Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6503 E. 2025/7762 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6503
- Karar No
- 2025/7762
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1281 E., 2025/1356 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/130 E., 2023/184 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 16.03.2011-15.03.2022 tarihleri arasında kalıpçı pres operatörü olarak çalıştığını, mesai alacaklarının ödenmemesi, aldığı ücretin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) tam bildirilmemesi ve eksik prim ödenmesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğini, en son ücretinin 6.200,00 TL olduğunu, kendisine yılda iki ücret ikramiye verildiğini, yol ve yemeğin işveren tarafından karşılandığını, fazla çalışma yaptığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16.03.2011 tarihinde çalışmaya başladığını, 23.09.2013 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, 26.04.2014 tarihinde tekrar işe başladığını, 17.03.2022 tarihine kadar çalıştığını, ihtarname içeriğinde yazanların gerçeği yansıtmadığını, 15.03.2022 tarihinde davacının işyerini terk etmesi, bu tarihten itibaren devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının dava konusu alacaklara hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.03.2011-15.03.2022 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz bir şekilde çalıştığı, davacının talebi ile bağlı kalınarak kullanmadığı 20 günlük yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu ve iş sözleşmesinin feshi ile ücret alacağına dönüştüğü, davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğu, hafta tatili ücreti alacağının ispat edilemediği, davacı tanıklarının fazla çalışma, hafta tatili, ikramiye, ulusal bayram ve genel tatil çalışması karşılığının elden ödendiğini beyan ettikleri, bu hâlde prime esas kazançlarının eksik bildirildiği, bu durumun çalışma koşullarına aykırılık oluşturduğu, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı asılın duruşmada verdiği beyanında son ay yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini belirttiği, dinlenen davacı tanıklarının iş sözleşmeleri daha önce sona erdiğinden bu hususta davacı tanık beyanlarına itibar edilemediği, ancak davalı tanık beyanlarından davacının belirttiği dönemde fazla çalışma yaptığının tespit edildiği, davalı tarafın tespit edilen bu fazla çalışmaların karşılığının davacıya ödendiğine ilişkin olarak dosyaya imzalı ve tahakkuk içeren bordro veya ödeme kaydı sunmadığı, tespit etilen fazla çalışma alacağının hüküm altına alınmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, davalı tarafından davacının talep ettiği döneme ilişkin yıllık izinlerin kullandırıldığına dair imzalı yıllık izin defteri veya eş değer bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının ödenmeyen işçilik alacağının bulunduğu ve tanık beyanları ile SGK kayıtlarından anlaşılacağı üzere davacının fazla çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiği ve böylece davacının ilerideki emeklilik haklarının zedelendiğinin anlaşıldığı, davacının iş sözleşmesine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-(e) hükmü gereğince haklı olarak son verdiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, davalı vekili davacının ilk dönem çalışmasının davacının istifası ile sonuçlandığını ve bu nedenle davacının kıdem süresine dâhil edilemeyeceğini belirterek istinaf itirazında bulunmuş ise de bu dönemde davacının istifa ettiğine ilişkin istifa dilekçesi dosyaya sunulmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Silahların eşitliği ilkesi, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, 2. Davacının kesintisiz bir şekilde çalışmadığını, ilk çalışma dönemi istifa ile sona erdiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, 3. Fazla çalışma ücreti hesaplanırken tanık K.M'nin beyanı dikkate alınsa da aynı tanığın fazla çalışma ücretinin tarafına ödendiğini de beyan ettiğini, bilirkişinin yalnızca aleyhe kısmı dikkate aldığını, 4. Davacının iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle feshedildiğini, 5. Davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, 6. Davacının son bir aydaki fazla çalışma ücreti alacağının ödenmediğini iddia ettiğini, davacı tanıklarından hiçbirinin davacının son ay çalışmasına şahit olmadığını, 7. Müvekkili ... fazla çalışma gerektirecek şekilde çalışma yapılmadığını, 8. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.