Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/49424 E. 2012/10477 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/49424
- Karar No
- 2012/10477
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı .... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti Davacı, ücretinin asgari ücret olduğunu, ancak ücretinin devamlı asgari ücretten eksik ödendiğini, davalı işveren ile görüştüğünü, maaşının asgari ücretten ödenmesini istediğini, Cumartesi-Pazar günleri dahi çalışmasına rağmen sigortasının tam yatırılmamasının sebebini sorduğunu, çalıştığı sürece yaptığı fazla çalışma ücretlerinin hemen ödenmesini talep ettiğini, davalı işverenin ise işlerin kötü olduğunu, fazla çalışma ücretlerini ödeyemeyeceğini, bu taleplerinden vazgeçmesini aksi halde işten kovduğunu belirttiğini, bu şekilde davacının işyerinden haksız olarak kötüniyetli bir şekilde işine son verildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ve genel tatil alacağının tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti Davalılardan ... Ltd Şti vekili, davacının işyerine gelmeyerek 1 ay içinde izinsiz olarak hiçbir mazeret ve gerekçe bildirmeksizin 2 gün üst üste devamsızlık yaptığını, geçerli bir mazeret bildirmediğinden iş aktinin 25/2-g bendi gereği derhal feshedildiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini , davacının mevsimlik çalıştığını ve bu nedenle de fazla çalışmasının olmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram ve genel tatillerin sezona denk gelmesi halinde çalışıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı ise duruşmalara katılmamış ve cevap vermemiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti Mahkemece toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak " iş aktinin haklı nedenle feshedildiği ya da feshin haklı nedene dayanmaksızın işçi tarafından gerçekleştirildiğinin, başka bir deyişle iş aktinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek biçimde sona erdiğinin, davacı işçinin fazla çalışma ücretlerinin ödendiğinin,davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğinin, davacı işçinin yıllık izinlerini kullandığının veya yıllık izin ücretlerinin işçiye ödendiğinin ayrı ayrı ispatı davalı işverene aittir. Ancak somut olayda davalı işverenin davacı işçinin hizmet akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek biçimde sona erdiğini Ispat edemediği, bu nedenle davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilme koşullarının oluştuğu, aksi yöndeki davalı savunmalarını işçi lehine yorum ilkesi ve dosyaya ibraz edilen davacıya ait ücret bordrolarında davacının asgari ücret altında ücretle çalıştırıldığı hususları gözetilerek mahkememizce itibar edilmemiş, öte yandan tüm dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan davacı işçinin ödenmemiş işçilik alacaklarının bulunduğu ve davacı işçi lehine hüküm altına alınması gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D)Temyiz Kararı davalı ... Ltd Şti vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini, b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini, c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı). Somut olayda mahkemece, dava konusu alacaklardan hangi davalının ne miktarda sorumlu olduğu tereddütsüz bir şekilde belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, açık olmayan ve infazda tereddüt oluşturacak nitelikte " davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm kurulması hatalıdır. 3- Taraflar arasında yıllık izin alacağı uyuşmazlık konusudur. Bilirkişi raporunda yıllık izin alacağı hesaplanırken " davacının 2002 yılında 1-16 Temmuz arası 16 gün izin kullandığı belirtilmişse de bu bilginin davacının ücret bordrosu ile örtüşmemekte, bordroda davacının izin kullandığı belirtilmemekte olduğunu, 2004 yılında 1-17 Ekim 2004 arası 17 gün izin kullandığı belirtilen davacının ücret bordrosunda bu günlerde raporlu olduğu belirtilmiş, 2005 yılında 1-16 Ağustos 2005 tarihleri arasında 16 gün izin kullandığı belirtilen davacının ücret bordrosunun bu bilgilerle örtüştüğünü, bu durumda davacının 2005 yılındaki izninin kullandığı, 2004 ve 2002 yıllarında ücretli izin hakkını kullanmadığı görüldüğünden " bahisle 2002 yılından 12 gün, 2004 yılından ise 14 gün yıllık izin hakkının hesaplandığı görülmüştür. Mahkemece, bu hesaplama uyarınca yıllık izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Oysa davacıya ait imzalı 2003 yılı Temmuz ayı bordrosunda 16 gün ücretli izin alacağının tahakkuk ettirildiği görülmüş olup bordronun davacı tarafından ihtirazi kayıtsız imzalandığı görülmüştür. Yine davacıya ait imzalı yıllık izin defterinde 2002 yılına ait yıllık iznini 01.07.2003-16.07.2003 tarihleri arasında kullandığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacının 2002 yılı çalışması karşılığında hak kazandığı yıllık iznini 2003 yılı Temmuz ayında kullandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacının 2002 yılına ait yıllık iznini 2003 yılı Temmuz ayında kullandığı, 2003 yılı Temmuz ayı ücret bordrosunda 16 günlük izin ücreti tahakkuku yapıldığı görülmekle ve davacının hem yıllık izin defteri hem de söz konusu ücret bordrosunda ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imzaladığı halde yanlış değerlendirme ile 2002 yılı yıllık iznini kullanmadığından bahisle hüküm kurulması hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.03.2012 tarihinde karar verildi.