Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6809 E. 2025/9965 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6809
Karar No
2025/9965
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/463 E., 2025/1167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/67 E., 2024/509 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekilli tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.2008-25.11.2015 tarihleri arasında Erbil Basra şantiyelerinde iş makineleri bakım ve tamir ustası olarak çalıştığını, aylık net 2.500,00 USD ücret aldığını, müvekkilinin diğer işçilerle birlikte 05.07.2015 tarihinde 3 ay ücretsiz izne gönderildiğini, bu süre boyunca kendisine ayda yarım ücret ödeneceğinin teklif edildiğini, müvekkilinin de bu teklifi kabul ettiğini, davalı tarafça 08.11.2015 tarihinde yeniden işbaşı yaptırılmasına rağmen 4 ay 3 günlük izinde bulunduğu süre için hak kazanmış olduğu 5.125,00 USD'ye karşılık 2.333,00 USD ödeme yapıldığını, bakiye kısmının hâlen ödenmediğini, 2015 yılı Haziran ayından ödenmeyen 450,00 USD ücret alacağının da bulunduğunu, davalının 25.11.2015 tarihinde vizelerini yenilemek için müvekkil dâhil tüm şantiye personelini Türkiye'ye geri gönderdiğini ancak müvekkil dâhil hiçbir işçisinin geri çağrılmadığını, davacının 08.11.2015-25.11.2015 tarihleri arasındaki çalışmasından kaynaklanan ücret alacağı ödenmediği gibi müvekkilinin haftanın 7 günü 07.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, tüm dinî ve millî bayramlarda çalışmaya devam ettiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, bakiye ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı iki ayrı Şirkette iki ayrı zamanda çalışma yaptığından davaların tefriki gerektiğini, zamanaşımı def'înde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket nezdinde 22.04.2008-31.08.2013 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinin brüt 600,00 USD olduğunu, davacının hak kazandığı alacaklarının kendisine eksiksiz ödendiğini, davacının İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2013/212 Esas sayılı dosyasındaki beyanlarının kendisini bağlayıcı nitelikte olduğunu savunarak ilgili beyanlar da dikkate alınarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.12.2022 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacı asılın 23.06.2023 tarihli celsede isticvaben verdiği beyanı ile Üsküdar 1. İş Mahkemesinin 2012/171 Esas sayılı dosyasında 19.11.2012 tarihli celsede davalı tanığı olarak verdiği ifadesi dikkate alınarak davacının birinci dönemde 22.04.2008-10.02.2014 tarihleri arasında ...'de, ikinci dönemde 16.04.2014– 25.11.2015 tarihleri arasında Basra’da çalıştığı; davalıların adresleri, çalışanlar arasındaki geçişkenlikler, davacının özlük dosyalarını ibrazda birbirlerinde geçen sürelere ilişkin birkısım evrakları da ibraz etmiş oldukları, ödemelerin de birbirlerine ait dönemler için yapıldığı, davalılar arasında birlikte istihdam olgusunun gerçekleştiği anlaşıldığından her iki davalının davacının çalışmalarından müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları; davacının 19.11.2012 tarihli celsede davalı tanığı olarak verdiği ifadesinde ücretinin 600,00 USD olduğunu, mesai ve maaşla birlikte eline 1.500,00-1.600,00 USD geçtiğini beyan ettiğinden davacının beyanının ifade verdiği tarih itibarıyla o dönem yönünden kendisini bağlayıcı nitelikte olduğu, davacının ikinci dönem çalışması bakımından ise ücretinin 2.500,00 USD olduğunun kabulü gerektiği; her iki dönem çalışmasının işverence feshedildiği, 01.09.2013 imza tarihli ibra sözleşmesi bulunmakta ise de ilgili belgede yer alan bedellerin banka aracılıyla ödendiğinin ispatlanmadığı, davacı tarafça da tahsil edildiği açıkça bildirilmediğinden ibranameye geçerlilik atfedilmediği, önceki çalışma döneminin tasfiye edilmediği kabul edilerek kesintili çalışmaların birleştirilmesi gerektiği; davacının 19.11.2012 tarihine kadar olan çalışma dönemi yönünden Üsküdar 1. İş Mahkemesinin 2012/171 Esas sayılı dosyasında verdiği beyan, 19.11.2012 sonrası dönem bakımından ise 23.06.2023 tarihli celsede isticvaben verdiği beyanı ile tanık beyanları dosya kapsamı dikkate alınarak davacının hak kazanıp da ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu, davacının 05.07.2015-08.11.2015 tarihleri arasındaki ücret alacağının da işverence ödendiğinin ispatlanmadığı, Üsküdar 1. İş Mahkemesinin 2012/171 Esas sayılı dosyasında verdiği beyanı gözetilerek davacının ilk 4 tam yıla ait yıllık izinlerini kullandığının anlaşıldığı, davacının 7 tam yıl hizmet süresi karşılığı hak kazanıp da kullanmadığı bakiye 54 gün yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu; davacının 19.11.2012 tarihli celsede davalı tanığı olarak verdiği beyanı ile 23.06.2023 tarihli celsede isticvaben verdiği beyanı dikkate alındığında davacının hafta tatillerinde çalışması bulunmadığından söz konusu talebin reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tanık olarak ifade verdiği tutanaklarının süresinde sunulmadığını, ıslahtan sonra sunulan belgeler nedeniyle yargılamanın gecikmesinden davalının sorumlu olduğunu; bu sebeple lehine red vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Hatalı bilirkişi raporu ve davacı ile menfaat birlikteliği bulunan tanık beyanları esas alınarak karar verildiğini, b. Davacını aynı çalışma koşulları içerisinde çalıştığı bir dönemde çalışma dönemi üçe ayrılarak her bir çalışma dönemi bakımından farklı ücret ve çalışma şartının kabul edilmesinin yerinde olmadığını, davacının isticvap beyanının kesin doğru kabul edilip aynı çalışma yeri bakımından kabul edilen farklılıklara itiraz ettiklerini, c. