Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5631 E. 2025/7503 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5631
- Karar No
- 2025/7503
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/884 E., 2025/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili Bankanın eski çalışanları olduğunu, davalılardan ...'ın müdür, ...'in müdür yardımcısı, ...'ün ise kıdemli şef olarak görev yaptığını, Banka teftiş raporuna göre davalıların görev yaptıkları sürede 08.01.1997 tarihinden 31.03.1997 tarihine kadar geçen süre içerisinde kendilerine verilmiş yetkileri kötüye kullandıklarının, Genel Müdürlük birimlerinin bilgi ve talimatları dışında müşteri kredi talepleri varmış gibi göstererek kendilerine ve çeşitli firmalara menfaat temin ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların usulsüz işlemlerle müvekkili Bankayı zarara uğrattıklarını, belirtilen usulsüz işlemleri nedeniyle davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve ceza davası açıldığını iddia ederek Bankanın uğradığı maddi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalıların Banka şubesinde amirlerinin emri gereğince ve banka teamülleri doğrultusunda diğer Banka personeliyle birlikte görevlerini yerine getirdiklerini, bütün bankacılık işlemlerinin, amir durumundaki müdürün onayı ve emri ile yapıldığını ve yapılan her işlemin Genel Müdürlük Kredi İzleme Bölümünün onayından geçtiğini, şube müdürünün, krediler ve bu kredilerin kime ne oranla kullandırılacağını Genel Müdürlüğün politikaları doğrultusunda belirleyip uyguladığını, belirtildiği gibi usulsüz işlemlerle haksız kazanç temininin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamış olup yargılama aşamasında sunulan beyanlarda davanın reddi istenmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 32. İş Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli kararı ile; davanın, davacı Bankanın davalılar tarafından uğradığını iddia ettiği maddi zararın tahsili istemli açıldığı, taraf delillerinin toplandığı ve ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/86 Esas sayılı dosyasının celp edildiği, kesinleşen ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunun da kesinleşmiş olduğu, usul ekonomisi gereği yeniden hesap bilirkişisinden rapor alınmadığı, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalıların zimmetine para geçirerek Bankaya verdiği zararın toplam 938.438,00 TL olduğunun belirlendiği, davalılar tarafından Banka zararının dava tarihinden önce 1999 yılında ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/86 Esas sayılı dosyasının incelendiği, bu dosyada aldırılan bilirkişi asıl ve ek raporlarında banka zararının ödendiğinin tespit edildiği ve yargılama sırasında davacı vekili tarafından bir itiraz dilekçesi sunulmadığı, bu duruma ilişkin olarak duruşmada da bir itiraz yapılmadığı, buna göre davalılardan ödenmesi talep edilen banka zararının ödendiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği; ancak İlk Derece Mahkemesince davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olarak belirlendiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun miktardan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, davalılar lehine dava değeri kadar vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.03.2023 tarihli kararı ile; Ceza Mahkemesince dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğinden, gerek karar içeriğinin gerekse bu dosyada aldırılan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı ve davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, ortada bağlayıcı kabul edilebilecek bir beraat kararı olmadığı, herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan sırf ceza dosyası muhteviyatıyla yetinilerek karar verilmesinin doğru olmadığı, davacının Ceza Mahkemesi yargılamasında rapora itiraz etmemesinin sonuca etkili olmadığı, sükutunun ikrar olarak değerlendirilmesinin de isabetli olmadığı, bu nedenle konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak ve gerekirse mahallinde keşif icrası suretiyle denetime elverişli ve net tespitler içeren bilirkişi raporu aldırılıp ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/86 Esas, 2014/83 Karar sayılı dosyası ile birlikte dosyada yer alan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2023 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporun dosyaya ibraz edildiği, rapor incelendiğinde; bilirkişiye verilen yerinde inceleme yetkisi kapsamında bilirkişi heyeti tarafından davacının ... şubesi kayıtlarından gerekli olduğu düşünülen bilgi ve belgelerin görülmesi ve incelenmesinin istendiği, bunun üzerine davacının ... şubesinde davalılara ait bilgi kartları, görevden çıkarma evrakları soruşturma raporlarının incelendiği, bu belgeler içerisinde bulunan hususların banka müfettişleri ve ceza yargısı safhasında yapılan tespitler olarak belirtilenler dışında banka zararının dosya kapsamında tespitini sağlayacak nitelikte olmadığı, ceza yargılaması sırasında alınan ve davacının zararının ödenmiş olduğunu tespit eden bilirkişi raporundaki tespit dışında bir zarar olduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı, dolayısıyla banka zararının ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 28.02.