Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4781 E. 2025/8794 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4781
- Karar No
- 2025/8794
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1976 E., 2025/341 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/631 E., 2021/285 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde kalıpçı kalfası olarak 24.07.2010-01.07.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, en son aylık net 1.950,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesinin ihbar öneli verilmeden haksız sonlandırıldığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bitimi sebebi ile iş sözleşmesinin son bulduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğine yönelik ibraname düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 24.07.2010-19.12.20 12... .06.2013-01.07.2014 tarihleri arasında en son giydirilmiş brüt 2.724,64 USD ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiği, tanık beyanlarına göre haftada 17,5 saat fazla çalışma yapıldığı, ayda iki hafta tatilinde çalışıldığı ayrıca Ramazan bayramının ilk iki günü ve Kurban bayramının ilk üç günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıldığı ve davacının çalıştığı döneme ait 42 günlük kullanmadığı izin ücretinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, 2. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 3. İş bitimi nedeni ile sözleşmesine son verilen davacının müvekkili Şirketten hiçbir alacağının olmadığını beyan eder şekilde ibraname imzaladığını ve kendisine kıdem ile ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, 4. İş sözleşmesi kapsamında çalışılan ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini, 5. Davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret ödemelerinin yapıldığını, 6. Davacı tarafça iddia edilen hizmet süresi ile ücret seviyesinin taraflarınca kabul edilmediğini, 7. Davacının fazla çalışma dâhil tüm ücretlerinin banka kanalı ile ödendiğini, 8. Kabul anlamına gelmemek üzere dava dilekçesinde belirtilen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş smzleşmesine uygulanacak hukuk, davanın türü, davacının hizmet süresi ile ücret seviyesi, iş sözleşmesinin ne şekilde sonlandığı, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanması konularına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.