Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7369 E. 2025/8849 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7369
Karar No
2025/8849
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2542 E., 2025/1005 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 21. İş Mahkemesi SAYISI: 2023/181 E., 2024/297 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin 09.01.2023 tarihinde davalı işveren tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, davalı tarafından ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 17.01.2023 tarihinde davalı tarafından müvekkiline çalıştığı süre boyunca, tüm döneme ve tüm alacaklarına karşılık 101.122,74 TL'nin ödenmesi hususunda anlaşma sağlanarak anlaşma tutanağı imzalandığını, ancak imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının usule ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkiline imzalatıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin davalı işyeri adresinde davalı avukatı ile müvekkili arasında gerçekleştirildiğini, müvekkilinin çalışma süresi ve son aldığı ücret dikkate alındığında aşırı yararlanma (gabin) olduğunu belirterek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 17.01.2023 tarihinde arabulucu eşliğinde 101.122,74 TL tutar üzerinden işçilik alacaklarına ilişkin anlaşma sağlandığını, davacının anlaşma tutanaklarını serbest iradesi ile imzaladığını, anlaşılan tutarın davacı hesabına ödendiğini, gabin iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı ve tanık anlatımları uyarınca, davacının anlaşma yapılmak üzere davalı Şirkete ait işyerinde ve davalının işlerini yaptırmak için çalıştığı ve tanıdığı bir arabulucu getirilerek tarafların anlaşmak üzere ilk görüşme yaptıkları gün mutakabata varamadıkları, ilk anlaşma yapıldığında davacının taksitleri kabul etmediği ve kendi avukatı ile görüştüğü, o gün arabuluculuk işlemlerinin sonuçlanmadığı sonrasında tekrar Yönetim Kurulu ile irtibata geçerek 3 taksit şeklinde ödenmesini kabul ettiğini bildirdiği, ikinci görüşmede arabulucunun davacı ile birebir sadece kendisinin görüştüğü ve sonrasında anlaştıklarını beyan ettiklerine ilişkin imzaların atılarak görüşmelerin sonlandığı, ancak davacıya baskı yapılarak ve işverenin gözetiminin bulunduğu bir ortamda iradesi etkilenerek davalının devamlı çalıştığı bir arabulucu ile görüşmelerinin yapılması sebebiyle davacının sağlıklı düşünebileceği ... bir ortamda anlaşmayı kabul etmediği kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı uyarınca 17.01.2023 tarihinde arabulucu belirleme tutanağı, arabuluculuk bilgilendirme tutanağı ve arabuluculuk anlaşma belgesinin taraflarca imzalandığının görüldüğü, anlaşma tutanağında anlaşmanın konusunun açıklandığı, buna göre her ne kadar davacı tarafça imzalanan anlaşma tutanağının usule ve hukuka aykırı bir şekilde davacıya imzalatılmış olup geçersiz olduğu belirtilmiş ise de iş sözleşmesinin feshi sonrasında davalı talebi üzerine tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu ve 17.01.2023 tarihinde anlaşıp anlaşma belgesini imzaladıklarının görüldüğü, davacının irade fesadının ispatına yönelik aynı şekilde kendisiyle de ihtiyari arabuluculuk anlaşması yapılan ve davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanığı dışında bir delil sunamadığı, taraflar arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk işlemleri ile tutulan tutanakların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arabuluculuk görüşmelerinin davalı işveren yetkilisinin odasında gerçekleştiğini, ilgili arabuluculunun davalı lehine benzer şekilde yürütülen süreçlerde de arabuluculuk sürecini yönettiğini, 2. Müvekkilin deneyimsizlik ve düşüncesizliğinden yararlandığından tanzim edilen tutanakların usule ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince gerekçede özetlenen davalı tarafın cevap dilekçesinin dosya kapsamına uygun olmadığı ancak dosya kapsamı uyarınca bu hususun maddi hataya dayalı olduğunun kabulüne göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7369, K. 2025/8849, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-7369-e-2025-8849-k-fe640454c737