Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3979 E. 2025/5609 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3979
Karar No
2025/5609
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/841 E., 2025/91 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/124 E., 2021/909 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince ayrıca 19.03.2025 tarihli dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekâlet ücreti ile faiz yönünden düzeltilmesi talebinde bulunulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince 15.04.2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin tavzih talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli asıl kararı taraf vekillerince, 15.04.2025 tarihli ek kararı ise davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl karar yönünden dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen alacak toplamının Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl karar bakımından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl karar ve ek karar bakımından davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde haber yönetmeni olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin 20.03.20218 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin yaptığı iş itibarıyla 5953 sayılı Basın İş Kanunu (5953 sayılı Kanun) kapsamında çalıştığını, çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yaptığını, günlük çalışmalarının 17-18 saati bulduğunu, şehir dışında da çalışmalarının olduğunu, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, 5953 sayılı Kanun'un 14. maddesinden kaynaklanan ikramiye alacağının ödenmediğini, müvekkilinin başka işlerde ve kanallarda, dış yapımlarda çalışmasına rağmen 5953 sayılı Kanun'un 15. maddesinden kaynaklanan ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma ücreti ve %5 fazlalılığı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve %5 fazlalığının, ikramiye, terfi ücreti, mukavele dışı ücretinin ve davacının çalışmalarından kaynaklanan ücretlerin %5 fazlasının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı işverenin ... Televizyonculuk Yayıncılık AŞ (A Yapım Şirketi) olduğunu, davalı ... AŞ (... Şirketi) yönünden davanın reddi gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının yaptığı işin niteliği gereği basın işçisi sayılamayacağını, davacının fazla çalışmasının bulunmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının olmadığını, ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, talep edilen alacaklara hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının haber yönetmeni olduğu ve 5953 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığı, dosyaya sunulan işyeri belgelerinde ... Yayın Grubu anteti bulunduğu, davalı Şirketlerin aynı kişiler tarafından temsil ve ilzam edildikleri, Şirketlerin tek merkezden yönetildiği, tek işverenlik şeklinde faaliyet gösterdiği ve bu bağlamda işçilik alacaklarından müteselsil olarak sorumlu oldukları, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat ettiği, 5953 sayılı Kanun'a göre işçiye ikramiye verilmesi için işyerinin kâr elde etmesi gerektiği, dosyada yer alan belgeler incelendiğinde davalıların zarar ettiği, davacı terfi ücreti ve mukavele dışı ücret talebinde bulunmuş ise de bu yönde bir somut ve yazılı delil dosyada bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine; 5953 sayılı Kanun'da alacaklara en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına dair bir hüküm bulunmadığı dikkate alınmadan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağına yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Davacı vekilinin talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2025 tarihli ek kararı ile; asıl kararın vekâlet ücretine ilişkin hükmüne yönelik itirazın yerinde olmadığı ancak faize ilişkin hükümlerinde hata olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tavzih talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili asıl karara yönelik temyiz dilekçesinde; a. Kararda mevduata uygulanan yasal faiz kararı verildiğini, hangi tür faiz oranı verildiğinin belli olmadığını, b. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırıldığını, buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre davacı lehine vekâet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, c. Davalı tarafından süresinden sonra dosyaya sunulan bilançolara delil olarak dayanılamayacağını, bu nedenle bu bilançolara göre Şirketlerin zarara uğradığının kabulü ile ikramiye taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, ayrıca asıl işveren ... Şirketinin zarar ettiğinin dosya kapsamına göre ispat edilemediğini, d. Tanıkların en az söylediği saatler dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, tanıklarca ara dinlenme yapılmadığının beyan edildiğini, buna rağmen 2 saat ara dinlenmenin fazla çalışma hesabında mahsup edilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, e. Fazla çalışma hesaplanırken haziran ve temmuz aylarında maç yokmuş gibi hesaplama yapıldığını, Türkiye Futbol Ligi maçları olmasa da bu aylarda birçok farklı alanda maçlar yapıldığını, ayrıca hazırlık maçları yapıldığını, bu nedenle bu aylarda da yoğun işler olduğundan fazla çalışma hesabı yapılması gerektiğini, f. A Yapım Şirketi ile yapılan sözleşme hükmüne dayanılarak ... Şirketi yönünden de 3 saate kadar yapılan fazla çalışmaların ücretin içinde olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, A Yapım Şirketi ile olan sözleşmenin genişletilerek tarafı olmayan ... Şirketini de kapsayacak şekilde yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu, g. Fazla çalışma için her yıl başında yazılı onay alınması gerektiğini, davacıdan her yıl onay alınmadığından fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu yönündeki maddenin sonraki yıllar için geçersiz olduğunu, ayrıca sözleşmedeki tüm maddeler gibi bu maddenin de genel işlem koşullarına açıkça aykırı olduğunu, h. Dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davacının sözleşme dışı işler yaptığının sabit olduğunu, ı. Davacının terfi ücretine hak kazandığını, bu talebin reddinin hatalı olduğunu, j. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini ve her davanın açıldığı tarihteki hukuki durumuna göre karar verilmesi gerektiğini, davanın açıldığı tarihte doğmuş olan %5 alacakların Anayasa Mahkemesi kararı ile kaldırılamayacağını, bu nedenlerle davanın %5 fazla alacağı talepleri açısından reddinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırıldığını, bu nedenle davacı lehine 06.02.2025 tarihinde geçerli olan AAÜT'ye göre 30.000,00 TL vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki vekâlet ücreti miktarının aynen geçirilmesinin hatalı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tamamlanması" kenar başlıklı 305/A maddesine göre vekâlet ücretine ilişkin ek karar verilmesi gerekirken taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalılar vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fazla çalışma alacağının ispatı ve hesaplanması, davacının ikramiye alacağı, terfi ücreti, mukavele dışı ücret alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, alacakların %5 fazlalıklarına hükmedilip hükmedilemeyeceği, vekâlet ücreti ve tavzih kararına ilişkindir. 1. 6100 sayılı Kanun'un 305/2 hükmünde yer alan "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." şeklindeki emredici düzenleme karşısında davacı lehine eksik vekâlet ücreti takdir edildiği talebini içeren tavzih isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükmüne uygun olduğundan, davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl karara yönelik temyizi yönünden aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. ..." Somut dosyada, hüküm altına alınan toplam miktar üzerinden Bölge Adliye Mahkemesinin asıl karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan AAÜT'ye göre davacı lehine 30.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekâlet ücreti takdir edilmesi hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Ek Karar Yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Ek karar yönünden aşağıda yazılı temyiz giderinin ek kararı temyiz edene yükletilmesine, B. Asıl Karar Yönünden 1.Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 3. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı vekili için hesap olunan 12.720,36 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine. redden dolayı davalılar vekili için hesap edilen 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," şeklindeki (9) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "9-Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hüküm altına alınan miktar üzerinden belirlenen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3979, K. 2025/5609, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3979-e-2025-5609-k-4ff9bb374c70