Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5419 E. 2025/6183 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5419
- Karar No
- 2025/6183
- Karar Tarihi
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; kıdem tazminatının tahsili için açmış olduğu davalarda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile 12. Hukuk Daireleri arasında çelişki bulunduğunu, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2015 yılında yapılan kıdem tazminatı ödemesinin hizmet süresini etkilediğini ve tasfiye yarattığını kabul ettiğini, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ise 2009 yılında yapılan kıdem tazminatı ödemesini avans olarak değerlendirmek suretiyle mahsup işlemi yaptığını belirterek Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile 12. Hukuk Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 26.05.2025 tarihli ve 2025/8 Esas, 2025/14 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın giderilmesi talebinin kabulü ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2023/1231 Esas, 2025/517 Karar sayılı kesin kararı ile 12. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2023/1030 Esas, 2025/453 Karar sayılı kesin kararlarının benzer konuya ilişkin olduğu, yapılan kıdem tazminatı ödemesinin hizmet süresi ve tasfiye bağlamında nasıl değerlendirileceği konusunda aralarında uyuşmazlık bulunduğu, uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği kanaatiyle, bu uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3 hükmü uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 Tarihli ve 2023/1231 Esas, 2025/517 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 09.01.2015 tarihinde işten çıkmış ve 10.01.2015 tarihinde işe tekrar girmiş olarak gösterilen davacının, 06.09.2021 tarihinde sonlanan iş sözleşmesi karşısında kıdem tazminatı hesaplanırken, 09.01.2015 tarihi sonrasında yapılmış kıdem tazminatı ödemesini avans niteliğinde sayan ve mahsup işlemi uygulanan İlk Derece Mahkemesi kararı isabetsiz bulunmuş; 09.01.2015 tarihi öncesi çalışmaların tasfiye edildiğinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle kıdem tazminatı talebinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 Tarihli ve 2023/1030 Esas, 2025/453 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 02.08.2018 tarihinde iş sözleşmesi sonlanan davacının, 21.08.2009 tarihinde işten çıkmış ve 22.08.2009 tarihinde işe tekrar girmiş şeklinde gösterilmesi karşısında, 21.08.2009 tarihinden sonra yapılan kıdem tazminatı ödemesini, 2018 yılındaki fesihten sonra hesaplanan kıdem tazminatı tutarından mahsup yoluna giden İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli bulunmuş; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlık, iş ilişkisi kesintiye uğramadan yapılmış kıdem tazminatı ödemesinin tasfiye ve avans bağlamında değerlendirilerek son gerçekleşen fesih sonrası hesaplanacak kıdem tazminatı tutarına etkisinin saptanması noktasındadır.
1. Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmeden önce, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanan taleplerle ilgili olarak dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar verdiği sırada, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda veya ne şekilde giderilmesi gerektiğine yönelik görüş bildirip bildiremeyeceği ele alınmalıdır. İlgili hükümde, uyuşmazlığın giderilmesinin gerekçeli olarak istenmesi üzerine bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunun kendi aralarında toplanacakları ve kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyecekleri düzenlenmiştir. Kanun'daki "kendi görüşleri" ifadesinden anlaşılması gereken husus, başkanlar kurulunun bölge adliye mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönündeki görüşüdür. Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hangi daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk dairesince verilir. Keza ilgili daire uyuşmazlığı mutlaka uyuşmazlık konusu daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir. Gerektiği takdirde uyuşmazlığın, bölge adliye mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelerden farklı gerekçe ile de giderebilir. Başkanlar kurulunun uyuşmazlığın hangi bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği konusunda bir görüş ortaya koyması, ilgili yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi yargısal bir faaliyette bulunulması anlamına geleceğinden yerinde de değildir. Somut olayda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca daire kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi isabetsiz olup eleştirilmiştir.
2. İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi hâlinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dâhilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir.
İş sözleşmesinin sona erdiği her durumda işçinin kıdem tazminatı talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun (1475 sayılı Kanun) 14. maddesine göre kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için işçinin, işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
1475 sayılı Kanun’un 14/2 hükmü, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O hâlde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte her bir sona erme şeklinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İstifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanamayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmalar kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz.
İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Bu hâlde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi hâlinde, ara verilen dönem, önceki çalışma döneminin son bulduğu tarihte kıdem tazminatı bakımından öngörülen zamanaşımı süresini aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
İşçinin iş sözleşmesi son bulmamasına karşın çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır. İş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde son bulması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir.
Yukarıda yer verilen ilkeler de dikkate alınarak uyuşmazlık giderme istemine konu olan dosyalar incelendiğinde; işçilerin iş sözleşmelerinin değişik tarihlerde şeklen ve kayden son bulmuş gibi gösterilmek suretiyle işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumuna işten çıkış bildirilen günün ertesinde bu kez işe giriş bildiriminde bulunulduğu, gerçekte ise işçilerin aralıksız olarak işyerinde çalışmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda iş sözleşmesi son bulmadığı hâlde çeşitli sebeplerle "kıdem tazminatı" adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğu kabul edilmeli, işçilerin işyerinde geçen tüm çalışma süresine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir.
Bu açıklamalara göre başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2023/1030 Esas, 2025/453 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
1. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından iletilen, işçinin kesintisiz bir biçimde işyerinde çalıştığı hâlde iş sözleşmesinin şeklen feshedilip kıdem tazminatı ödemesi yapılması durumunda yapılan ödemenin nasıl değerlendirileceğine ilişkin talep yönünden uyuşmazlığın; işçinin iş sözleşmesi feshedilmediği hâlde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğuna dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2023/1030 Esas, 2025/453 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine;
2. Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.