Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6034 E. 2025/6727 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6034
Karar No
2025/6727
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2125 E., 2024/2775 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E., 2024/370 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar .... Ağır San. İnş. ve Taah. AŞ (... Şirketi), ...İnşaat San. Turizm ve Tic. AŞ (...Şirketi) ve ... İnşaat ve Tic. AŞ ( ... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ......, ... ve ... Şirketleri Adi Ortaklığı işyerinde diğer davalı alt işveren ... Yapı Madencilik ve İş Makinaları San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Yapı Şirketi) tarafından yürütülen metro tünel inşaatı işinde çalıştığını, iş sözleşmesini müvekkilinin haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin dava şartı arabuluculuğa başvurduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, yaklaşık 3 ay sonra ... Yapı Şirketi tarafından çağırılarak kendisine ödeme yapılacağının söylendiğini, şirkete gittiğinde toplu hâlde işten çıkartılan arkadaşlarının da aynı gün şirkete çağırıldığını gördüğünü, davalı Şirketin muhasebe biriminde çalışan C.D.'nin ödeme yapılmadan önce birtakım evrakları imzalamaları gerektiğini, imzalamazlarsa ödemenin yapılmayacağını söylediğini, okumalarına ve incelemelerine müsaade edilmeden yüzlerce evrakı zorla ve baskıyla imzalattıklarını ileri sürerek usulüne uygun olmayan arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili cevap dilekçesinde; davacı dâhil tüm işçilere hesaplamaların neye göre yapıldığının ayrı ayrı açıklandığını, bu süreçte bazı çalışanların yapılan hesaplamaları kabul etmedikleri gibi arabuluculuk görüşmelerine katılmayı da kabul etmediklerini ve dava açma yolunu tercih ettiklerini, davacının da içinde yer aldığı çalışanların ise yapılan hesaplamaları doğru bulduklarından kendilerine ödenecek tutarlarda herhangi bir eksiklik bulunmadığını kabul ederek kendi ... iradeleri ile arabuluculuk görüşmelerine katılıp arabuluculuk belgelerini imzaladıklarını, müvekkili Şirketlerin de dâhil olduğu arabuluculuk sürecinde hiçbir şekilde tehdit yahut baskı yapılmadığını, arabuluculuk sürecine katılmak istemeyen işçilerin zorlanmadığını, dolayısıyla davacının irade fesadı iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, nitekim N.T. isimli bir çalışan tarafından Şirket vekiline atılan mesajlarda görüşmelerden haberdar olunduğunun açık olduğunu, üstelik bu işçinin geç ödeme sebebiyle arabuluculuk görüşmesindeki görüşmelerini kabul etmeyip dava yoluna da başvurduğunu, yine şantiye şefi G.E. ile Adi Ortaklığı oluşturan Şirketlerin vekili arasında yapılan yazışmalardan da taraflarla arabuluculuk görüşmesi yapıldığının ve tüm süreçten davacıların bilgisi olduğunun kanıtlandığını; huzurdaki davaya konu arabulucu anlaşması “ihtiyari arabulucu” anlaşması olup, ihtiyari arabuluculuk görüşmesinde dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinde olduğu gibi büro numarası veya Bakanlık numarası alınmasına gerek olmadığını, böyle bir eksiklik olsa bile arabulucu anlaşmasının geçerliliğiyle ilgili bir durum olmadığını, davacı vekili tarafından öne sürülen davacının arabuluculuk evrakına ulaşamadığına ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Yapı Şirketi yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sunulan ve toplanan bilgi ve belgelere göre arabuluculuk başvurusunun işverenlikçe yapıldığı, görüşmenin telekonferans yoluyla gerçekleştirildiği, görüşmeye davacı ... davalı...Yapı Şirketi yetkilisinin aynı anda davalı Adi Ortaklığa ait metro şantiyesinde hazır bulunarak katıldığı, tanık beyanlarına göre hem çok sayıda çalışanla aynı anda hemde davalı işyerinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, dolayısıyla arabuluculuk sürecinin hukuka uygun ve sağlıklı şekilde yürütülmediği, yine anlaşma belgesine "SGK'ya yapılmış bildirim süreleri kapsamında" şerhi konularak görüşmelerin işçi aleyhine sınırlandığı, ihtiyari arabuluculuk masraflarının işveren tarafından ödeneceğinin belirtildiği ve ihtiyari arabuluculuk sözleşmesinde arabuluculuk numarasının bulunmadığı, özellikle toplu şekilde çalışanların iş sözleşmesinin sona ermesi hâllerinde işveren ile işçi arasında yapılan görüşmelerin müzakere şeklinde gerçekleşmediği ve işverenin baskı ve psikolojik tacizi (mobbing) ile işçilere ihtiyari arabuluculuk sözleşmesi imzalatılmakta olduğunun da bilinen bir gerçek olduğu, çok sayıda işçi ile dar zamanda ve mekanda yani bağımsız bir yerde olmayıp da işyerinde görüşme yapılması, bu esnada işçilerin üçüncü kişilerden yardım alma durumunun bulunmaması, işçilerin en temel hakkı olan ücretlerinin de ödenmemiş olup maddi ve manevi olarak zor durumda olmaları hâlinde kendilerine arabuluculuk sözleşmesi imzalatıldığı, bu hâliyle sözleşmenin işçinin iradesi sakatlandığından hukuki geçerliliği bulunmadığı, aslında ibra niteliğinde bulunan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin arabuluculuğun amacına uygun olmadığı ve iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davaya konu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin konu ile ilgili olarak bilgilendirilmediklerine, gerçek anlamda müzakerelerde yer almadıklarına ve sonuç olarak kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığına ilişkin Mahkemenin tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... Şirketlerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili temyiz dilekçesinde; 1. Çalışanların arabuluculuk görüşmelerine zorlanmadığını, arabuluculuk sürecine dahil olmayıp dava açma yolunu tercih eden çalışanlar olduğunu, 2. Davacının arabuluculuk görüşmeleri hakkında bilgisi olduğunu kanıtlayan whatsapp görüşmelerinin dosyaya sunulduğunu, 3. Arabulucu tarafından, arabuluculuk sürecine katılmak isteyen tüm işçilere, öncelikle süreç hakkında detaylı bilgi verildiğini, akabinde anlaşmaya konu alacak kalemleri ve tutarların tek tek açıklandığını ve tüm tarafların anlaşma iradesi göstermesi sonucunda arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, 4. Davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, 5. Davaya konu arabuluculuk tutanaklarının Bakanlık dosya numarasının 2022/298199 şeklinde olduğunu, ihtiyari arabuluculuk sözleşmesinde arabuluculuk numarasının bulunmamasının esasında arabuluculuk anlaşmasının geçerliliğiyle ilgili bir durum olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar , ... ve ... Şirketleri vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6034, K. 2025/6727, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6034-e-2025-6727-k-31fa032d5334