Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7095 E. 2025/8768 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7095
Karar No
2025/8768
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1324 E., 2025/1595 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 79. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/173 E., 2025/100 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/87 E., 2017/81 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl ve birleşen davada hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca asıl dava yönünden dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin, birleşen dava yönünden dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı temyizi yönünden; birleşen davada reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca birleşen dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin asıl dava yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde Zabıta Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını, 2010 yılından itibaren Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünde puantörlük yaptığı hâlde üst grup ücretinin kendisine son iki yıl hariç ödenmediğini, davacının fiilen yürüttüğü puantörlük işinin karşılığı ücreti tam alamadığını, hafta tatili günlerinde çalıştığını, karşılığının işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesine uygun olarak ödenmediğini, fazla çalışma yaptığını, toplu iş sözleşmesi gereği işyerinde yasal çalışma süresinin 40 saat olduğunu, akşam saat 20.00 sonrası yapılan 2,5 saatlik çalışmanın gece çalışması olduğunu, normal çalışma ücretinin iki katı ödenmesi gerektiğini ileri sürerek üst grup ücreti, üst grup ücreti faizi, akdi hafta tatili ücreti, akdi hafta tatili ücreti faizi, fazla çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti faizi, gece çalışma ücreti ve gece çalışma ücreti faizi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin kanundan kaynaklanan haklarını aramak için dava açmasını takiben Zabıta Müdürlüğünden Fen İşleri Müdürlüğü Asfalt Şubeye görevlendirildiğini, ağır koşullarda çalıştırıldığını ve farklı muameleye tâbi tutulduğunu, davalı tarafından kendisine, açtığı işçilik alacağı davasından vazgeçmediği sürece aynı şekilde çalıştırılacağının belirtildiğini, haksız yapılan bu görev yeri değişimi sebebiyle işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 14. maddesi gereğince 6 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerektiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığının toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak ödenmediğini ileri sürerek toplu iş sözleşmesinin 14. maddesi gereği tazminat ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti faizi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 06.11.2012 tarihinden itibaren Başkanlık makamının onay yazısı ile puantörlük görevini yürütmeye başladığını, bu tarihten görevi bıraktığı 14.02.2015 tarihine kadar üst grup ödemesinin yapıldığını, davacının hafta tatili ücretlerinin ödendiğini, haftalık 40 saati aşan çalışmasının bulunmadığını, gece çalışması hâlinde gece zammı adı altında ödeme yapıldığını, davacının vasıfsız işçi olduğunu, işyeri değişikliğinin işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğunu, ihtiyaç duyulması nedeniyle görev yerinin değiştirildiğini, davacının özlük ve sosyal haklarında bir değişiklik olmadığını, davacının alacaklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümleri ile ücret bordroları doğrultusunda davacıya ödenen ücret ile ödenmesi gereken ücret arasındaki fark tespit edilerek alacakların hesaplandığı, toplu iş sözleşmesinde ücret ödeme günü olarak aylık ücret ve eklentilerin ödenmesi gereken son günden itibaren en geç üç iş günü içinde ödeneceği düzenlendiğinden temerrüt tarihinin buna göre belirlendiği, dosyada mevcut olan puantaj kayıtlarına göre davacıya 30.03.2017 tarihinde 2.381,15 TL ve 30.05.2017 tarihinde 5.820,09 TL olmak üzere toplam net 8.201,24 TL hafta tatili fark ücreti ödendiği, bu ödemenin davacı alacaklarından ay ve ay mahsup edildiği, kalan tutara hükmedildiği, zamanaşımı süresi gözetilerek gece zammı, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hesaplandığı, puantaj kayıtlarında davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin herhangi bir ibare görülmediğinden fazla çalışma ücretinin reddedildiği, davacının 10.01.2017 tarihli Başkanlık Olur'u ile görev yerinin değiştirildiği, görev yeri değişiklik yazısının davacıya 11.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacının değişiklik yazısına şerh düşerek bu değişikliğin açılan alacak davası nedeniyle olduğunu ve kabul etmediğini bildirdiği, her ne kadar dava tarihi 16.12.2016 olup davacının görev yeri dava tarihinden kısa bir süre sonra değiştirilmiş ise de davacı tarafça yasal haklarını kullanması nedeniyle görev yerinin değiştirildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminat talebinin de reddi suretiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, hafta tatili ve gece çalışması alacaklarının eksik hesaplandığını, hafta tatili alacağı dava açıldıktan sonra ödendiğinden, geç ödemeden kaynaklı işlemiş faiz alacağının hesaplanması itirazının incelenmediğini, b. Belirsiz alacak olarak açılan hafta tatili alacağının tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, c. İndirimle hükmedilen hafta tatili ücreti alacağının reddinde davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, d. Davacının puantörlük işini 2010 yılından itibaren yapmasına ve tanıkların bu durumu doğrulamasına rağmen Belediyenin resmî kayıtlarındaki tarihlerin esas alınmasının hatalı olduğunu, e. Fazla çalışma ücretinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, birleşen davaya ilişkin temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 3. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ispatı ve hesabı, hafta tatili ücreti yönünden işlemiş faiz alacağı ile faiz ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyaya sunulan puantaj kayıtları ve ücret bordrolarına göre dava tarihinden sonra davacıya 30.03.2017 tarihinde 2.381,15 TL ve 30.05.2017 tarihinde 5.820,09 TL olmak üzere toplam net 8.201,24 TL hafta tatili fark ücreti ödenmiştir. Davacı vekili 31.05.2017 UYAP kayıt tarihli dilekçesinde, yapılan ödemeleri davacının fazlaya ve faize dair haklarını saklı tutarak kabul ettiklerini açıklamış, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de geç ödemeden kaynaklanan işlemiş faizin hesaplanmasını talep etmiştir. Hafta tatili ücretine dair dava tarihinden sonra ödeme yapılmakla, dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki işlemiş faiz yönünden bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu yönde değerlendirme yapılmaması da isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Tarafın Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davacı Tarafın Birleşen Davaya Yönelik Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, C. Davacı Tarafın Asıl Davaya Yönelik Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7095, K. 2025/8768, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-7095-e-2025-8768-k-d0ac08bd1483