Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9768 E. 2026/4401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9768
- Karar No
- 2026/4401
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1972 E., 2025/1809 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/343 E., 2023/181 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.05.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... ile davacı vekili ... duruşmaya geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde mali işler genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, müvekkilinin işveren vekili yardımcısı pozisyonunda olduğunu iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak 21.08.2020 tarihinde Covid 19 salgını nedeniyle fesih yasaklarının olduğu bir dönemde savunması dahi alınmadan işverence feshedildiğini, işverence işin, işyerinin ve işletmenin gerekliliklerinden kaynaklanan geçerli nedenlerle iş sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş ise de müvekkilinin işten çıkışının hemen ardından iş ilanında bulunulduğunu, yapılan feshin kötüniyetli olduğunu; ayrıca müvekkilinin 2020 yılına prim alacağının da ödenmediğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işyerinde performansa dayalı prim sisteminin bulunduğunu, davacıya işe girişi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren her yıl performans değerlendirmesi yapılmasına rağmen sadece iki kere performansının yeterli olması sebebiyle prim ödemesi yapıldığını, prim ödemelerinin süreklilik arz etmediğini, fesih tarihi itibarıyla da davacının performansa dayalı prime hak kazanmadığını; ayrıca davacının iş güvencesi kapsamında olduğunu, müvekkili Şirketin işletmesel karar alarak yeniden yapılanma ve küçülme yoluna gittiğini, iş sözleşmesinin işletmenin küçülmesi, davacının kıdeminin ve performansının düşük olması, çeşitli departmanların kapatılması ve benzeri ekonomik nedenlerle geçerli nedenle feshedildiğini, kötüniyet tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen faizin oranına ve başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 27.06.2016 - 21.08.2020 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, sözleşmeye dayanmaksızın, işverenin tek taraflı uygulaması ile yapılan prim ödemelerinin işyeri uygulaması hâline gelmesi durumunda işçinin ödenmeyen prim alacağına hak kazanacağı, davacının prim ödeme tarihinde görev başında olmamasının dava konusu prim ödemesi yapılmasına engel teşkil etmediği, emsal nitelikteki işçilere ödenen performans primi miktarlarının ortalaması ile katsayının belirlenmesi ve davacıya prim ödemesi yapılmayan dönemler için davacının çalışma süresi dikkate alınarak kıstelyevm usulüne göre hak kazandığı performans primi alacağının hüküm altına alınması gerektiği; ancak mali işler genel müdür yardımcısı olan ve aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunan işveren vekili yardımcısı davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanmamakla beraber feshin kötüniyetle yapıldığını ispatlayamadığı, davacı yerine başka birinin işe alınmasının ya da fesih nedeni konusunda çelişki içinde olunmasının fesihte kötüniyet anlamına gelmediği anlaşıldığından davacının tazminat alacağına hak kazanamadığı gerekçesiyle prim alacağının kabulüne; kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçinin prime hak kazanması için işyerinde prim ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olmasının gerekmeyeceği, işyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin prim alacağını talep edebileceği, davalıya ait işyerinde prim uygulamasının olduğu, davacının hak ettiği prim alacağının davalı tarafça ödendiğinin ispat edilemediği, söz konusu alacağın hüküm altına alınmasının yerinde olduğu; ancak davalı işverenin fesih hakkını kullanırken davacıya zarar verme kastı, kusuru, menfaatler arasında aşırı dengesizlik getirmesi, fesih hakkını meşru bir menfaat bulunmaksızın veya sosyal amacından saptırarak kullanması gibi objektif iyi niyet kurallarından ayrıldığının ve dolayısıyla işveren tarafından fesih hakkının kötüniyetle kullanıldığının da davacı tarafından ispat edilemediği, davalı lehine takdir edilen vekâlet ücretinde ve belirlenen faiz başlangıç tarihinde hata bulunmadığı, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularını ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Davalı lehine hatalı vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Prim alacağının kabul edilmesinin hatalı olduğunu; aksinin kabulü hâlinde dahi prim alacağının hatalı hesaplandığını, b. Prim alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kötüniyet tazminatı ve prim alacaklarının ispatı ile prim alacağının hesaplanması, prim alacağına yürütülen faizin başlangıç tarihi ile davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.