Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5674 E. 2025/6041 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5674
- Karar No
- 2025/6041
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1521 E., 2025/1045 K. DAVA TARİHİ : 30.09.2021 Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 05.12.2018-01.07.2021 tarihleri arasında satış müdürü olarak en son 4.000,00 Euro ücretle kesintisiz olarak çalıştığını, 05.12.2018 tarihinde davalının Türkiye'deki şubesinde işe başlayan davacının, davalının görevlendirmesi ile 01.02.2019 tarihi itibarıyla İspanya'da bulunan şubede çalışmaya devam ettiğini, davacının 14.03.2021 tarihinde doğum yaptığını, analık izninde olan davacının iş sözleşmesine son vermek isteyen davalının müvekkiline haklarını ödeyeceğini beyan ederek ve müvekkilini zorlayarak istifa dilekçesi almaya çalıştığını, henüz analık izni bitmeyen müvekkilinin iş sözleşmesine kötüniyetli ve haksız olarak davalı tarafından son verildiğini, haksız feshe rağmen davacının hak ettiği alacaklarının ödenmediğini, yalnızca 27.07.2021 tarihinde 15.580,47 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, davacıya işveren tarafından 900,00-1.000,00 Euro tutarında özel sağlık sigortası yapıldığını, bu tutarın giydirilmiş ücret hesabında dikkate alınması gerektiğini, davacının İspanya'ya gitmesinden sonra 14 ay boyunca ücretinin eksiksiz ödendiğini, 2020 yılının üçüncü ayından sonra ücretinin 2.000,00 Euro olarak ödenmeye başlandığını, bazı aylarda hiç ödenmediğini, davacının sadece 5 gün yıllık ücretli izin kullandığını, davacının iş sözleşmesi işveren tarafından kötüniyetli olarak feshedildiğinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 05.12.2018 tarihinde Türkiye'de satış sorumlusu olarak 14.03.2019 tarihinde İspanya şubesinde çalışmaya başladığını, 14.03.2021 tarihinde doğum yapan davacının 01.07.2021 tarihinde istifa ederek işyerinden ayrıldığını, davacının kendi el yazısı ile yazdığı beyan dilekçesinde işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığını beyan ettiğini, davacının iş tanımı gereği sık sık seyahat etmesi gerektiğini, davacının yeni doğmuş bir bebek ile seyahat etmenin kendisine yol açacağı zorlukları düşünerek ve işini gereği gibi ifa edemeyeceğini fark ederek kendisinin işten ayrılmaya karar verdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan whatsapp konuşmalarındaki 'nin müvekkili Şirkette çalışan bir işçi olup diğer işçileri işe almaya veya işten çıkartma yetkisine sahip olmadığını, konuşmaların iki arkadaş arasında yapılan konuşma olduğunu, ücret ödemelerinin eksiksiz yapıldığını, davacıya İspanya'da bulunduğu süre zarfında ev kirası ve benzer giderler için aylık 4.000,00 Euro harcırah ödendiğini, ancak salgın sürecinin başlamasından sonra tarafların karşılıklı anlaşmasıyla daha sonra 2.000,00 Euro olarak bu ek ödemelerine devam edildiğini, davacının hak ettiği bütün yıllık ücretli izinlerini kullandığı, davacının işten ayrılırken işyerini yazılı olarak ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 23. İş Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararıyla; davacının brüt ücretinin 5.595,18 Euro olduğu, işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış kodunun 25 "İşçi tarafından işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranış nedeni ile fesih" olduğu, davacı tarafından iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin iddia edildiği, davalı tarafça davacının istifa ettiği savunmasında bulunulduğu, davacının işten çıkış kodunun istifa olarak bildirilmediği ve savunmayla uyumlu olmadığı, davalı tarafça iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat edilemediği, davalı işveren tarafından davacının yıllık izinlerini kullandığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacının hizmet süresi itibarıyla hak kazanmış olduğu bakiye 23 günlük yıllık ücretli izin alacağı bakımından talebin kabulüne karar verildiği, dosyadaki banka kayıtlarına göre davacının bakiye ücret alacağının bulunduğu, davalı tarafça ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, davacının iş güvencesi kapsamında kaldığı ve iş sözleşmesinin kötüniyetle feshedildiği ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin davacının aylık ücretinin 4.000,00 Euro olduğu yönündeki tespitinin yerinde olduğu, davalı işveren tarafından banka kanalı ile davacıya yapılan ödemelerin aylık harcırah ödemesi olduğunun ispatlanamadığı, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin davalı işveren tarafından ispat edilemediği, davalı işveren tarafından davacının yıllık izinlerini kullandığına dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı ibranamenin gerekli şartları taşımadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği, kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğu, arabuluculuk sonrasında açılan davada, arabuluculuk vekâlet ücretinin yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekâlet ücreti olarak değerlendirilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından talep konusu alacaklara işletilen faizin başlangıç tarihi yönünden verilen kararın yerinde olduğu, yıllık ücretli izin ve ücret alacakları yönünden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/(a) maddesine aykırı şekilde faize ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalı tarafça cevap dilekçesinin ekinde sunulan dekontlar uyarınca yapılan ücret ödemeleri araştırılarak, Türk lirası olarak yapılan ödemeler tespit edildikten sonra ödeme günündeki rayice göre Euro karşılığının hesaplanıp belirlenen tutar mahsup edilerek varsa ücret alacağının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait banka kayıtlarının celbedildiği, Türkiye Garanti Bankası kayıtlarının tetkikinde davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunduğu dekontlar ile banka kayıtlarının uyumlu olduğunun anlaşıldığı, banka kayıtlarında davalı tarafça sunulan dekontlar dışında başkaca bir ödeme kaydının bulunmadığı, QNB Finansbank kayıtlarında ise davalı tarafından yapılan bir ödeme kaydının bulunmadığı, bilirkişi raporunda davalı tarafından Türk lirası olarak yapılan ödemelerin tespit edilerek ödeme günündeki rayice göre Euro karşılığının hesaplandığı ve belirlenen tutarın mahsup edildiği, söz konusu bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinin net 3.500,00 TL olduğunu, harcırah olarak verilen 4.000,00 Euro'nun net ücret gibi dikkate alınmasının hatalı olduğunu, 2. İş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 3. Davacının tüm izinlerini kullandığını, yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, 4. Alacakların fesih tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerekirken karar tarihindeki kur üzerinden değerlendirerek fahiş bir tazminat miktarına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ödeme itirazı ve ücret alacağının hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.