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, ücretinin ilk çalışma dönemi için 600,00 USD, ikinci çalışma dönemi için ise 800,00 USD kabulü gerektiğini, davacıya bu miktarın üzerinde yapılan ödemelerin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretin alacaklarını kapsadığını, davacı ve davacı tanığın başka dosyada davalı tanığı olarak alınan beyanlarında bu hususu teyit ettiklerini, d. Hizmet süresi bakımından yurda giriş çıkış kayıtlarının değil, hizmet döküm cetvelinin esas alınması gerektiğini, e. İlk çalışma dönemi bakımından 31.08.2013 tarihinde davacıya imzalatılan ve makbuz karşılığı ödenen kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, ikinci çalışma döneminin bitiminde davacının izin kullanmak için yurda döndüğünü ancak izin bitimi sonunda işveren tarafından ihtar çekilmesine rağmen işyerine dönmediğinden iş sözleşmesinin feshedildiğini, bu dönem için davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, f. Davacının tanık olarak dinlendiği beyanından da anlaşıldığı üzere 4 ayda bir 10-15 gün yıllık izin kullandığını, bu sürelere ilişkin ücretin kendisine ödendiğini, yurda giriş çıkış kayıtlarının da iddialarını doğruladığını, yıllık izin ücreti alacağının reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, ücret miktarı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm; davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenip ödenmediği uyuşmazlık konusudur. Davalı davacı işçinin imzasını taşıyan kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin imzalı ödeme belgeleri ibraz etmiştir. Davacı taraf bu belgelere ilişkin açıklamada bulunmadığı gibi Mahkemece de bu belgeler değerlendirilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, dosyada mevcut kıdem ve ihbar tazminatı ödeme belgelerine ilişkin olarak davacı vekilinden açıklama talep etmek, gerekirse davacı asılı bizzat dinlemek, belgelerdeki imza inkar edilirse imza incelemesi yaptırmak, kısaca söz konusu belgelerin geçerliliğini denetleyip oluşacak sonuca göre karar vermektir. 3. İlk Derece Mahkemesince davacının, başka Mahkemeye ait dava dosyasında 19.11.2012 tarihinde davalı tanığı olarak vermiş olduğu beyanı gözetilerek hizmet süresinin ilk 4 yılına ait yıllık izinlerini kullandığı; davacının toplam hizmet süresi olan 7 yıl süresince hak kazandığı 110 gün yıllık izin süresinden kullanılan 56 gün yıllık izin süresi mahsup edilmek suretiyle davacının bakiye 54 yıllık izin süresi karşılığı ücret alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.12.2022 tarihli kaldırma kararında davacının kullanmadığı yıllık izin ücret alacağı bulunup bulunmadığı ve çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı hususlarında beyanının alınmasından sonra sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararında belirtilen diğer hususların yanı sıra davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca yıllık izin hususunda beyanı alınmak üzere huzura alındığı belirtilmiş ise de davacının yıllık izin konusunda beyanının alınmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davalı tarafça davacının yurt içinde bulunduğu süreler için ücretinin ödendiği, bu sürelerin de yıllık izinden mahsubu gerektiği ifade edilmiş ise de dosyada bu yönde yapılan bir araştırma da bulunmamaktadır. Yıllık izin ücreti alacağı bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Diğer yandan, davacının 16.04.2014-25.11.2015 tarihleri arasındaki Basra'daki çalışmasına ilişkin tek görgü tanığı ... . olup tanığın dinlendiği tarihte davacı ile menfaat birliği içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu tanığın beyanı esas alınarak davacının haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı, iki haftada bir hafta tatilleri ile dinî bayramlar hariç ulusal bayram ve genel tatillerin tümünde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanıp hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Dosyada davacı tarafça süresi içerisinde bildirilip dinlenilmesi talep edilen ... 'nin beyanının alınması için mahal mahkemesine yazılan talimatın bila ikmal iade edildiği, söz konusu tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiğine ilişkin beyan da bulunmadığı dikkate alındığında, tanığın ilgili döneme ilişkin görgü sahibi olup olmadığı davacı taraftan sorularak gerekirse beyanı alındıktan sonra dosyada yer alan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ilgili döneme ilişkin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalılar yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6809, K. 2025/9965, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6809-e-2025-9965-k-5bbb34297901