Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5081 E. 2025/6119 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5081
- Karar No
- 2025/6119
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1814 E., 2025/968 K. DAVA TARİHİ : 31.03.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/383 E., 2024/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde istasyon dağıtım elemanı olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının tahsil edilmesi için davalı aleyhine açılan davada verilen kararın 18.01.2023 tarihinde tarafların temyiz kanun yoluna başvurmaması üzerine kesinleştiğini, müvekkilinin davalı Şirketten 2016 yılı itibarıyla alacağı olan 36.143,94 TL'nin davalı tarafından icra dosyasına yaklaşık 7 yıl sonra ödenerek dosyanın infaz edildiğini, enflasyonun uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyrettiği ve paranın değerinin (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düştüğünü, 2016 yılındaki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak fiilen ödeme günü olan 20.02.2023 tarihindeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğunun su götürmez bir gerçek olduğunu, hâl böyle iken müvekkilinin büyük maddi kayıp ve zarar yaşadığını ileri sürerek munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, munzam zarar talebinin haklı ve hukuken talep edilebilir bir yönü bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2009/49960 Esas, 2012/10359 Karar sayılı ilâmı ile benzer nitelikli kararlarında belirtildiği üzere kâr kaybının munzam zarar olmadığı, munzam zararının gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, sadece yüksek enflasyon ve serbest piyasadaki faiz oranlarının alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmayacağı, davacının mevcut delil durumu itibarıyla uğradığı somut zararını ispatlayamadığı, talebin munzam zarar olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; munzam zararının gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, sadece yüksek enflasyon ve serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmayacağı, burada davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu, kâr kaybının munzam zarar olmadığı, davacının munzam zarar olgusunu ispatlayamadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Enflasyonun uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmesi ve paranın değerinin (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmesi nedeniyle müvekkilinin büyük maddi kayıp ve zarar yaşadığını, 2. Munzam zarara ilişkin taleplerinin yerinde olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.