediği, whatsapp yazışmalarının gizliliği esas olmakla birlikte, bu yazışmaların davacı ile işveren arasında geçtiği, üçüncü kişiler arasında geçmediği kabul edilip delil kapsamında dosyaya sunulduğu değerlendirilecek olsa bile whatsapp yazışmalarının içeriğinden yazışmaların Mayıs 2023 ayına ilişkin olması ve yazışmaların da Mayıs ayında yapılmış olması, whatsapp yazışmalarındaki hesap tablosu şeklinde fotoğrafı sunulan görüntü kaydının en üstünde Mayıs 2023 yazılı olması karşısında, dava konusu edilen tüm ücretlerin ödendiğine ilişkin bir ikrar yapılmadığı, yapılan yazışmaların Mayıs ayında davacı işçiye ödenmeyen kalan alacağın toplamına ilişkin olduğu değerlendirildiğinden ve bilirkişi raporunda da Mayıs ayı fark ücret alacağı olarak bu yazışmalarda belirtilen rakamdan daha az miktarda ücret alacağı hesaplandığından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği, davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu, davacının fazla çalışma yaptığını ispat edemediği, kamera kayıtlarının da hesaplamaya elverişli mahiyette olmadığı, davalının davacının yıllık izin kullandığına ilişkin davacının imzasına havi yıllık izin defteri veya başkaca bir belge sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir yasaya aykırılık tespit edilmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; fazla çalışma ücreti talebi bakımından dosyaya sundukları kamera kayıtlarının dikkate alınmadığını, bu kayıtlar ile fazla çalışmanın ispat edildiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının işyerinde alkol aldığı ve bu nedenle işten çıkartıldığının sabit olduğunu, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, b. Davacının ev giderlerinin sürekli olarak karşılanmadığını, belirli süre karşılandığını, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmasının hatalı olduğunu, c. Davacının yevmiye usulü çalıştığını, bu durumun whatsapp mesajları ile sabit olduğunu, davacının ücretinin sadece %20'sini aldığı, 4 yıl boyunca ücret almadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hukuka aykırı karar ile müvekkilinin ödemiş olduğu ücretleri tekrar ödemek zorunda bırakıldığını, d. Müvekkilinin davacıya ev tutmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını, tüm ücretlerinin elden yevmiye usulü ödendiğini, e. Zamanaşımının dikkate alınmadığını, f. Davacının yıllık izinlerini kullandığını ve yıllık izin ücretlerini de aldığını, g. Davacının ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ücret ve giydirilmiş ücret miktarı, davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumunca emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı son ücretinin 20.000,00 TL olduğunu, her ay ücretinin %20'sinin elden ödendiğini geri kalan kısmının ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı taraf ise davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Mahkeme dinlenen davacı tanığı R.S.; davacının o tarihlerdeki ücretini bilmediğini, ücretin bankadan ödenip ödenmediğini hatırlamadığını, davacı tanığı F.D.; davacının ücretini bilmediğini, davalı tanıkları ise davacının asgari ücretle çalıştığını beyan etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücreti, davalı vekilinin ücretlerin bir kısmının elden ödendiğine ilişkin beyanı, davacının yaptığı iş ve emsal ücret araştırması dikkate alınarak net 16.500,00 TL kabul edilmiştir. Ne var ki, aylık ücret miktarına ilişkin bu kabul, dosya kapsamındaki ispat durumu ile örtüşmemektedir. Davacı tanıkları, davacının aldığı ücreti bilmediklerini beyan etmişlerdir. Davalı taraf, davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuş olup bankadan yapılan herhangi bir ödeme olmadığı da dikkate alındığında davalının bu beyanı nedeniyle davacıya asgari ücretten daha fazla ödeme yaptığını kabul ettiği sonucuna varılması mümkün değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 401. maddesinde işverenin işçiye, taraflar arasında ücret ile ilgili sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu husus taraflar arasında ücret kararlaştırılmamış olması hâli için geçerlidir. Bu hâlde davacının aylık ücret miktarını ispata yönelik tanık anlatımı veya başka bir delil bulunmadığı hâlde salt emsal ücret araştırması dikkate alınarak aylık ücretin belirlenmesi hatalı olmuştur. Buna göre davacının iddia ettiği ücreti ispatlayamadığı ve asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek talep edilen alacaklara ilişkin hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Davacı vekili dava dilekçesinde, son dönemde davacının 20.000,00 TL ücret karşılığı çalıştığını, davalı tarafından ücretinin sadece %20'sinin elden verildiğini, geri kalan kısmının davalı tarafından toplu olarak verileceği sözü verildiğini, zaman geçtikçe davalı tarafından verilen bu sözün, müvekkilinin kafeye ortak edileceği sözüne dönüştüğünü, fakat davalı tarafından ne toplu ödeme yapıldığını ne de müvekkilinin işyerine ortak edildiğini ileri sürerek ücret alacağı talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının tespit edilen son ücreti asgari ücrete oranlanarak geçmiş dönem ücretleri belirlenmiş ve ödendiği kabul edilen %20'lik kısım düşülerek bakiye ücret alacağı hesaplanmıştır. Dava dilekçesinde 20.000,00 TL ücretin %20'sinin davacı tarafından alındığı belirtildiğine göre bu kabule değer verilmelidir. İlâmın (2) nolu paragrafında açıklandığı üzere davacının asgari ücret ile çalıştığının kabulü gerektiğinden, davacı tarafça ödendiği kabul edilen 4.000,00 TL'nin (20.000,00 TL'nin %20'si) asgari ücrete oranı tespit edilerek bu oran üzerinden davacıya ödeme yapıldığı kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde ücret alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1590, K. 2026/3810, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1590-e-2026-3810-k-95505e1712be