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ilk kararında "... ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalıların zimmetine para geçirerek Bankaya verdiği zararın toplam 938.438,00 TL olduğunun belirlendiği, davalılar tarafından Banka zararının dava tarihinden önce 1999 yılında ödendiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup davalılarca bu yöndeki kabule herhangi bir itirazda bulunulmadığı, kararın sadece davalı ... tarafından vekâlet ücreti yönünden temyiz edildiği, bu durumda zarara davalıların sebebiyet verdiği ve zararın miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık kalmadığından; davacı tarafça gerçekleşmediği ileri sürülen ödeme olgusunun davalılarca ispatı gerektiği, kararda belirtilen banka zararına karşılık olarak, davalılarca hangi tutarda ve ne şekilde ödeme yapıldığının yöntemince ispat edilmesi, dosya içeriğinde ödemeye ilişkin ispata yarar bir delil bulunmadığı da gözetildiğinde, yapıldığı iddia olunan ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya getirtilip sonucuna göre davalılarca ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, ceza dosyası muhteviyatının da buna göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın bildirdiği ilgili Şirketlere şerhli müzekkere yazıldığı, müzekkerelere ödemeyi kanıtlayacak bir cevap verilmediği, davalı tarafça ödeme olgusu ispat edilemediğinden davacının dava dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak davanın kabulüne dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayın mahiyeti göz önüne alındığında emsal yüksek yargı kararlarında banka zararının bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini, kararın uygulanan faiz türü yönünden hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin 04.08.1999 tarihinde ... şubesinden ... şubesine atandığını, davaya konu olayda ise 30.03.2000 tarihinde gerçekleştiği iddia olunan haksız fiilden bahisle talepte bulunulduğunu, müvekkilinin çalıştığı şubeler de nazara alındığında dava konusu yapılan alacaktan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, b. Müvekkilinin herhangi bir şekilde davacı Bankanın zarara uğramasına sebebiyet vermediğini, nitekim ceza davasında sanık olarak da yargılanmadığını, c. Davalı Banka müfettişlerince düzenlenen raporlarda müvekkilinin adının geçmediğini, hiçbir usulsüz işlemde talimatı ve imzası bulunmadığını, d. Bilirkişi incelemesinin hatalı olduğunu, ... şubesinin davaya konu işlemlerinin ... şubesinde gerçekleşmişçesine değerlendirme yapıldığını, bu husustaki itirazlarının görmezden gelindiğini,
e. Dava konusu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu göz önünde bulundurulmadan ispat yükümlülüğünün taraflarınca yerine getirilmesinin beklenmesinin de hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Bozma kararında yer alan gerekçelerin haksız, dayanaksız ve kabul edilemez olduğunu, kararın her seferinde farklı bir gerekçeyle bozulmasının hukuka olan güveni zedelediğini, b. Davacının 25 yıl süren yargılama boyunca müvekkillerinin borcuna istinaden herhangi bir belge sunamadığını, borç dayanağı olarak iddia olunan vakıanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üç ayrı çalışanın aynı anda toplam 10.000,00 TL zarara sebebiyet verdiği iddiasının mantık dışı olduğunu, c. Ceza davası konusu olan Banka müşterilerinin hesapları arasındaki kaydırmaların giderildiğini, davacı Bankanın bütün bu Şirketlerden alacaklarını tahsil ettiğini, ipoteklerini kaldırdığını, ve bunları ibra ettiğini, d. Bütün bunlara rağmen hukuka ve kanuna aykırı ispat yükü değerlendirmesinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını ve müvekkillerinin mağduriyetine sebebiyet verildiğini, alacak ispat edilmeden ödeme belgesinin istenilemeyeceğini, sırf bozmaya uymak adına verilen kararın haksız ve hukuksuz olup herhangi bir gerekçe de içermediğini beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların sebep olduğu banka zararını ödeyip ödemedikleri ile faiz türü konularına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.