Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3592 E. 2025/4314 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3592
Karar No
2025/4314
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/401 E., 2024/555 K. DAVA TARİHİ : 29.11.2018 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; iş sözleşmesinin davalı tarafından feshinden sonra müvekkilinin Gebze 8. İş Mahkemesinin 2017/140 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açtığını, Mahkemenin 29.05.2017 tarihli ve 2017/192 sayılı kararı ile feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verildiğini, ilgili kararın istinaf ve temyiz süreçlerinden sonra 28.09.2018 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmeyi takiben davacının 02.10.2018 tarihli ihtarname ile davalı hastanede yeniden işe başlamak üzere başvuruda bulunduğunu, davalının işe iadeyi kabul etmediğini ve 01.11.2018 tarihinde bir miktar ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin eksik hesaplandığını ileri sürerek eksik ödenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği tüm hak ve alacaklarının eksiksiz bir şekilde ödendiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararı ile; işe başlatmama suretiyle gerçekleşen fesih tarihindeki ücreti ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacının emsal olarak bildirdiği işçinin geçersiz sayılan fesih tarihinde davalı işyerinde çalışmadığı davacı vekili tarafından sunulan dilekçelerde, bu işçinin davacının yerine işe başlayan işçi olduğunun belirtildiği, dolayısıyla bu işçinin emsal olarak kabul edilemeyeceği, davacının işe başlatmama yolu ile gerçekleşen fesih tarihinde daha yüksek ücret aldığını ispat edemediği, bu çerçevede; bilirkişi ek raporunda geçersiz sayılan fesih tarihindeki ücrete göre ve dava dilekçesinde kabul edilen, davalının ödediği 44.658,45 TL düşülerek hesaplanan iş güvencesi tazminatı tutarının hükme esas almaya elverişli olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı ve dosya kapsamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Hukuk Dairesinin 14.02.2024 tarihli kararı ile; dosya içeriğine göre, işe iade sonrasında davacının işe başlatılmayarak feshin gerçekleştiği tarihin 01.11.2018 tarihi olduğu, davacının sabit ücretin dışında hasta sayısına göre değişkenlik arz eden ücret ödendiğini, hasta başı ödenen bu ücretin de asıl ücretin bir parçası olduğunu ileri sürdüğü, dosyada mevcut 31.08.2008 tarihli iş sözleşmesinde garanti ücretin brüt 9.000,00 TL olduğu, ücret bordrolarında sabit brüt 9.000,00 TL ücrete ilave olarak her ay değişik tutarlarda satış primi adı altında tahakkuk yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ücret bordrolarında davacıya satış primi adı altında ödenen ücretin, asıl ücretin bir parçası olduğunun kabulu ile son bir yıllık ücret ortalaması alınarak davacının brüt ücretinin belirlendiği ve tespit edilen bu ücrete göre alacakların hesaplandığı, davacının yaptığı işin niteliği, iş sözleşmesi ve dosya kapsamına göre davacıya satış primi adı altında ödenen ücretin, asıl ücretin bir parçası olduğu, yapılan hesaplamada usul ve kanuna aykırı bir yön görülmediği, Dairenin kaldırma kararından sonra davacının işe başlatmama yolu ile gerçekleşen fesih tarihinde daha yüksek ücret aldığını ispat edemediği kabul edilerek, geçersiz sayılan fesih tarihindeki ücret miktarı esas alınıp, önceden yapılan ödeme de mahsup edilerek işe başlatmama tazminatının hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücret bordrolarında sabit brüt 9.000,00 TL ücrete ilave olarak her ay değişik tutarlarda satış primi adı altında ödenen ücretin, asıl ücretin bir parçası olduğunun kabulü ile son bir yıllık ücret ortalaması alınarak bulunan miktara garanti ücret olan 9.000,00 TL eklenerek davacının brüt ücretinin belirlendiği, davacının yaptığı işin niteliği, iş sözleşmesi ve dosya kapsamına göre davacıya her ay satış primi adı altında ödenen ücretin, asıl ücretin bir parçası olduğunun kabulü yerinde olmakla birlikte hesap yönteminin hatalı olduğu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde "Doktora yaptığı hizmet karşılığında 9000 YTL aylık brüt ücret ödenir... Ancak doktorun hizmet tutarı bu brüt ücret tutarını aştığında, garanti edilen minimum ücret tutarının, bu hizmet tutarının içinde olduğu kabul edilir ve genel toplamın %75-%90 arasında bir tutar ödenir." şeklindeki düzenlemeden, davacının her ay tahakkuk ettirilen aylık ücret miktarının içinde garanti edilen minimum ücret olan 9.000,00 TL mevcut olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla son bir yıllık ücret ödemelerinin ortalaması alınarak bulunan miktara, garanti ücret olan 9.000,00 TL eklenmesinin hatalı olduğu, ücret bordrolarında son bir yıllık ücret ödemelerinin ortalaması alınarak bulunan tutara 9.000,00 TL eklenmeden alacakların hesaplanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilâmı doğrultusunda hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi taşımadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının gözetilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, 2. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesap şeklinin ve ücret tespitinin hatalı olduğunu, giydirilmiş ücret tutarı esas alınarak yapılan hesaplamalara itibar edilemeyeceğini, 3. Bildirdikleri emsal işçi ücretinin esas alınmamasının hatalı olduğunu, asgari ücrete oranlama yöntemi uygulanmasının isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ücret tespitine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3592, K. 2025/4314, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3592-e-2025-4314-k-dec0f352e94f