Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1207 E. 2026/2891 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1207
- Karar No
- 2026/2891
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1424 E., 2025/3027 K. DAVA TARİHİ : 22.03.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/474 E., 2025/27 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlerin ....... bulunan şantiyelerinde 17.01.2015-18.01.2019 tarihleri arasında sehpalı delici tabanca operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, 06.00-19.00, 19.00-06.00 saatleri arasında çift vardiya olmak üzere gündüz vardiyasında 21.00-22.00'ye kadar, gece vardiyasında 08.00-09.00'a kadar çalıştığını, yıllık izin kullandırılmadığını, dinî bayramların ilk günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (...... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, müvekkili Şirket ile diğer davalı Şirket arasında bir ilişkinin bulunmadığını, müvekkili ..... ...’da herhangi bir faaliyette bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, davacının iddia ettiği çalışma şart ve koşullarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ........ İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (........ Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, ....... mahkemelerinin yetkili olduğunu, Türk mahkemeleri yetkili görülürse de iş sözleşmesi gereği ........ hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini ve ibraname alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kaldırma kararı sonrası eksiklikler giderilerek yeniden rapor aldırılmak suretiyle davacının iş sözleşmesi kapsamında tespit edilen hizmet süresi boyunca davalı işverenlerin ...'da bulunan şantiyelerinde çalışmış olup bu durumda sözleşme gereğince mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan ... olduğunun sabit olduğu, yıllık ücretli iznin kullanıldığı, sözleşmeye göre fazla çalışmaların bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiği, dava tarihine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği ancak ıslah tarihi gözetildiğinde zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, ücretin doğru tespit edildiği, yazılı fesih bildirimiyle iş sözleşmesi feshedilen davacıya 30 gün ihbar süresinin verilmemesi nedeniyle ihbar tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatının ödendiği, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığı hâlde ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i nedeniyle ilk talep dışında zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ulusal bayram ve genel tatil alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu; diğer yandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin "Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır." şeklindeki içtihadı ve dava tarihinin 22.03.2019 olduğu da dikkate alındığında davacı aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesinin hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle taraflar vekillerinin istinaf başvurularının kıdem tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı ... Şirketinin Türk hukuku uygulanmasına itirazı olmadığını, bu nedenle ... hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu, b. Türkiye İş Kurumu sözleşmesinin 1 yıllık olduğunu, sözleşmesinin geçersiz olduğunu, c. Anayasa Mahkemesi kararına göre de Türk hukuku uygulanması gerektiğini, davacıya fesih bildiriminin 4857 sayılı İş Kanunu'na göre yapıldığını, d. Davacının ücretini hatalı belirlendiğini, davacı izinde iken fazla çalışma yapılmadığı dönemlerde de 1.700,00 USD ödendiğini, e. Zamanaşımı süresinin hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. ... İş Kanunu'nun 7. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın reddi gerektiğini, b. Davacının Şirketi ibra ettiğini, c. Reddedilen miktar yönünden vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalı ... Şirketi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Davalı ... Şirketi yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, b. Reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, husumet, ücretin miktarı, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.