Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3240 E. 2025/7119 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3240
Karar No
2025/7119
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3641 E., 2024/3160 K. DAVA TARİHİ : 14.10.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/686 E., 2023/566 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak fesh edildiğini, davalı işyerinde fazla çalışma yapılmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmasına rağmen alacakların ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davacının yabancı bir ülkede çalıştığını, bu nedenle yabancı mahkemelerin yetkisi sebebiyle yetki itirazında bulunduklarını, yabancı ülkede çalışan davacının Türk hukukuna göre alacak takibi yapmasına izin verilmemesi gerektiğini, davacı tarafça dava konusu yapılan alacak kalemlerinin çalışılan ülke mevzuatı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçinin işini mutad olarak yaptığı yer hukukunun uygulanması gerektiği buna göre ... İş Kanunu gereği uyuşmazlığın çözümünün gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, 2. ... İş Kanunu'na göre davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, 3. Yurt dışında çalışan işçinin Türkiye'de dava ikame etmesi ve söz konusu somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması kabul edilemeyeceğini, 4. Tespit edilen hizmet süresi ve ücretin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, zamanaşımı, hizmet süresi, ücret ve davacının hüküm altına alınan alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 1.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde; davacının, davalı işverenin işlerini yürüttüğü ve doğrudan aralarında fiilî ve organik bağ bulunan ... (....) bünyesinde .../... Amerikan Büyükelçiliği projesinde çalıştığı, davacının yurt dışına gönderilmesi için gerekli iş ve işlemlerin davalı firma tarafından yerine getirildiği, yurt dışında yapılacak olan işe ilişkin görev tanımı, çalışma koşulları ve işin niteliğinin de davalı tarafça belirlendiği iddia edilmiştir. Davalı vekili ise davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışması bulunmadığını, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, seri hâlde incelenen dava dosyalarında bulunan çalışma belgelerinde işverenin ... olarak belirtildiği, beyanlarına başvurulan tanıkların davalı Şirkette çalıştıklarını ifade ettikleri, davacı tarafından sunulan DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) internet sayfasından alınan haber metninde katılımcılardan birinin "...(... ...)" olarak belirtildiği, yine davalı Şirketin web sitesinde müşteriler ve ortaklar olarak ... gösterildiğine dair ekran resminin dosya arasına alındığı, toplanan delillere göre; davalı ile ... arasında organik bağ bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin husumete ilişkin itirazlarına itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı ve özellikle ... Büyükelçiliğinin 22.03.2023 tarihli cevabi yazısı dikkate alındığında; davalı ile ... arasındaki ilişkinin hizmet alımına ilişkin asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kurulduğu, buna göre somut uyuşmazlık bakımından asıl işveren olarak davalı Şirketin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince davalı ile dava dışı ...arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin değerlendirme hatalı olmakla birlikte yapılan açıklama uyarınca sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve yukarıda yapılan açıklamaya göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. ... İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 56. maddesinde sözü edilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki 6 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında dava, kısmi dava olarak açılmış olup 14.10.2021 olan dava tarihi itibarıyla 6 aylık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Ne var ki davacı vekili, 14.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taleplerini miktar itibarıyla artırmış; davalı vekili ise 23.09.2023 havale tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarları da gözetildiğinde, davalı tarafın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı Devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda davacı işçinin davalıya ait ...’teki inşaat işyerinde 01.11.2016-11.06.2021 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde, işçilik alacakları için sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 6 aylık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 6 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde 6 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261). ... İş Kanunu’nda öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresi Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılama ilkesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edici nitelikte olduğundan Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken 6 aylık zamanaşımı süresinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan ... hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak ... hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Belirtmek gerekir ki zamanaşımı süresi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilgilidir. Bu açıdan zamanaşımının savunma aracı olarak davalı tarafça ileri sürülmemesi hâlinde mahkemenin resen dikkate alamaması ile mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken zamanaşımı süresinin kamu düzenine ilişkin yönü farklı hususlardır. Açıklanan nedenlerle ... İş Kanunu’nda yer alan 6 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3240, K. 2025/7119, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3240-e-2025-7119-k-12f9f2b10751