Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4825 E. 2025/6057 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4825
Karar No
2025/6057
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/479 E., 2025/788 K. DAVA TARİHİ : 11.03.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/514 E., 2024/52 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.06.2011-28.02.2019 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, ücretinin aylık net 2.400,00 TL'ye ilaveten satış hedefine göre verilen primden oluştuğunu, aylık ortalama 2.500,00 TL prim aldığını, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, pazar hariç her gün çalışma olduğunu, söz konusu çalışmaların karşılığı ödenmediği gibi her ay ödenen asgari geçim indiriminin prim üzerinden kesinti yapılmak suretiyle işverence geri alındığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ... Adliyesinde memur olacağı gerekçesi ile istifa etmek suretiyle 28.02.2019 tarihinde işten ayrıldığını, son ücretinin aylık brüt 3.000,00 TL olduğunu, asgari geçim indirimi dâhil tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, işyerinde prim ödemesi bulunmadığını, davacının zaman zaman yaptığı fazla çalışmalarının da ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli kararı ile; davacının 11.06.2011-28.02.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı, 2019 Ocak ayı bordrosuna göre davacının aylık brüt ücretinin 3.000,00 TL olduğu, davacı tanıklarının beyanlarına göre davacıya ödenen aylık prim tutarının ortalama 1.500,00 TL olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça davacının istifa ettiği savunmasında bulunulmuş ise de buna ilişkin bilgi, belge vesair delil ibraz edilmediği, taraf tanıklarının konuya ilişkin beyanlarının farklı olduğu, çalışma hakkının anayasal bir hak olup davacının işyerinden ayrıldıktan hemen sonra başka bir yerde yeniden çalışmaya başlamasının yahut Devlet memuru olmasının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; ancak taraf iddia ve savunmaları, tanık beyanları ve bordrolar dâhil dosya kapsamına göre davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığı, tanık beyanlarına göre haftada 6 gün çalıştığı sabit olan davacının hafta tatili ücreti alacağına hak kazanamadığı gibi davalı tarafça sunulan yıllık izin cetveline göre davacının hak kazandığı tüm izinlerini kullandığı, bu sebeple yıllık ücretli izin alacağına da hak kazanamadığı, davacının asgari geçim indiriminin işverence geri alındığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığından söz konusu alacağın da reddi gerektiği gerekçeleriyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne; diğer alacakların reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2024 tarihli kararı ile; davacının ... Adliyesinde mübaşir olarak göreve başlamasına ilişkin evrak, ilgili mesleğe ilişkin yazılı ve sözlü sınav süreci dikkate alındığında davacının iş sözleşmesini memuriyete geçmesi sebebi ile feshettiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2024 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ek kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının çalışma süresi, ücrete ilişkin iddiaları, talep edilen alacak kalemleri dikkate alındığında; temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu gerekçesiyle 17.07.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı bakımından yapılan temyiz incelemesi neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli kararına karşı davacı vekilince süresinde istinaf yoluna başvurulduğu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmediği, davacı tarafın istinaf başvurusunun esası hakkında bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle sair yönleri incelenmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde davacıya çalışma süresince asgari geçim indiriminin ödendiği, tanık beyanlarına göre davacının hafta tatillerinde çalışma yapmadığı, imzalı ücret bordroları dikkate alındığında davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının da bulunmadığı, sunulan yıllık izin belgeleri karşısında davacının tüm izinlerini kullandığının sabit olduğu; davacının ... Adliyesinde mübaşir olarak göreve başlamasına ilişkin evrak, ilgili mesleğe ilişkin yazılı ve sözlü sınav süreci dikkate alındığında davacının iş sözleşmesini memuriyete geçmesi sebebi ile feshettiğinden kıdem ve ihbar tazminatına da hak kazanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebi ile giydirilmiş ücretin hesabına etkili olacak prim miktarının tespitinin bu noktada esasa etkili olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İş sözleşmesinin 28.02.2019 tarihinde işverence feshedildiğini, buna göre kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini, 2. Müvekkilinin aylık prim miktarı 2.500,00 TL iken 1.500,00 TL prim aldığı kabulünün hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin aldığı prim miktarı hatalı belirlendiğinden hükmedilen kıdem ve ihbar tazminatı miktarının da hatalı belirlendiğini, 3. Müvekkilinin hâlen kullanmadığı yıllık izinleri bulunduğundan söz konusu alacak talebinin reddinin de hatalı olduğunu, 4. Müvekkilinin normal mesai çalışma saatleri dışında yaptığı mesailerin, seyahat sürelerinin fazla çalışma süresinde dikkate alınmadığını, indirim günleri tanık beyanları ile sabit iken söz konusu günlerin değerlendirme dışı bırakılmasının yerinde olmadığını, dinlenilen tanık beyanlarına göre müvekkilinin haftalık çalışmasının 45 saatten fazla olduğunu, 5. Şehir dışına çıkılan dönemlerde hafta tatili kullanılmaksızın çalışılmaya devam edildiğini, bu durumun hava yolu şirketlerine yazılacak müzekkere ile ortaya çıkacağını, tanıkların yalnızca normal çalışma şartlarını ifade ettiklerini, 6. Tanık beyanları uyarınca davalı tarafça ödenen asgari geçim indirimi alacağının elden işçilerden geri alındığı sabit olduğundan ilgili alacağın reddinin de hatalı olduğunu, 7. İşçi lehine yorum ilkesinin ihlal edildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin sona erme şekli ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, davacının ödenmeyen yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4825, K. 2025/6057, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4825-e-2025-6057-k-4e559428deaa