Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3007 E. 2025/6689 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3007
Karar No
2025/6689
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3355 E., 2024/3197 K. DAVA TARİHİ : 29.04.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/322 E., 2023/343 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışı şantiyelerinde 10.03.2019-15.02.2021 tarihleri arasında elektrik ustası olarak çalıştığını, ücreti net 1.800,00 USD olması rağmen davalı Şirket tarafından Kuveyt Dinarı (KWD) cinsinden ödeme yapıldığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça hiçbir gerekçe gösterilmeksizin haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının işverenlerce ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmadığını, somut uyuşmazlığa yabancı hukuk uygulanması gerektiğini ve yabancı mahkemelerin bakması için yetki itirazında bulunduklarını; ayrıca davacının hizmet süresi ve çalışma koşullarına ilişkin beyanının gerçeği yansıtmadığını, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı sabit olduğundan kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacı tarafça talep edilen faize de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yurt dışı iş sözleşmesi bulunmadığından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği kabulü ile dinlenen tanık beyanlarında işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğinin beyan edilmesi ve davalı tarafça davacının istifa ettiği hususunun ispatlanamaması dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacı ve davalı tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, söz konusu çalışmaları karşılığının davalı işverence ödenmediği; yıllık ücretli izin alacağının ise ödendiği gerekçesi ile yıllık ücretli izin alacağının reddine; diğer alacakların kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; cevap dilekçesinde davalı tarafça yabancı hukukun uygulanması yönünde savunmada bulunulduğu, taraflar arasındaki bireysel iş sözleşmesinde çalışılan ülke hukukuna atıfta bulunulduğu, taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğu; ayrıca işçinin işini fiilen yaptığı yer Kuveyt olduğundan aynı zamanda mutad işyeri hukuku olan Kuveyt hukukunun somut uyuşmazlığa uygulanması gerektiğinin kabulü ile Kuveyt hukuku esas alınarak hesaplamaların yapıldığı 07.09.2022 tarihli kök rapor ile dosyaya sunulan belgelerin değerlendirilmesi bakımından alınan 08.12.2022 tarihli ek raporda 2. seçenek olarak yapılan hesaplamaların yerinde olduğu; kıdem ve ihbar tazminatları 15.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılmadığı hâlde davacı talebi aşılmak suretiyle hüküm kurulmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne yıllık ücretli izin alacağının ise reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığını, b. Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa Kuveyt hukuku uygulanmasına rağmen Türk hukukuna göre belirlenen tutarlara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, c. Para cinsinin ikinci kez seçimlik hak kullanılmak suretiyle değiştirilmesinin hatalı olduğunu d İş sözleşmesi işçi tarafından sonlandırıldığından kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanılmadığını, e. Alacaklara hükmedilen faizin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, b Davacı aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, hüküm altına alınan alacakların hesabı, miktarı ve cinsi, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanılıp kazanılmadığı, davalının dava konusu alacaklardan sorumluluğu, alacaklara hükmedilen faizler ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, Kuveyt hukuku esas alınarak hesaplamaların yapıldığı 07.09.2022 tarihli kök rapor ile dosyaya sunulan belgelerin değerlendirilmesi bakımından alınan 08.12.2022 tarihli ek raporda 2. seçenek olarak yapılan hesaplamaların yerinde olduğu ifade edilmiş ise de hüküm altına alınan miktarlar itibarıyla hangi raporun hükme esas alındığı anlaşılamadığından verilen hüküm denetime elverişli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak sözkonusu olup hakkın kullanılması bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf dava ve 15.09.2022 tarihli ıslah dilekçesinde taleplerini USD cinsinden talep etmesine rağmen 13.02.2023 tarihli "Seçimlik hakkımızın kullanılmasına ilişkindir." konulu dilekçesi ile dava ve ıslah dilekçesinde USD cinsinden talep ettiği alacaklarını KWD cinsinden olacak şekilde değiştirdiğini beyan etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de davacı alacaklarının KWD cinsinden hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Bozucu yenilik doğuran hakların bir defa kullanılmakla tükendiği dikkate alındığında somut olayda dava ve ıslah dilekçesindeki tercihten dönülmesi mümkün değildir. Hâl böyle olunca dava konusu alacakların KWD üzerinden hüküm altına alınması isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 4. Diğer yandan İlk Derece Mahkemesince, dinlenilen tanık beyanlarında işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğinin beyan edilmesi ve davalı tarafça davacının istifa ettiği hususunun ispatlanamaması dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı değerlendirmesine yer verilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinafı üzerine yapılan incelemede yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle verilen kararda, kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Söz konusu alacaklar bakımından, yalnızca İlk Derece Mahkemesince talep aşımı mahiyetindeki miktarlar ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek dava ve ıslah dilekçesindeki miktarlar ile sınırlı olacak şekilde yeniden hüküm kurulmuştur. Dosyada 06.12.2020 tarihli istifa dilekçesi yer almakta olup söz konusu dilekçeye karşı davacı vekilince imza itirazında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince imzaya itiraz bakımından gerekli incelemeler yapılarak istifa dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı teknik yönden belirlendikten sonra, tüm dosya kapsamına göre hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken gerekçesiz olacak şekilde ve eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 5. Belirtmek gerekir ki her ne kadar davalı tarafça yabancı para cinsinden hüküm altına alınan alacaklara yürütülen faizin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de bu husus istinafa konu edilmediğinden temyiz aşamasında da bozma sebebi teşkil etmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3007, K. 2025/6689, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3007-e-2025-6689-k-1cf876de062c