Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1575 E. 2026/3975 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1575
- Karar No
- 2026/3975
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/282 E., 2025/381 K. DAVA TARİHİ : 07.04.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/121 E., 2025/134 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.1995-28.02.2022 tarihleri arasında önce kurye daha sonra hem kurye hem de Şirket temsilcisi olarak çalıştığını, 2018 yılında emekli olduğunu ancak destek primi ödenerek fiilî çalışmasına devam ettiğini, davalı Şirketin şube müdürlerini acente olarak gösterdiğini ancak geçerli bir acentelik ilişkisinin söz konusu olmadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, ücret, yıllık ücretli izin, ikramiye, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde bir dönem alt işverenler bünyesinde 01.04.1995-28.02.2022 tarihleri arasında 26... ay 27 gün çalıştığı, 30.09.2018 tarihinde emeklilik nedeniyle çıkışının yapılarak akabinde yeniden işe başladığı ve 28.02.2022 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiği; davacıya emeklilik nedeniyle kıdem tazminatının ödenmediği, tüm hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatına hak kazandığı, şartları oluşmayan ihbar tazminatının reddine karar verildiği; dava dışı M.G'nin davalı Şirketin şubesi olduğu, davacı tanıklarının kıyafetlerinin davalı Şirket amblemini taşıdığını ve emir ile talimatların davalı Şirketten alındığını beyan etmesi dikkate alınarak aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu; tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alındığı; davacının bakiye 398 gün yıllık ücretli izin alacağından ödenen tutarın mahsup edilerek kalan miktara, ayrıca ödenmeyen ücret ve ikramiye alacağına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tüm çalışma süresinden davalının sorumlu tutulmasının dosya kapsamına uygun olduğu; sigortalılık bildirimi yapılan şahısların/firmaların bağımsız bir tacir gibi hareket etmeyip davalı Şirketin yetki ve talimatları doğrultusunda faaliyet gösterdiği, bu nedenle davalı Şirketin davacının işvereni sayılarak alacaklardan sorumlu tutulmasının yerinde olduğu; davacının 30.09.2018 tarihinde emeklilik nedeniyle çıkışının yapılmasının ardından ara vermeksizin 01.10.2018'den itibaren ... destek primi kapsamında çalışmasını sürdürdüğü, 28.02.2022 tarihli çıkış bildiriminin kod 17-işyerinin kapanması olarak bildirildiği, işyerinin kapanması haklı fesih sebebi oluşturmadığından kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, ancak Mahkeme gerekçesinin emeklilik nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanıldığı yönünde kurulmuş olmasının hatalı olduğu; tanıkların çalışma süreleriyle sınırlı olmak üzere fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasının isabetli olduğu; ikramiye alacağı yönünden zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı yapıldığı; yıllık ücretli izin alacağında en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla yasal faize hükmedilmesi gerekirken doğrudan yasal faize hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazında bulunduklarını, davacının acente nezdinde çalıştığını, sorumluluğun acentede olduğunu, 2. Davacının alacaklarından indirim yapılması gerektiğini, 3. Faiz türü ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, 4. Bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, alacaklardan yapılması gereken indirim ile faiz türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.