Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5918 E. 2025/7449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5918
Karar No
2025/7449
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/368 E., 2025/763 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Gebze 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/162 E., 2024/447 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce davalı Şirkete karşı işçilik alacakları istemi ile ... İş Mahkemesi'nde dava açtığını, alacak davasında davalı vekilince taraflar arasında ihtiyari arabuluculuk sonucu anlaşma belgesi düzenlendiğinden bahisle davanın reddinin talep edildiği, söz konusu belgeler arabuluculuk anlaşması sayılması için yasal şartları taşımadığından, irade sakatlığının öğrenilmesine müteakip anlaşmanın iptali talebiyle somut davanın açıldığını, davacının arabuluculuk konusunda herhangi bir başvurusu olmadan gerçekleştirilen görüşmelerin gerçek bir arabulucu görüşmesi olmadığını, dosya numarasının dahi yer almadığı bir tutanağın mevzuat hükümleri uyarınca geçerli bir arabuluculuk tutanağı olarak kabul edilmeyeceğini, aynı gün içerisinde ve onlarca işçiye nerede yapıldığı dahi tutanaklarda belirtilmeden bir takım belgelerin imzalatıldığını, anlaşma belgesinde yapılması kararlaştırılan ödemelerin davacının hangi döneme ilişkin alacaklarını kapsadığının da yer almadığını, arabuluculuğun temel ilkeleri hususunda davacının bilgilendirilmediğini, arabuluculuğun tarafsızlığını engelleyen hâllerin var olup olmadığının araştırılmaya muhtaç olduğunu ileri sürerek hukuka aykırı olarak düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının arabuluculuk anlaşma belgesinin kanuni geçerlilik şartlarını sağlamadığını iddia ettiğini, arabuluculuk tutanaklarının usulüne uygun şekilde düzenlendiğini ve davacı tarafından bizzat imzalandığını, arabuluculuk tutanaklarının iptalinin talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli bir yaklaşım olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı iş yerinin "..." adresinden "..." adresine 2018 yılında taşındığı, davalı işyerinin taşınması sırasında 28.12.2018 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağı ile davacının kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, asgari geçim indirimi ile ücret alacaklarına ilişkin anlaşma tutanağı imzalandığı, davacıya ait işe giriş ve çıkış bildirgelerine göre 28.12.2018 tarihinde ... ile davalı işyerinden ayrıldığı, 02.01.2019 tarihli işe giriş bildirgesine göre davalı işyerinin yeni taşındığı "..." adresinde çalışmaya devam ettiği, 24.02.2021 tarihli işten ayrılış bildirgesine göre ise ... ile işten çıkışının yapıldığı, davacı tanığı ...'nün, davalı işyerinin yetkilisi olduğunu, Şirket Yönetim Kurulu başkanı olduğunu, 2018 yılında Yönetim Kurulu başkanlığından ayrıldığını, davalıya karşı davasının olmadığını ve davacının taşınma sürecinde Dilovası'nda çalışmaya devam ettiğini açıkladığı, davacının 28.12.2018 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep etmesine rağmen irade fesadı hâllerinden hangisine dayandığını bildirmediği ve arabuluculuk tutanağının 28.12.2018 tarihinde düzenlenmesinden itibaren davayı 07.06.2022 tarihinde açtığı, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada tanık olarak dinlenen, ihtiyari arabuluculuk tutanağı ve arabulucu belirleme tutanaklarında ismi ve imzası bulunan ....'nün "Biz davacı ile sözleşmiştik normalde, fakat benim fabrikada olmadığım bir saatte ve arabulucunun da olmadığı iş yerinde daha sonradan imza atmak sureti ile ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlenmiştir. Ben arabuluculuk tutanağı düzenlendiğinde iş yerinde değildim ... dan öğrendiğim kadarı ile arabulucu da görüşmeye katılmamış ve bildiğim kadarıyla çıkartılan arkadaşlara bir söz hakkı verilmemiş. Ben de arabuluculuk tutanağını sonradan imzaladım. Ben imza atarken bütün imzalar atılmıştı. Benim iş yerine karşı açılmış davam yoktur. Daha önce iş yerinde müzakere yapılmıştı. Müzakereyi çalışan arkadaşlar ve onlardan sorumlu olarak ben katılmıştım. Arabulucu katılmamıştı. Sonra ben şirketten ayrıldım. Benim şahsi olarak arabulucu ile görüşmem olmadı. Ben bu görüşmenin olmadığını İK dan öğrendim." şeklinde beyanda bulunduğu, arabulucu belirleme tutanağı, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı ve bilgilendirme tutanağının hepsinin aynı tarihte düzenlenip imzalandığı, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; ihtiyari arabuluculuğun tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşması ile gerçekleşmediği, bilakis davalı işverenin girişimi ile gerçekleştirildiği ve sürecin işleyişinde davacının katkısının olmadığı, tanık beyanından anlaşılacağı üzere tutanakta işveren vekili olarak imzası olmasına rağmen görüşmelerde de yer almayıp sonradan imzasını tamamladığı ve arabulucunun görüşmede hazır olmadığı yönünde de bilgisinin bulunduğunu aktarması karşısında artık kanuna uygun olarak yürüyen bir arabuluculuk sürecinden bahsedilemeyeceği, diğer yandan davacının ileri sürdüğü iptal nedenleri dikkate alındığında somut olayda irade fesadına ilişkin hak düşürücü sürenin uygulama kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İhtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali talebinin ve arabuluculukta anlaşılan hususlarda dava açılmasının usule aykırı olduğunu, 2. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) ilgili hükümleri ve İlk Derece Mahkemesinin verdiği ret kararı dikkate alındığında, ihtiyari arabuluculuk tutanağını imzalayan tarafların bu tutanaklarla ilgili dava açmasının ve Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili kanun hükümlerini ve delilleri eksik değerlendirip İlk Derece Mahkemesinin ret kararını kaldırmasının hukuka aykırı olduğunu, 3. Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre sona erdikten sonra açıldığı için reddi gerektiğini; ancak Bölge Adliye Mahkemesinin bu husus üzerinde durmadan davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ve iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5918, K. 2025/7449, T. 06.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5918-e-2025-7449-k-46940b5656d6