Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4866 E. 2025/7100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4866
Karar No
2025/7100
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/389 E., 2025/140 K. DAVA TARİHİ : 13.10.2017

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı...... ve Tic. Müh. Mim. Müş. Ltd. Şti. (Net ... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunan davalılar nezdinde Türkmenistan'daki inşaat işlerinde 21.10.2005 tarihinden 21.09.2013 tarihine kadar formen-kaynakçı olarak çalıştığını, iş bitimi nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, aylık ücretinin 3.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, yemek, barınma ve her türlü ihtiyaçlarının davalılarca karşılandığını, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, ayda iki hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığı ile bir yıllık ücret alacağının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin eksik kullandırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı...... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirket ile diğer davalı Şirket arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, davacının 27.03.2009- 31.07.2010 tarihleri arasında müvekkili Şirket nezdinde çalıştığını, aylık ücretinin 575,00 USD olduğunu, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, davacının çalışma şartlarına ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ödenmeyen hak ve alacağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... İnşaat Tur. San. Taah. Ltd. Şti. (... Şirketi), davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, davacının davalı...... Şirketinde 1 yıl 3 ay 6 gün, ... Şirketinde ise 5 yıl 3 ay 3 gün olmak üzere toplam 6 yıl 6 ay 9 gün çalışması bulunduğu, davacının ücretinin emsal ücrete ilişkin yazı cevapları dikkate alındığında...2.583,75 USD olduğu, davacının istifa suretiyle işten ayrıldığını gösterir istifa dilekçesi vs. sunulmadığı gibi tanık anlatımlarına göre iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 2 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde ve dinî bayramların ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının sabit olduğu, söz konusu çalışmaların karşılığı ücretlerin davalılar tarafından ödendiğinin ispat edilemediği; ayrıca hizmet süresi ve davacı beyanı gözetilerek davacının ödenmeyen 90 gün yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı...... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 18.04.2024 tarihli kararı ile; davalılar arasında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunduğu, tanık beyanları ile emsal ücret yazıları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kabul edilen ücret miktarının somut olaya uygun olduğu, davalılar tarafından, davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispatlanamaması nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, fazla çalışma yaptığını, genel tatiller ve hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden davacı işçinin bu iddialarını tanık beyanları ile ispatladığı, tanıklardan birinin davacıyla menfaat birliği içinde olmasının tek başına beyanlarına itibar edilmemesi sonucunu doğurmayacağı, ayrıca söz konusu tanığın beyanlarının diğerlerinin beyanlarıyla birebir örtüştüğü, dolayısıyla bahsi geçen alacakların hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, ispat yükü üzerinde bulunan davalılar tarafından davacıya yıllık ücretli izinlerinin tamamının kullandırıldığının veya karşılıklarının ödendiğinin yazılı belgeler ile ispatlanamadığı, söz konusu alacağa indirim uygulanamayacağı gibi davacı asılın beyanı dikkate alındığında yazılı şekilde yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinde de bir hata olmadığı, davanın tamamen ıslahına ilişkin dilekçe, temerrüt ihtarnamesi ile kaldırma kararı ile oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında, alacaklara uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihinde de bir hata bulunmadığı ve davacının zamanaşımına uğrayan alacağının olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı...... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, diğer davalı ... Şirketinin 06.08.2014 tarihli kararla tasfiyeye girdiği ve 03.09.2015 tarihinde tasfiye kapanışı yapılarak Şirketin sicil kaydının silindiği, işbu dava tarihi 13.10.2017 olup dava dilekçesinde...... Şirketinin yanı sıra ... Şirketinin de davada taraf olarak gösterildiği, buna göre davacı vekiline 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesine göre ek tasfiye hükümleri dikkate alınmak suretiyle tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası ile tasfiye memuru atanması için ayrı bir dava açmak üzere uygun süre verilip usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan işin esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin 17.12.2024 havale tarihli dilekçesi ile ... Şirketine ilişkin tüm talep ve iddialarından feragat ettiği gerekçesi ile davalı ... Şirketi bakımından açılan davanın feragat nedeni ile reddine; diğer davalı...... Şirketi yönünden ise bozma öncesindeki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı...... