Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4473 E. 2025/5599 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4473
- Karar No
- 2025/5599
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1737 E., 2024/2568 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/514 E., 2024/393 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, Şirket yöneticisi ve işyeri sahibinin korkutmasıyla arabulucuya yönlendirildiğini, arabulucunun mesleğini gereği gibi ifa etmediğini, arabuluculuğun hukuki sonuçları konusunda müvekkilini bilgilendirmediğini, müvekkilinin hile, yanıltma ve aldatma altında iradesi dışında tutanağı imzaladığını, arabuluculuk tutanağı imzalatıldıktan sonra işveren tarafından belirli süreli iş sözleşmesi imzalamaya zorlandığını, 19.07.2023 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle (5) koduyla işten çıkışının bildirildiğini, müvekkilinin işçilik alacaklarının anlaşıldığı iddia edilen bedelin çok üzerinde olduğunu ileri sürerek Erzincan Arabuluculuk Dairesi İhtiyari Arabuluculuk 2023/386417 Numaralı arabuluculuk son tutanağının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapıldığını, davacının tüm evrakı okuyarak kendi iradesi ile imzaladığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada irade fesadını ispata yönelik somut ve kesin delilin bulunmadığı, dinlenen tanıklar ile irade fesadı ve gabin iddiasının ispat edilemediği, davacının sahtelik iddiasında bulunmadığı, kanuna uygun şekilde ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı iddiasının ispatlanamadığı, dosyaya sunulan evraktan tarafların arabuluculuk sürecine ilişkin bilgilendirildikleri, anlaşmanın neleri kapsadığı hakkında detaylı bilgi verildiği, baskı olmaksızın tarafların anlaştığının belgeler ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iptali istenen tutanakta taraflarca işçilik alacaklarına yönelik olarak işverenin 20.000 TL ödenmeyi kabul ettiğinin yazılı olduğu, anlaşmaya ilişkin son tutanak tarihinin 19.07.2023 tarihi olmasına rağmen işten ayrılış bildirgesinin 20.07.2023 tarihinde kod (5) olarak bildirildiği, ihtiyari arabuluculuğun ve buna ilişkin sürecin amacına uygun işletilmediği, iş sözleşmesi feshedilip uyuşmazlık çıkmadan arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilerek tutanak düzenlendikten sonra işverence çıkış bildirgesinin verildiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının işten çıkış kodunun tarihi 18.07.2023 olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme yapıldığını, 2. Arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun gerçekleştirildiğini, 3. Davacının evrakı kendi isteği ile imzaladığını, arabuluculuk görüşmeleri sırasında avukatının da yanında olduğunu ve hukuki destek alarak imzaladığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının (anlaşma belgesinin) geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut olayda, davalı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna davacının 18.07.2023 tarihinde (5) koduyla işten çıkışının bildirildiği, ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin 19.07.2023 tarihinde başladığı ve yine son tutanağın aynı tarihte düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı tanığı A.Ö de beyanında, davalı Şirketin yetkilisi olduğunu, davacıyı işten çıkaracaklarını ve iş sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin arabuluculuk görüşmeleri yapılması gerektiğini davacıya bizzat kendisinin ilettiğini, davacıyla bu konuşmayı yapmadan önce ortağı ile arabuluculuk görüşmelerinin ne şekilde yapılacağına ilişkin konuştuklarını ve arabulucuyu ayarladıklarını beyan etmiştir. Belirtilen gerekçelerle somut olayda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine uygun bir arabuluculuk faaliyetinden söz etmek mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, son tutanak tarihi 19.07.2023 tarihi olmasına rağmen işten ayrılış bildirgesinin 20.07.2023 tarihinde verildiği gerekçesiyle ihtiyari arabuluculuğun ve buna ilişkin sürecin amacına uygun işletilmediğinin belirtilmesi hatalı ise de karar sonuca itibarıyla yerinde görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve yukarıdaki paragrafta yer verilen nedenlere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.