Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3227 E. 2025/5099 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3227
Karar No
2025/5099
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2449 E., 2025/120 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/329 E., 2024/496 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.10.2019-11.08.2022 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde satış danışmanı olarak çalıştığını, davalının, asılsız ithamlarda bulunarak hırsızlıkla suçladığı davacıyı (46) kod bildirimiyle işten çıkartacağı yolunda baskı ve korkutmasıyla arabuluculuk tutanağı imzalamak zorunda bıraktığını, arabulucuya davalı işveren tarafından başvurulmasına rağmen davacının başvurucu olarak yer aldığı tutanağın gerçeğe aykırı bilgiler ihtiva ettiğini ve sürecin usulüne uygun yürütülmediğini, söz konusu tutanağın işverenin sürekli çalıştığı arabulucu tarafından düzenlenmiş olduğunu, tutanakta hizmet süresine göre hak ettiği tutarın çok altında bir meblağın yer aldığını ileri sürerek gerekli şekil şartlarını taşımayan 11.08.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirket nezdinde satış danışmanı olarak 03.09.2019-11.08.2022 tarihleri arasında çalıştığını, araç satın almak için işyerine gelen müşteriden nakit olarak aldığı 20.000,00 TL'yi Şirket hesaplarına aktarmadığını, düzenlenen proforma faturanın herhangi bir gerçekliğe dayanmadığını, bu faturanın satışa hazırlanan herhangi bir araçla ilişkilendirilmediğini, bunlara rağmen bu peşinatı Şirket hesabına yatırmayarak nezdinde tutan davacının sonrasında şahsi hesabından müşterinin hesabına ödediğinin tespit edildiğini, iddialarının müvekkiline iletilmesi üzerine arabuluculuk toplantısı gerçekleştirildiğini, sürecin kanuna uygun yürütüldüğünü beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, işyerinde ............... isimli müşteriden nakit olarak 20.000,00 TL aldığı, düzenlenen proforma faturanın herhangi bir gerçekliğe dayanmadığı, bu faturanın Şirket tarafından satışa hazırlanan herhangi bir araçla ilişkilendirilmediği, buna rağmen bu peşinatı Şirket hesabına yatırmayarak nezdinde tuttuğu, sonrasında şahsi hesabından müşterinin hesabına, 20.000,00 TL'yi 02.08.2022 tarihinde gönderdiği iddiaları kapsamında davacının savunmasının alındığı, davacının işten çıkışının yapıldığı günün aynı günü arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, iptali istenilen 11.08.2022 tarihli arabuluculuk tutanağı incelendiğinde başvurucusunun davacı olduğu, davacının tüm işçilik alacakları yönünden toplam 5.042,50 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığının görüldüğü, tutanakta kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı kalemlerine de yer verlimesi ile yukarıda belirtilen tüm hususlar bir bütün hâlinde nazara alındığında davacının olay akışı itibarıyla usulsüz işlem yaptığı iddiası kapsamında iş sözleşmesinin sonlandırılması aşamasında bu iddia altında arabuluculuk görüşmesinin yapıldığının sabit olduğu, arabuluculuk tutanağının imzalanmaması hâlinde işten ayrılış bildiriminin kod (46)'ya göre yapılacağı belirtilerek arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı hususundaki davacı iddiasının olay akışına daha uygun olduğu, iş sözleşmesinin feshi ile aynı gün arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmesi, arabuluculuk tutanağında alacak kalemlerinin ve miktarın tek tek belirtilmeyip toplu olarak alacak kalemleri yazılarak tek bir miktarın belirtilmesi, haklı fesih olarak yapılan savunmaya ve bildirime rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerine yer verilmesi itibarıyla davacının iddialarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle11.08.2022 tarihli ve 2022/275313 sayılı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, burada sözü edilen uyuşmazlıktan anlaşılması gerekenin, 6325 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde de ifade edildiği üzere tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları olduğu, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için, taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerektiği, davalı tarafın, davacının bir müşteriden kapora adı altında haksız yere para aldığı ve davacının iş sözleşmesinin feshi konusunda haklı neden bulunduğu yönündeki savunmasının doğru olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği nazara alınırsa, mevcut belgelere göre, taraflar arasında dava konusu olan 11.08.2022 tarihli ve 2022/275313 dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk görüşmesi başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği 11.08.2022 tarihiyle aynı günde, taraflar arasında henüz gerçek anlamda bir uyuşmazlık hukuken doğmadığı hâlde ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştirildiği ve buna göre İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ Davalı vekili temyiz başvurusunda; 1. Davacının, müvekkili adına tahsil ettiği parayı Şirket hesabına yatırmayarak nezdinde tuttuğu ve sonrasında şahsi hesabından, müşterinin hesabına ödeme yaptığının tespit edilmesi üzerine verdiği savunmasında olayı kabul ettiğini, bunun üzerine iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilmesine karar verildiğini, 2. Davacının iş sözleşmesi feshedildikten sonra aynı gün arabulucuya başvurduğunu, nitekim arabulucuya başvuru yapan tarafın davacı olduğunun tutanaktan da anlaşılacağını, arabulucu tarafından müvekkili Şirkete, başvurucu davacının süreci aynı gün bitirmek istediğinin iletilmesi üzerine sürecin tatsızlığı ile birlikte derhâl sonlandırılması ve davacının talebinin gerçekleşmesi amacıyla aynı gün toplantının gerçekleştirilmesinin kabul edildiğini, sürecin kanuna uygun yürütüldüğünü, 3. Davacının iş sözleşmesinin müvekkili işveren yönünden haklı nedenle feshedildiğini ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, başvurucu davacının isteği üzerine tutanakta bu alacak kalemlerine yer verildiğini, 4. Alacak kalemlerinin tek tek belirtilmemiş olmasının herhangi bir şekilde tutanağın iptalini gerektirmediğini, zira bu kalemlerin ayrı ayrı belirtilmesi gibi bir zorunluluk bulunmadığını, uygulamada da zaman zaman götürü şekilde anlaşma kalemlerinin belirtildiğini, zaman zaman ise bunların ayrıldığını, davacının toplantıda bütün alacaklarına karşılık tutanakta belirtilen tutarı talep ettiğini ve bu teklifin de müvekkili tarafından kabul edildiğini, 5. Müvekkili Şirketin tamamen mevzuata uygun bir şekilde çıkış işlemlerini gerçekleştirdiğini, ilgili iddialara ilişkin olarak davacıya yazılı savunma talebinin tebliğ edildiğini, davacının yazılı savunmasında kendisi hakkındaki iddiaları kabul ettiğini, müvekkilinin kanuna uygun çıkış kodunu kullanmış olduğunu ve kimsenin kanuna uygun davranmakla tehdit edilmesi mümkün olmadığından davacının iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, 6. Davacı tarafından belirtilen ücret ve prim miktarlarının fahiş olduğunu, davanın kabulü yönündeki kararın haksız ve dayanaksız olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 11.08.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmüne uygun bir anlaşma belgesi olup olmadığı ve iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3227, K. 2025/5099, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3227-e-2025-5099-k-ca03e2bbe186