Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12588 E. 2025/84 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12588
- Karar No
- 2025/84
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/696 E., 2024/1563 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/463 E., 2024/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.08.1995-31.12.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, şube müdürü olarak çalışan müvekkilini davalının alt işveren/acente gibi gösterdiğini, bu işlemin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin bağımsız tacir olmadığını ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim alacağı, vergi alacağı, Bağ-Kur alacağı taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak taleplerinin taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını ve davacının işçi olmadığını, açılan davanın mutlak ticari dava olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, talep edilen alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini başlangıçta davalı nezdinde iş sözleşmesi ile çalışan davacının işini kaybetme korku ve baskısı altında kabul etmek durumunda kaldığı, bu nedenle acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, vergi alacağı ve Bağ-Kur alacağı taleplerinin kabulü gerektiği, SGK prim alacağı talebinin ise taraf sıfatı bulunmadığından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporu, kira sözleşmesi, çalışma saatleri ve düzeninin davalı tarafça belirlenmesi, şubenin elektrik-su aboneliklerinin davalı Şirket üzerine olması, davacının acentelik sözleşmesi öncesi davalı Şirket nezdinde iş sözleşmesi ile çalışması ve emsal dosyalar dikkate alındığında; Mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğu yönündeki kabulünün yerinde olduğu, işverenden elde ettiği gelir ile kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamaya çalışan işçinin, işveren ile eşit konumda olmasının mümkün olmadığı, işçinin gelirinden mahrum bırakılma tehdidi altında "Acente sözleşmesi" başlığını taşıyan sözleşmeyi imzaladığı dikkate alındığında, tarafların muvazaalı bir hukuki işlem yapma konusunda karşılıklı olarak anlaştıklarının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı Şirket ile davacı işçi arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 102. maddesine uygun şekilde kurulmuş bir sözleşme bulunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, SGK prim alacağının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davacı tarafça ödendiği iddia edilen Bağ-Kur primine ve ödenen ve tahakkuk eden vergi borçlarına ilişkin varılan sonucun ve bu alacaklara ilişkin tahsil kararı verilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, taraflar arasından 6102 sayılı Kanun'un 102. maddesine uygun olarak kurulmuş bir sözleşme bulunmadığından davacının Bağ-Kur sigortalısı olamayacağı, davacının davalı bünyesinde çalıştığı dönem yönünden ödediği ve hakkında tahakkuk eden vergilerin mükellefi olmadığından yaptığı ödemeleri ilgili Kurumdan talep etmesi gerektiği, işverenden böyle bir talep hakkı bulunmadığı, kendi beyanına ve kabule göre sabit ücret ile çalışan davacının gelirine göre yüksek miktardaki ödemeleri karşılığını almadan finanse etmesinin mümkün olmadığı, davacının Bağ-Kur prim alacağının ve vergi alacağının işverenden tahsiline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne oy çokluğuyla karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. SGK prim, vergi ve Bağ-Kur alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının davalı işveren tarafından acente olarak değil işçi olarak gösterilseydi bu talep edilen alacakları ödemek zorunda kalmayacağını, b. Alacakların zamanaşımına uğramadığını, c. Karşı vekâlet ücretinin hatalı tespit edildiğini, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince göz ardı edildiğini ileri sürmüştür. 2. Katılma yoluyla davalı vekili temyiz dilekçesinde: davacının, müvekkilinin çalışanı olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, takas ve mahsup def'inde bulunduklarını, bu durumda yapılan ödemeler dikkate alındığında kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.