Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4227 E. 2025/7835 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4227
- Karar No
- 2025/7835
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1508 E., 2025/653 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/623 E., 2024/138 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 05.06.2022 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi gereğince yurt dışında çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 05.09.2022 tarihine kadar şantiye şefi sıfatıyla aralıksız olarak Irak'ta çalıştığını, belirli süreli iş sözleşmesinin 21.06.2022 tarihinde 6 aylığına imzalandığını, henüz sözleşmenin bitim tarihi olan 21.12.2022 tarihi gelmeden davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, son aylık çıplak aylık ücretinin 8.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, davacının davalı Şirketin vermiş olduğu izin sebebi ile eylül ayı başında Türkiye'ye geldiğini, davacının izninin sonu gelirken işine geri dönebilmek amacıyla izin bitiminde uçak biletlerinin alınması için defalarca Şirket yetkilileri ile iletişime geçtiğini, fakat Şirket yetkililerinin davacıya geri dönüş yapmayarak davacının işine geri dönmesine engel olduklarını, davacının en son olarak 13.09.2022 tarihinde Şirket sahibiyle mesaj ile iletişime geçmeye ve gelişmelerden haberdar etmeye çalıştığını, bunun hemen akabinde davalı Şirketin noter aracılıyla gönderdiği ihtarnamesi ile karşılaştığını, davalı Şirketin göndermiş olduğu bu ihtarnamede ileri sürdüğü iddialarla davacıya karşı geleceğe yönelik olarak mali sorumluluklarından kurtulmak amacı taşıdığını, davalı Şirketin davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce haklı bir neden olmaksızın sonlandırılmasının sözleşmenin haksız feshi olduğunu belirterek bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat ve haksız fesih tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının davalı Şirketin Irak'ta bulunan projesi için belirli süreli iş sözleşmesiyle proje müdürü görevinde çalışmak üzere 21.03.2022 tarihinde işe başladığını, davacının Irak'a gitmeden önce davalı Şirketin ...'da bulunan merkezinde öncelikle işe başladığını, Irak'a gitmeden önce ön hazırlıkların tamamlanmasının sağlandığını, davacının 21 Mart tarihinden Irak'a gidene kadar da 37.000,00 TL ücretle çalıştığını, dava dosyasında yer alan sözleşmelerden de görüleceği üzere davacının Türkiye'de bulunduğu süre boyunca alacağı ücretin 37.000,00 TL olduğunu ve Irak'ta iken de 8.000,00 USD olarak belirlendiğini, davacının Türkiye'ye izne giderken personellerin bir kısmıyla vedalaştığını, üzerine zimmetli tüm malzemeleri Irak'ta proje sahasında bulunan kampta ilgililere teslim etttiğini, teslim tesellüm tutanağını imzalamaktan imtina ettiğini, bir daha dönmeyeceğini kamptaki bazı şahıslara beyan ettiğini, ancak herhangi bir evrakı da asla imzalamayacağını defalarca vurguladığını, davacının projeyle alakalı tüm eşyalarını kampta teslim ederek Türkiye'ye dönmesinin Şirket vekili olarak taraflarına bildirilmesinden sonra davacının ... ... ofise çağrıldığını, uçak bileti ve havaalanı transferinin davalı tarafınca ayarlandığını ve davacı ile toplantı organize edildiğini, davacıya proje müdürü olarak böyle bir hareketi neden yaptığının sorulduğunu, toplantıda davacının Irak'a gitmek istemediğini ve artık davalı Şirketle çalışmak istemediğini beyan ettiğini, davacının tüm alacaklarını almasına ve işten çıkışının yapıldığını bilmesine rağmen 10 gün boyunca beklediğini, 13 Eylül tarihinde Irak'a ne zaman gideceğini sormak amacıyla uzantısı yaani.com olan bir e-posta adresinden ve çeşitli telefon numaralarından Şirket çalışanlarına ve hatta en son Şirketin sahibine ulaştığını, bu nedenle de davacıya ihtarname gönderme zorunlulukları ortaya çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından cevap dilekçesinin ıslahı ile iş bu davada Irak hukukunun uygulanması gerektiği iddia edildiği, somut olayda davacının Türk hukukuna göre dava açtığı, taraflar arasında imzalanmış sözleşme bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında iş bu davada Irak hukukunun uygulanması gerektiği yönünde itirazı bulunmadığı, davalının bu yöndeki itirazını ıslah ile ileri süremeyeceği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 05.07.2023 tarihli ve 2023/1535 Esas, 2023/10937 Karar sayılı ilâmı gereği taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacı tarafından keşide edilen 19.09.2022 tarihli ihtarnamede istifa iradesi ve bu yönde bir irade beyanı bulunmadığının, ihtarnamede sözü geçen eşyaların kendisi tarafından teslim edilmediğinin ve odasını boşaltmadığının, izin bitiminde işe geri dönmek istediğinin fakat Şirket yetkililerinin kendisi ile iletişime geçmediğinin, iş sözleşmesinin haksız ve gerçeğe aykırı olarak davalı tarafından feshedilmiş bulunduğunun bildirildiği, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia ve ispat edilmediğinden davacının 3 ay 16 gün bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazandığı, sigorta kayıtlarından, davacının davalıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra sözleşme süresi sonuna kadar bir işte çalışmadığı, davalı tarafından aksi ispat edilemediği, davacının bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminattan mahsup edilecek geliri bulunmadığı, haksız fesih tazminatının talep şartlarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 05.06.2022-21.21.2022 tarihlerini kapsayan belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, anılan iş sözleşmesinin süresinden önce 05.09.2022 tarihinde davalı işverence sonlandırıldığı, davalı işverence feshin haklı nedene dayandığı veya iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiğinin kanıtlanamadığı, bu hâliyle davacının sözleşmenin geriye kalan bölüm olan 3 ay 16 gün süreyle bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazandığı, fesih sebebi, işçinin kişilik haklarının zedelenip zedelenmediğine yönelik delil veya tanık beyanı bulunmadığı yönündeki mevcut delil durumu dikkate alındığında davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438/3 hükmünde yer alan tazminata hak kazanamadığı, aynı şekilde aynı Kanun'un 438/2 hükmü uyarınca indirim yapılmasını gerektirir bir olgunun bulunmadığı, bu kapsamda indirime gidilmemesinin de yerinde olduğu, öte yandan cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanması yönünde itiraz bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında da isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir, V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haksız fesih tazminatının reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacının iş güvencesi kapsamında çalışmadığını, haksız fesih tazminatına hak kazandığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, b. İndirim yapılmamasının hatalı olduğunu, c. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat ve haksız fesih tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir erilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.