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, ücretin brütleştirilmesinin de hatalı yapıldığını, 2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet döküm cetveli kayıtlarına göre davacının müvekkili Şirket nezdindeki çalışması 27.03.2009-31.07.2010 tarihleri arasında olmasına rağmen, diğer davalı ... Şirketinde geçen tüm çalışmalardan müvekkili Şirketin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davalı Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunun ispatlanamadığını, 3. Davacı belirtilen sürenin sonunda istifa ederek işten ayrıldığından kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, 4. Alacaklara uygulanan faizin türünün ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, 5. Reddedilen ücret alacağı bakımından müvekkili Şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, 6. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının hatalı hesaplandığını, 7. Taraflarınca ileri sürülen zamanaşımı def''inin dikkate alınmadığını, 8. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yurda giriş çıkış kayıtları ve hizmet döküm cetveli ile örtüşmediğini, 9. Yıllık ücretli izin alacağının brüt olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, aylık ücretin miktarı, hizmet süresi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre değerlendirme yapıldığında somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, ... Şirketi ile ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğu ve davalı...... Şirketinin asıl işveren olduğunu, müvekkili davacının da 21.10.2005 tarihinden 21.09.2013 tarihine kadar davalıların Türkmenistan Balkan vilayetinde bulunan Bereket ve Serhatkaya şantiyelerinde formen-kaynakçı olarak çalıştığını ileri sürmüştür. Davalı...... Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise hizmet süresine ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığı, davacının müvekkili Şirket nezdinde 27.03.2009-31.07.2010 tarihleri arasında çalıştığı, diğer davalı ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı savunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, SGK kayıtlarına göre davacının...... Şirketi bünyesinde 27.03.2009-03.07.2010 tarihleri arasında 1 yıl 3 ay 6 gün; ... Şirketi nezdinde ise 26.10.2005-31.05.2008, 08.11.2010-23.07.2011, 12.10.2011-21.09.2013 tarihlerinde toplam 5 yıl 3 ay 3 gün kıdeminin bulunduğu; işverenler arasında hukuki ilişki bulunduğunun kabulü hâlinde kıdemin 6 yıl 6 ay 9 gün kabul edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılamada verilen kararda ise davacının...... Şirketindeki hizmet süresinin toplam 1 yıl 3 ay 6 gün, ... Şirketindeki çalışmasının ise 5 yıl 3 ay 3 gün olduğu dikkate alındığında toplam hizmet süresinin 6 yıl 6 ay 9 gün olduğu; davalı tanığı M.Ç'nin beyanları, davacının davalı...... Şirketi nezdinde adına kayden çalışma bildirildiği dönemde (02.07.2010 tarihinde) diğer davalı ... Şirketince yapılan banka ödemesi ve kesinleşen bölge adliye mahkemesi kararları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu dikkate alınarak davalı...... Şirketinin asıl işveren sıfatıyla davacının alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki emsal olduğu kabul edilen bölge adliye mahkemesi kararları kapsamda yer almadığı gibi, beyanının gerekçeye esas alındığı anlaşılan tanığın da gerekçede belirtildiği gibi davalı tanığı değil davacı tanığı olduğu anlaşılmaktadır. SGK ve banka kayıtlarına göre davacının 27.03.2009-03.07.2010 tarihleri arasındaki çalışmadan kaynaklanan alacaklardan davalı...... Şirketinin sorumlu tutulması yerinde ise de kabul edilen diğer çalışma dönemleri bakımından davalı...... Şirketi ile davacının çalışmalarının bildirildiği davalı ... ... Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı hususu netleştirilerek tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılması gerekir. Eksik inceleme ile davalı...... Şirketinin tüm çalışma dönemine ilişkin işçilik alacaklarından sorumlu tutulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesine göre düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça USD cinsinden talep edilen alacaklara, kural olarak Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerekir. İlk Derece Mahkemesince, TL olarak talep edilen kıdem tazminatı dışındaki diğer alacaklara Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması gerekirken, ihbar ve yıllık ücretli izin alacağı bakımından yasal faiz; ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretine en yüksek mevduat faizinin uygulanması hatalı olmuştur. Ayrıca dava dilekçesinin ekinde yer alan ihtarname içeriğinde ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı belirtilmediğinden söz konusu alacağa 20.08.2017 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olmuştur. Söz konusu alacağa ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı hususu da dikkate alındığında ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekir. Belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4866, K. 2025/7100, T. 29.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4866-e-2025-7100-k-cf01c2f041d3