Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6593 E. 2025/8233 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6593
- Karar No
- 2025/8233
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1654 E., 2025/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/532 E., 2025/96 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurumda, 16.04.2007 tarihinden iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 13.09.2020 tarihine kadar şoför olarak aralıksız çalıştırıldığını, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını, ancak ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile; ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin işi anahtar teslim iş olarak verdiğini, ihale makamı olan Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, çalışanların emir ve talimatları ihaleyi alan firmadan aldıklarını, davacının Kurum işçisi olmadığını, davacının çalışmasının haftalık 45 saati aşmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde nadiren çalışma yapıldığının ancak karşılıklarının ödendiğini, 2013 yılından sonraki tüm izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı işverenin alt işverenlerinde 16.04.2007-12.09.2020 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığı, ancak 2008 yılı Kasım ve Aralık ayı, 2009 yılının tamamı ve 2010 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin çalışmasının bulunduğuna dair belge ve delil olmadığı anlaşıldığından bu sürenin hizmet süresinde dikkate alınmadığı, iş sözleşmesinin işin sona ermesi nedeniyle sona erdiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, bakiye 101 gün yıllık izin alacağının olduğu, davalı Kurumun asıl işveren olarak alacaklardan sorumlu olduğu, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; Dairelerinin kaldırma kararında davacının 31.10.2008 - 06.12.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması olup olmadığının araştırılması gerektiğinin ifade edildiği, Mahkemece yapılan araştırmada bu tarihler arasında davacının çalışması olmadığı tespit edildiğinden bu dönemin toplam hizmet süresinden dışlanarak davacının hizmet süresinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, davacının, davalı işyerinde alt işveren firma işçisi olarak 16.04.2007-12.09.2020 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin alt işveren firma tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen işten ayrılış bildirgesinde kod 18 olarak bildirildiği, işveren tarafından feshin geçerli bir sebebe dayandığının ispat edilemediği, davalı ile ihbar olunan alt işveren firmalar arasında yapılan sözleşme ve davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında davalı ile alt işveren firmalar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, dava konusu tazminatlardan davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının bakiye 101 gün yıllık izni olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, giydirilmiş ücret belirlenmesinde hata bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresine itiraz ettiklerini, 2. Husumet itirazında bulunduklarını, ihalenin anahtar teslimi olarak verildiğini, 3. Yüklenici firmalarla aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi olmadığını, 4. İş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı olmadığını, 5. Hesaplamalara itiraz ettiklerini, 6. Yıllık izin alacağının hatalı hesaplandığını, 7. Alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurumun talep edilen alacaklardan sorumlu olup olmadığı, davacının hizmet süresinin tespiti ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve bu alacakların hesaplanması, zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresi; Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen çalışma günleri toplanmak ve hiç bildirim yapılmayan 2008 yılı Kasım ve Aralık ayı, 2009 yılının tamamı ve 2010 yılı Ocak ve Şubat ayları dışlanmak suretiyle toplam 12... gün olduğu tespit edilmiş ve son ücret üzerinden dava konusu alacaklar hesaplanılarak davalı Kurum sorumlu tutulmuştur. Ne var ki davacının çalışmasının 2008 yılının Kasım ayında sona erdiği, yeni bir alt işverendeki çalışmasının ise Mart 2010 tarihinde başladığı, farklı işverenler arasındaki çalışmasının makul süreyi aşan şekilde kesintiye uğradığı ve davacı yanca da çalışmanın kesintisiz devam ettiğinin yöntemince ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda artık alt işverenler arasında işyeri devrinden söz edilemez. Davacının makul sayılabilecek süreyi aşan kesintiden sonra başlayan çalışması, yeni bir iş sözleşmesine dayalıdır. Bu kabule göre davacının iki ayrı çalışma dönemindeki çalışma süreleri ve dönemin son bulduğu tarihteki ücret seviyesine göre zamanaşımı savunması da gözetilerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmalıdır. Mahkemece belirtilen yönler gözetilmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.