Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1346 E. 2026/4335 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1346
- Karar No
- 2026/4335
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1757 E., 2025/1888 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/782 E., 2025/410 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı iş yerinde 22.06.2000 tarihinden itibaren ...Arıza Onarım Bakım Montörlüğüne bağlı olarak muhtelif alt iş verenlerin işçisi olarak elektrik ustası sıfatı ile çalıştığını, davalı ... AŞ'nin (...) alt iş verenlere verdiği işlerin Alt İşverenlik Yönetmelik'ine aykırı olarak verildiğini, kurulan alt işverenlik ilişkilerinin muvazaalı olduğunu, davalı ...'ın asıl işveren olduğunu, bu nedenle davacının en başından beri davalı işçisi sayılması gerektiğini, davacının çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davacının sendika üyesi olduğunu, davalı ... ile ... sendikası arasında imzalanan 14. ve 15. Dönem Toplu İş Sözleşmelerinden yararlandırılmadığını ileri sürerek fazla çalışma, cumartesi çalışma zammı, pazar çalışma zammı, ilave tediye, ücret farkı, sosyal yardım, ikramiye, iş güçlüğü tazminatı, bakım tazminatı, gıda ve elektrik yardımı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili davalı ile yüklenici firmalar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmadığını, muvazaadan söz edilemeyeceğini, işçilik alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacınında işçisi olduğu yüklenici firmalar ile davalı arasında muvazaalı ilişki bulunduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiği, davacının yaptığı işin davalının asıl işi niteliğinde olan elektrik işi olduğu, davacının, davalının işçisi olduğu, husumet itirazının yerinde görülmediği, davacının sendika üyeliğinin işverenliğe bildirildiği 05.04.2013 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, 15. Dönem toplu iş sözleşmesinin 28.02.2015 tarihinde sona erdiği ve bu tarihten sonra davalı ...’ta yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılmadığı, bu durumda davacının 05.04.2013-28.02.2015 tarihleri arasında davalı ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, dosya kapsamına göre fazla çalışma, cumartesi çalışma zammı, ilave tediye, ücret farkı, sosyal yardım, ikramiye, işgüçlüğü tazminatı, bakım tazminatı ve gıda yardımı almaya hak kazandığı, ispatlanamayan pazar çalışma zammı ile elektrik yardımı alacaklarının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, 2. Husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili Şirketler ile davacının çalıştığı firmalar arasında hukuki bağ olup olmadığı araştırılmadan hizmet birleştirilmesi yapıldığını, 3. Davacının, dava dışı şirketlerde çalışmasından doğan işçilik alacaklarından müvekkili Şirketler sorumlu tutulmuş ise de söz konusu şirketlerin davaya dahil edilmediğini, davacının çalıştığı söz konusu şirketlerden, davacının özlük dosyalarının celp edilmediğini, 4. Davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığını, yüklenici firmalar ile müvekkili davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, davacının müvekkili Şirket çalışanı olmayıp, yüklenici firmaların işçisi olduğunu, davacının ... Kurumu (...) primleri, ücretleri ve bütün alacaklarının yüklenici firmalar tarafından ödendiğini, somut davaya konu işlerin anahtar teslimi ile dava dışı şirketlere Kamu İhale Kanunu kapsamında verilen işler olduğunu, 5. 06.05.2011 tarihi sonrasına yönelik bir muvazaa tespiti bulunmadığını, muvazaa kabulünün hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, 6. Davacının fazla çalışma iddialarını yazılı delille ispatlayamadığını, çelişkili tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceğini, iki davacı tanığının husumetli olduğunu, beyanlarının esas alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma talebine ilişkin salt varsayımlar ve tanık beyanlarıyla hesap yapıldığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının bozmayı gerektirdiğini, 7. Alacakların hesabında, SGK kayıtlarında yer alan ücretin esas alınmayıp, davacı iddiaları, husumetli tanık beyanları ve emsal ücret verileri dikkate alınarak soyut ifadelere göre ücret tespiti yapıldığını, tüm alacak hesaplarının hukuka aykırı olduğunu, 8. Davacının ilave tediye alacağına hak kazanmadığını, 9. Davacının, gerek nitelik gerekse iş sözleşmesinin yüklenici firmalarla yapılması bakımından, müvekkili Şirketteki kadrolu işçilerle aynı maaşı almasına dair talebin haklı sebebe dayanmadığını, ücret farkı taleplerinin yerinde olmadığını, 10. Müvekkili ...'ın toplu iş sözleşmesinin uygulanacağını kabul etmemekle birlikte ...’ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin yürürlük bitiş tarihi 28.02.2015 olup, bu tarih sonrasına uygulanmasının mümkün olmadığını, yasaya uygun şekilde asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan davacının asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olamayacağını, 11. Davacının iş güçlüğü tazminatına hak kazanamayacağını, 12. Davacının sendika üyeliğinin işverene bildirildiğini ispatlayamadığını, sendika üyeliğinin 31.12.2015 tarihinde düşürüldüğü gözetilmeden toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının davalıların taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden faydalanması mümkün değilken davalıların bu alacaklardan sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, 13. Alacak kalemlerine dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklara faiz işletilirken, toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden sonraki dönem için alacağa hükmedilecekse bu durumda da yasal faiz işletilebileceğini, müvekkili ...’ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin yürürlük bitiş tarihi olan 28.02.2015 tarihinden sonra hesaplanan alacakların işletme kredisi faiziyle tahsilinin hatalı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkinin muvazaalı olup olmadığı ve buna göre davacının uyuşmazlık konusu dönemde yararlanması gereken toplu iş sözleşmesinin tespiti, davacının ...'ın toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacaklardan davalıların sorumlu olup olmadığı, zamanaşımı, husumet, dava türü, alacakların hesap dönemi, ispatı, faiz türü ve başlangıç tarihi hususlarına ilişkindir. Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.