Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6908 E. 2025/6787 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6908
Karar No
2025/6787
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3744 E., 2025/789 K. DAVA TARİHİ : 07.10.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/707 E., 2022/456 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 373/4 hükmü uyarınca bozmaya uyularak verilen kararda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar; 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1 hükmüne eklenen 3. fıkra uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin bozulan karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığından, davalıların temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketlere ait Cezayir’de bulunan işyerinde 20.06.2016 tarihinde betonarme demircisi (soğuk demirci) olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği tarihe kadar aralıksız çalıştığını, davacının işten çıkarıldığında en son aylık ücretinin 30 çeken aylarda net 1.650,00 Euro, 31 çeken aylarda ise net 1.705,00 Euro olduğunu ve günde 3 öğün yemek, barınma ve servis yardımından yararlandığını, son aylarda kesinti yapılarak ücretinin eksik ödendiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, asgari geçim indirim alacağı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... İnşaat ve Tic AŞ (... Şirketi) ile ... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti (... Şirketi) vekilleri cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile diğer davalı ... San. Tic.Ltd. (... Şirketi) arasında imzalanan 30.04.2015 tarihli uzman ekip sözleşmesi ile ... Şirketinin, müvekkilleri tarafından yapımına devam edilen .... Bağlantı Otoyolu Yapım İşinde birtakım imalatların yapımını üstlendiğini, tüm sorumluluğun .... Şirketine ait olduğunu, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının tüm çalışmalarının bordrolarda tek tek gösterildiğini, tüm bordroların davacı tarafından ihtirazı kayıtsız olarak imzalandığını ve tahakkuk eden rakamların davacının hesabına eksiksiz olarak ödendiğini, dolayısıyla davacının herhangi bir işçilik alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresine ilişkin iddiasının doğru olmadığını, davacının 25.07.2016 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının ücret iddiasının sözleşmeye, bordrolara ve banka kaydına uymadığını, tüm ücret alacaklarının bordrolarda tahakkuk ettirilerek bankaya ödemesinin yapıldığını, iş sözleşmesinin haksız ve önelsiz bir şekilde davacı işçi tarafından feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılamayacağını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, asgari geçim indiriminden faydalanmasının da mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararı ile; davacının davalı işyerinde 25.07.2016-28.02.2019 tarihleri arasında en son aylık 1.736,84 Euro ücretle çalıştığı, davacıya yapılan ihbar tazminatı ödemesi ve davacı tarafça dosyaya ibraz edilen emsal karar içeriklerine göre istifa dilekçesine itibar edilmediği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı, bir hafta 14, diğer hafta 12 saat fazla çalışma yaptığı ve dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, davacının yıllık izin ve asgari geçim indirim alacaklarının ise bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli kararı ile; davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalıların talep konusu alacaklardan sorumlu oldukları, davacının son yurda giriş tarihi ve maddi hata düzeltim dilekçesi dikkate alındığında işten çıkış tarihinin 11.04.2019 olduğu, kabul edilen ücret seviyesi tespitinde hata bulunmadığı, davacıya yapılan ihbar tazminatı ödemesi ve tanık beyanı dikkate alındığında istifa dilekçesine itibar edilmemesinin isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacının bilirkişi raporunda belirtildiği gibi fazla çalışma yaptığı ancak karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispatlanamadığı gerekçesiyle bu alacağa hak kazandığına ilişkin kabulde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, yine ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile hafta tatili alacağı yönünden işyerinde bugünlerde çalışma yapıldığının tanık beyanlarıyla ispatlanmış olması karşısında bu taleplerin kabulünde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm altına alınan alacakların "davalıdan" tahsiline karar verilmesinin infazda tereddüt oluşturduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.10.2024 tarihli kararıyla; davacı tarafın tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre tüm çalışma dönemi davacı ile birlikte geçmeyen tek tanık beyanına göre davacının ücretinin net 1.650,00 Euro olarak kabulünün hatalı olduğu, davacının sözleşmelerde kararlaştırılan ücret miktarı ile çalıştığının kabul edilmesi gerektiği ayrıca dosya içerisinde yer alan imzalı ve imzasız ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının hesaplamalarda değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki 21.03.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretinin baz alındığı, fazla çalışma ücret alacağının, davacı tanığının davacının çalışmasına tanıklık ettiği dönem dikkate alınarak hesaplandığı, fazla çalışma ücret tahakkuku bulunan imzalı ücret bordrolarının hesaplamadan dışlandığı, imzasız ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuklarının tanık beyanlarına dayalı hesap sebebiyle yapılan indirim sonucunda bulunan alacak tutarlarından mahsup edildiği, 21.03.2025 tarihli raporun denetime elverişli olduğu ve neticeten bilirkişi raporu doğrultusunda davacının fazla çalışma ücret alacağının bulunmadığı her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma sebebi çerçevesinde bakiye ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücret alacağının hesaplandığı ve bozma konusu yapılmayan ücret alacağının hesaplandığı görülmüş ise de, işverence brüt 6.640,61 Euro fazladan fazla çalışma ücret ödemesinde bulunulduğu ve bu ödemenin ücret ve ücret niteliğindeki (ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti) alacaklarının hesabında dikkate alınması gerektiği, fazladan yapılan 3.929,29 Euro fazla çalışma ücret ödemesinin bilirkişice hesaplanan ücret, %30 indirimli ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarını (toplam 2.325,90 Euro) karşıladığı gerekçesiyle ücret, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacak istemlerinin de ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının hizmet süresinin hatalı hesaplandığını, 20.06.2016-30.04.2019 tarihleri arasında kesintisiz çalışması olduğunu, b. Hesaba esas alınan ücret seviyesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin aylık ücretinin 30 çeken aylarda net 1.650,00 Euro, 31 çeken aylarda net 1.705,00 Euro olduğunu, c. Kıdem ve ihbar tazminatının eksik ücret üzerinden hatalı hesaplandığını, d. Davacının ücretinden her ay 150,00 Euro kesinti yapıldığını, e. Tüm hizmet dönemi için hesaplama yapılması gerekirken fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının sadece 2017 yılı için yapılmasının hatalı olduğunu, f. Davacının ücreti içerisinde fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile prim ücretlerinin bulunduğunun kabulünün hakkaniyete aykırı olduğunu, g. Davacının yıllık izinlerini kullanamadığını, h. Asgari geçim indirimi alacağının hesaplanmamasının hatalı olduğunu, ı. Bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalıların temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının ücret seviyesi ile, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenip ödenmediği konularına ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin 29.06.2022 tarihli ve 2022/7746 Esas, 2022/8494 Karar sayılı kararında usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke şu şekilde vurgulanmıştır: " ... Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) "usuli kazanılmış hak" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İBK 9.5.19 60... /9, RG. 28.6.1960-10537). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). ..." Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılamada, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunan imzalı bordro dönemlerinin hesaplamadan dışlanması, imzasız ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuklarının ise hesaplamalardan mahsup edilmesi isabetli olup bozma ilâmına uygundur. Ancak davalı işverence fazla ödendiği tespit edilen fazla çalışma ücretinin, hesaplanan ücret alacağı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarından mahsup edilmesi hatalıdır. Kaldı ki; 08.10.2024 tarihli bozma ilâmında ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili alacakları yönünden herhangi bir bozma sebebine yer verilmemiş olup Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek karar verilmesi de hatalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalılar Temyizi Yönünden Davalılar vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6908, K. 2025/6787, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6908-e-2025-6787-k-9c3f9e6838fa