Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6390 E. 2025/6897 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6390
Karar No
2025/6897
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/261 E., 2025/122 K. DAVA TARİHİ : 30.03.2012

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait işyerinde 2006-2011 yılları arasında üretim bölümünde üretim işçisi olarak çalıştığını, talimatları davalı Şirketten aldığını, görevinin forklift ile tütün vb. malzemelerin taşınması ve istiflenmesi olduğunu, muvazaalı olarak alt işveren firma işçisi olarak gösterildiğini, bu nedenle diğer işçilerin yararlandığı haklardan yararlanamadığını, üretim alanında davalının diğer işçilerle beraber çalıştığını, davalı Şirket işçilerinin daha yüksek ücret aldığını, diğer işçilerin yararlandığı hiçbir sosyal hak ve ayrıcalıklarından yararlanamadığını, iş sözleşmesi sona erdirilirken hesaplamaların yanlış yapıldığını ve alacaklarının eksik ödendiğini, işyerinde alt işveren işçilerine ayrımcılık yapıldığını ileri sürerek eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacağı ve eşitlik ilkesine aykırılık tazminatı ile sosyal yardım alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirkete ait işyerinde tütünün makinelere beslenmesinden, işlenmesine ve mamullerin tüketiciye ulaştırılması için paketleme aşamasına kadar olan süreç içerisinde kısaca tütün mamullerinin üretim işi yapıldığını, müvekkili Şirket tarafından kendi kadrosunda bulunan işçilerle ayrı bir binada ve otomatik olarak el değmeden makinelerde üretim işinin gerçekleştirildiğini, davacının çalıştığı depoda müvekkili Şirketin çalışan işçisinin bulunmadığını, davacının çalıştığı bölümde boşaltma, taşıma, tahliye, istifleme işinin asıl işin parçası olmadığını, bu bölümde yapılan işlerin alt işverenlere verildiğini, davacının da alt işverende yardımcı nitelikte sayılan işlerde ve forklift operatörü olarak çalıştığını, bu bakımdan davalının işçisi sayılamayacağını, alt işverenler ile aralarında herhangi bir şekilde muvazaa ilişkisinin bulunmadığını, çalıştığı bölümde müvekkili Şirketin çalışan işçisi bulunmadığından emsali işçiden söz edilemeyeceğini, emsali işçi olduğu iddiasına dayalı olarak ücret farkları talebinin sözleşme dayanağının bulunmadığını, işverenin eşit davranma ilkesine aykırı davranışının da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.12.2015 tarihli kararı ile; davacının atık temizleme işinde çalıştığı, icra edilen işin mahiyeti itibarıyla yardımcı iş niteliğinde olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 29.12.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 tarihli kararı ile; somut olayda, davalı işyerinde sigara üretimi işi yapıldığı, davalıya ait işyerinde yapılan asıl iş dikkate alındığında, ana üretim girdisi olan tütünün ve yan üretim girdisi olan ambalaj malzemesi gibi malzemelerin, işyerinin bina ve bölümleri arasında forkliftlerle taşınması, istiflenmesi ve depolanması işleri, asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir parçası niteliğinde olup bu işlerin asıl işe yardımcı işler olarak kabul edilmesi ve alt işverenlere verilmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi hükmüne uygun düşmeyeceği, davalı ile davacının işçisi olarak çalıştığı dava dışı şirket arasında muvazaa bulunduğu sabit olup davacının 2006-2011 tarihleri arasında forklift operatörü olarak muvazaalı bir şekilde dava dışı alt işveren firma olan ... Ltd. Şti. işçisi olarak çalıştığı anlaşılmakla bu tespit doğrultusunda; davacı ile aynı dönemde çalışan ve davacı ile aynı işi yapan, davalı işverenin emsal işçileri tespit edilerek davacının yaptığı işin bu işçilerin yaptığı işle aynı iş olup olmadığı, işçilerin vasıflarının aynı olup olmadığı belirlendikten sonra, işçilere ödenen ücretler de tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 13.11.2023 tarihli kararı ile; davalı tarafça sunulan ve davacı tarafça bildirilen emsal işçilerle uyuşan emsal ücret bordrolarına göre emsal olarak bildirilen C.U'nun ücretinin 31.12.2010 tarihinde günlük brüt 69,62 TL olduğu, emsal dosyalardaki tespitler dikkate alınarak ibranamenin makbuz hükmünde olduğu, davacıya kısmi kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, feshe dair ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın bu yükümlülüğünü yerine getiremediği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, emsal dosyalarda dinlenen tanıkların işyerinde üçlü vardiyanın bulunduğunu, işin durumuna göre fazla çalışmaya kalınabildiğini beyan ettikleri, tanık beyanlarından davacının fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığı, tanıkların ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin hesaplanabilir beyanlarının bulunmaması nedeniyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına da hak kazanamadığı, sosyal hakların tespitine yönelik delil ve belge bulunmadığından ve davacıya emsallerinden daha düşük ücret ödenmesinin nedeni olarak davacının dil, ırk, cinsiyet ya da siyasal düşüncesinden dolayı yapılmış bir ayrımcılığın varlığının ispat olunamadığı, bu nedenle davacının ayrımcılık tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verildiği, davaya karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak alacakların hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bozmadan önceki yargılamada tensiple dava belirsiz alacak davası kabul edildiğinden davacı tarafından yapılan ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek sonuca gidilmiştir. Mahkemenin 13.11.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut uyuşmazlıkta dava kısmi dava olup kısmi davada aynı talepler için bir defa ıslah yapılabileceğinden, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları yönünden ikinci ıslah dilekçesine talep arttırım dilekçesi olarak itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu ve ücret farkı alacağı yönünden ise daha önce ıslah yapılmadığından, 18.12.2015 tarihindeki ıslah dilekçesine sadece bu talep yönünden değer verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemenin 06.04.2012 tarihli tensip tutanağında davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiğini, b. Hüküm altına alınan alacaklara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, c. Eşitlik ilkesine aykırılık tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, d. Davacının fazla çalışma yaptığını, sözde alt işveren ücreti üzerinden ödenen fazla çalışma ücretlerinin farklarına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece kabul ve ret oranının hatalı hesaplandığını, b. Davacının atık bölümünde çalıştığını kendisinin de ikrar ettiğini, tütün depoda çalışmasının ve forklift kullanma belgesinin de bulunmadığını, keşif sırasında açıkça atık sahasında istifleme ve ayrıştırma işlerini yaptığının ifade edildiğini, muvazaa kabulünün hatalı olduğunu, c. Davacıyla aynı işte çalışan emsal işçi bulunmadığını, ibranamede tüm izin haklarının kullanıldığı yer almasına rağmen itibar edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davanın türü ile ıslah dilekçesine değer verilip verilemeyeceği, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin doğru belirlenip belirlenmediği noktalarındadır. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından usulüne uygun olarak verilen ıslah dilekçeleri dikkate alındığında dava değerinin 38.424,94 TL olduğu, kabul edilen miktarın ise 8.124,36 TL olduğu anlaşılmakla bu hâlde yargılama giderlerinin bu miktarlar dikkate alınarak hesaplanması gerekirken Mahkemece farklı kabul-ret oranı üzerinden hesaplama yapılarak hüküm kurulması hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinin (A) alt bendine yer alan "721,31" rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine "703,00" rakamlarının yazılması, Hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinin (B) alt bendine yer alan "960,61" rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine "967,32" rakamlarının yazılması, Hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinin (B) alt bendine yer alan "29.406,52" rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine "30.000,00" rakamlarının yazılması, suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6390, K. 2025/6897, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6390-e-2025-6897-k-0f5d17261560