Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7018 E. 2025/9201 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7018
Karar No
2025/9201
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/285 E., 2025/1729 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 46. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/87 E., 2023/708 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Cezayir'de bulunan şantiyesinde 20.06.2017-31.08.2022 tarihleri arasında teknik ofis mühendisi ve şantiye şefi olarak aylık net 2.750,00 USD karşılığında çalıştığını, ücretlerinin düzensiz ve eksik ödenmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, barınma, ulaşım, yemek ve iş bitirme primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı ve çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiği yönünde bir savunma ileri sürülmediği, şu hâlde emsal nitelikteki kararlar ve Yargıtay ilke kararları da dikkate alındığında olayda Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının 20.06.2017-31.08.2022 arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacının ücretlerinin eksik ve düzensiz ödenmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işini Cezayir ülkesinde ifa etmesi nedeniyle taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı, yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde açık itirazda bulunulmadığı gibi ön inceleme duruşmasında da tarafların hukuk seçimi konusunda herhangi bir anlaşmaya varmadıkları, buna göre somut uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın Türk hukuku hükümlerine göre çözülmesinin yerinde olduğu, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, hak edilen işçilik alacaklarının bilirkişi raporunda belirlendiği ve İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alındığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının çalışma yeri Cezayir olup uyuşmazlıkta Cezayir hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Davaya cevap vermeyerek davayı inkâr etmiş sayılan davalının inkâr çerçevesinde savunma yapabileceği ve ispat faaliyetinde bulunabileceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7018, K. 2025/9201, T. 26.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-7018-e-2025-9201-k-97567c0e1878