Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/8480 E. 2025/9140 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8480
Karar No
2025/9140
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2639 E., 2025/1124 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 49. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/352 E., 2024/462 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.06.2011-02.02.2015 tarihleri arasında; davalı Şirketin dava dışı iştirakinin Kazakistan, ... ve Türkmenistan'da bulunan muhtelif şantiyelerinde çalıştığını, ücretinin aylık net 2.200,00 USD olduğunu, bunun 200,00 USD'sinin avans olarak elden, kalanının banka aracılığıyla ödendiğini davacı işçinin üç öğün yemek, barınma, ısınma benzeri gereksinimlerinin de davalı işverenlikçe karşılandığını, davacının fazla çalışma yaptığını, dinî bayramların ilk günü ve 1 Ocak tarihi haricinde tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket çalışanı olmamakla birlikte iddia edilen fahiş ücret iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini, hizmet süresinin bilinemediğini, proje bazlı çalışan davacının ihbar tazminatına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 saylı Kanun) gereği uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanması gerektiği ve buna göre davanın hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine, önceki yargı içtihatlarına dayanarak dava açılması nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ve davalı tarafça karşılanan yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından, davacının davalı nezdinde Türkmenistan, ... ve Kazakistan'da bulunan işyerlerinde çalıştığı, ... Federasyonu İş Kanunu, Türmenistan İş Kanunu ve Kazakistan İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanmasının 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin gereği olduğu, bu itibarla davacının çalıştığı ülke hukukunda öngörülen sürelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin ihlaline yol açacağı anlaşılmakla benimsenen yeni görüş nedeniyle oluşan durumun davalı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderine yansıtılmaması gerektiği sonucuna varılmasında da hata bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davada yabancı hukuk uygulanmasının dayanağı olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün Anayasa Mahkemesininin 2023/158 Esas ve 2024/187 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, b. Davalı tarafça süresinde sunulmayan cevap dilekçesi içeriğinde ve ön inceleme duruşmasında yabancı hukuka dair bir itirazda bulunulmadığından Türk Hukukuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu hususa yönelik bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, c. Yargılama gideri ve harçların müvekkili davacıdan alınmasına karar verilmişse de hukuki belirlilik ve sürpriz karar yasağına uygun olarak tüm yargılama giderleri ve harçların davalı üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; dava tarihi de gözetildiğinde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti hususlarındadır. 1. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Dosya içeriğine göre davacı; davalıya ait yurt dışı işyerlerinde 25.06.2011-08.09.2012 tarihleri arasında Türkmenistan'da, 22.12.2012-09.07.20 13... .10.2013-20.10.2014 tarihleri arasında ...'da, 24.11.2014-02.02.2015 tarihleri arasında ise Kazakistan'da çalışmış olup 24.11.2014-02.02.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için imzalandığı anlaşılan 24.11.2014 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi dosyaya ibraz olunmuştur. Bu bağlamda değerlendirme yapıldığında, bireysel iş sözleşmesiyle hukuk seçimi yapıldığı anlaşılan 24.11.2014-02.02.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Kazakistan hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Kazakistan İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Kazakistan İş Kanunu'nun "Bireysel İş Uyuşmazlıklarının İncelenmesi için Başvuru Koşulları" başlıklı 160. maddesinde yer alan 1 yıllık süre, hak düşürücü süre değil zamanaşımı süresi niteliğindedir. Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafından usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 24.11.2014-02.02.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması hatalı olmuştur. 2. Davacının 25.06.2011-08.09.2012, 22.12.2012-09.07.20 13... .10.2013- 20.10.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ise dosya kapsamına göre taraflar arasında yapılan bir hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 25.06.2011-08.09.2012 tarihleri arasındaki çalışma döneminde davalı Şirkete ait yurt dışında bulunan işyerinde çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin Türkiye'de ödendiği ve işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi dikkate alındığında, sözü edilen dönem bakımından daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle bu dönem bakımından Türk hukuku uygulanmalıdır. 22.12.2012-09.07.20 13... .10.2013-20.10.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ise davacıya ücretlerinin işveren tarafından banka aracılığı ile Türkiye'de ödenip ödenmediği de araştırılmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, belirtilen çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olup olmadığı da değerlendirilerek bir karar verilmelidir. 3. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince içtihat değişikliği nedeniyle açılan davalarda yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava, 18.07.2022 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesi dikkate alınarak yargılama giderleri konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8480, K. 2025/9140, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-8480-e-2025-9140-k-9deea03002c1