Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5457 E. 2025/6046 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5457
- Karar No
- 2025/6046
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/893 E., 2025/951 K. DAVA TARİHİ : 27.12.2022 Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; iş sözleşmesinin işveren tarafından müvekkilinin iradesi sakatlanarak sonlandırıldığını, davacı ile davalı Şirket arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma son tutanağında belirtilen tutarın müvekkilinin hak ettiği miktardan çok daha düşük olduğunu, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; irade sakatlığı hâlinin ileri sürülebilmesinin bir yıllık hak düşürücü süreye bağlandığını, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacıyla gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinin usulüne uygun bir şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 49. İş Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararıyla; anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun düzenlendiği, davacı tanıklarının dava konusu arabuluculuk sürecine dair doğrudan bilgi ve görgüsünün bulunmadığı ve bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2024 tarihli kararı ile, irade fesadı iddiasına ilişkin olarak kanunda öngörülen bir yıllık sürenin geçtiği, ileri sürülen diğer iddialar açısından da davacı tarafça ispat yükünün yerine getirilemediği, iptali istenen anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun olduğu ancak İlk Derece Mahkemesince davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, davacının aynı gün içinde hem istifa ettiği, hem tarafların ortak imza ile ihtiyari arabuluculuğa başvurdukları, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği, bu hâliyle taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Dairemiz bozma ilâmına uygun şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Emsal dosyalarda davacıların taleplerinin reddedildiğini, bu hâliyle aynı konuda farklı kararlar verilmesinin hukuki güvenilirlik ilkesini zedelediğini, 2. Arabuluculuk sürecinin aynı gün tamamlanamayacağına ilişkin herhangi bir kanun hükmü olmadığını, 3. Davacının irade sakatlığı hâllerini ispatlayamadığını, 4. Aleyhe iki kez vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olmadığı yönündeki bozma ilâmına uygun karar verilip verilmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.