Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7354 E. 2025/8421 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7354
Karar No
2025/8421
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1005 E., 2025/1058 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 34. İş Mahkemesi SAYISI: 2016/21 E., 2023/36 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 14.12.1999 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na (657 sayılı Kanun) tâbi iken davalıya ait işyerinde meslekten çıkarıldığını, Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/2900 Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında yürütülen yargılama sonunda müvekkilinin beraat ettiğini, beraat kararına istinaden 11.05.2009 tarihinde göreve iade için başvuru yaptığını, 03.07.2009 tarihinde davalının bu talebi reddettiğini, 07.07.2009 tarihinde İdare Mahkemesine başvurulduğunu, İdarenin kararının iptalinin istendiğini ancak İdare Mahkemesinin davalı Bankanın tüzel kişiliğindeki değişiklik nedeniyle görevsizlik kararı verdiğini, süresi içinde görevli iş mahkemesine başvurulduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Banka bünyesinde çalışmakta iken hakkında yapılan soruşturma sonucu görevden çıkarılma cezası ile cezalandırılarak Banka ile ilişiğinin kesildiğini, davacının 05.11.1974-24.12.1999 tarihleri arasında 657 sayılı Kanun kapsamında müvekkili Bankada çalıştığını, her ne kadar 07.07.2009 tarihinde İdare Mahkemesinin görevsizlik kararı verse de davacının işçi olmadığını, iş mahkemesinin görevli mahkeme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.12.1999 tarihinde davalı bünyesinde 657 sayılı Kanun'a tâbi Devlet memuru statüsünde çalışmakta iken görevden çıkarma cezası ile işten çıkarıldığını, davacı tarafından idare mahkemesinde açılan dava sonunda yargı yolunun iş mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, davacı tarafından yasal iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye başvurulmadığının anlaşıldığı, talep edilen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında yer alan tüm bilgi belgelerden davacının davalı bünyesinde 05.11.1974-24.12.1999 tarihleri arasında 657 sayılı Kanun kapsamında çalıştığı, 24.12.1999 tarihinde işten çıkarılma cezası ile görevine son verildiği, davacı hakkında bir kısım usulsüz işlem iddiasıyla ceza mahkemesinde görülen davanın düşme kararı ile sonuçlandığı, davacının görevine iade isteminin davalı tarafından reddedilmesi üzerine davacının idare mahkemesine başvurduğu ... 2. İdare Mahkemesince 24.12.2009 tarihli ve 2009/1551 Esas, 2009/1756 Karar sayılı kararı ile "Davacının kamu görevi ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem dava konusu edilmeyerek kesinleştiğinden, bilahare bankanın hukuki kişilik ve statüsünde meydana gelen değişiklik nedeniyle göreve iade isteminin reddine ilişkin işlemin idari yargıda davaya konu edilebilecek bir idari işlem niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle davanın görev (yargı yolu) yönünden reddine karar verildiği, bundan sonra davacı tarafça eldeki davanın açılarak kıdem ve ihbar tazminatının talep edildiği, açıklandığı ve tarafların da kabulünde olduğu üzere davacının davalı nezdinde Devlet memuru statüsünde çalıştığı, görevden çıkarılması cezası üzerine 24.12.1999 tarihinde görevden ayrılmış olup bu tarihten sonra da bir çalışmasının olmadığı, görevden ayrıldığı tarihte memur olan davacının iş sözleşmesi hükümlerine göre çalışan işçiler için geçerli olan kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmamakta olup davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek zamanaşımı gerekçesiyle taleplerin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin 657 sayılı Kanun'a tâbi Devlet memuru iken 14.12.1999 tarihinde meslekten çıkarma cezasına çarptırıldığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan tazminat davası geçen bunca zaman içinde sonuçlanmamış olmakla birlikte alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz bulunduğunu, 2. Müvekkili hakkında yürütülen yargılama sonunda ceza mahkemesince müvekkilinin beraat ettiğini, beraat kararı üzerine davalı Bankaya başvuruda bulunarak müvekkilinin göreve iadesi ve bütün haklarının kendisine ödenmesinin talep edildiğini ancak talebin reddedildiğini, 3. Davalı Bankanın ret kararının iptali için idare mahkemesine başvuruda bulunulduğunu, Mahkemece davalı Bankanın tüzel kişiliğinde değişiklik olduğu ve bu talebin hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle reddedildiğini, görevsizlik kararının taraflarına 28.01.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, açıklanan nedenlerle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanamayacağına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Davacı taraf davalı Banka bünyesinde 657 sayılı Kanun'a tâbi Devlet memuru olarak çalışırken 14.12.1999 tarihinde meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, hakkında açılan ceza davasında beraat etmesi üzerine 11.05.2009 tarihinde davalı Bankaya başvurarak görevine iadesini istediğini, başvurunun reddi üzerine idare mahkemesinde göreve iade talebiyle dava açtığını, ancak söz konusu davada görevsizlik kararı verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının tahsili talebiyle somut davayı açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının idare mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine yasal süre içinde görevli iş mahkemesine başvurmadığının anlaşıldığı, talep edilen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının davalı nezdinde Devlet memuru statüsünde çalıştığının taraflarca da kabul edildiği, davacının 24.12.1999 tarihinde görevden ayrıldığı ve bu tarihten sonra da bir çalışmasının bulunmadığı, memur olan davacının iş sözleşmesi hükümlerine göre çalışan işçiler için geçerli olan kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken işin esasına girilerek zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce onama kararı verilmiştir. 6100 sayılı Kanunu'un 114/1-(b) hükmüne göre yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkemelerce resen gözetilmelidir. Somut olayda davacının görevinden ayrılmadan önce 657 sayılı Kanun hükümlerine tâbi Devlet memuru olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar 15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı ... Bankası, ... Bankası Anonim Şirketi ve ... Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile davalı Bankanın statüsü değişmiş ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname kapsamında olan personelin 4603 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4857 sayılı Kanun kapsamında olacağı öngörülmüş ise de davacının görevine son verildiği tarihte 4603 sayılı Kanun yürürlükte olmadığı gibi davacı da hiçbir dönemde 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışmamıştır. Bu durumda çalışmanın sona erdiği 14.12.1999 tarihine kadar davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi bulunmadığı açıktır. 657 sayılı Kanun kapsamında fiilen memur olduğu sabit olan ve hiçbir dönemde iş sözleşmesine tâbi işçi olarak çalışmayan davacının, daha sonraki bir tarihte yürürlüğe giren Kanun gereği işçi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. 4603 sayılı Kanun'un 3. maddesine 16.07.2004 tarih ve 5230 sayılı Kanun'un 7/5 hükmünde; “Bankalarda 4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarak çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir.” denilmektedir. Söz konusu hükümde de açıkça 4857 sayılı Kanun'a tâbi olarak çalışanlar bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğu ifade edilmiş olup çalışması 14.12.1999 tarihinde sona eren davacı bakımından farklı bir düzenleme öngörülmemiştir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre iş mahkemeleri; aynı maddede sayılan işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakar. Somut olayda bu şartlar mevcut olmadığından Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açılan davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7354, K. 2025/8421, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-7354-e-2025-8421-k-ec681a7a9e65