Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/45143 E. 2012/6686 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/45143
Karar No
2012/6686
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı işyerinde Finişher ve Writgen operatörü olarak 05/01/1998 tarihinde işe başladığını, 17/11/2002 tarihinde iş akdinin işverence haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini, ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, son ücretinin net 650 TL olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacakları istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı davacının ücretinin brüt 250,87 TL olduğunu, makine bakım görevlisi olarak çalıştığını, davacının davalı iş verenlikteki ilk dönem çalışmasının kış sezonuna girmesi nedeniyle 29/10/1998 tarihinde istifa ederek sona erdirdiğini, 10/05/1999 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını ve hizmet akdine ise süresi dolmadan istifa ederek son verdiğini, yaz dönemi başladığında 18/08/2000 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını, davalı iş verenlikte çalışmalarını devam ettirirken 04/12/2002 tarihinde davacının askerlik hizmetini yerine getireceği için iş akdini sona erdirmek istediğini belirten dilekçesini davalı işverenliğe ulaştırdığını, davacının ücretlerinin ödenerek iş akdine son verdiğini, davacının iş akdini kendi sonlandırdığı için kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı isteme hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının davalıya ait iş yerinde 3 dönem halinde çalıştığı, 1. dönemin 101/05/1998-29/10/1998 tarihlerini kapsadığı, 2. dönemin 10/05/1999-28/09/1999 dönemini kapsadığı, bu dönemlerin istifa suretiyle sona erdiği, bu dönem çalışmaları ile ilgili olarak davacıya yapılan ödemeler konusunda da ibraname düzenlenmiş olduğu, 16/08/2000-17/11/2002 tarihleri arasındaki çalışmanı ise, askerlik nedeni ile sona erdirildiği kanaati ile ücretin brüt 250,87 YTL. ve 108.YTL. sosyal yardımlı olmak üzere toplam 358,87 YTL. olduğu esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek kıdem tazminatı isteğinin kabulüne, ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemesi, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilmelidir. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmemesi ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemesi, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenip, düzenlenmediğinin de araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı son ücretinin brüt 650 YTL. olduğunu iddia etmiş, davalı ise ücretin asgari ücret olan 250,87 YTL. olduğunu savunmuştur. İmzalı bulunan ücret bordrolarında tüm çalışanlar asgari ücret seviyesinde görünmektedir. Davacının dinlettiği tanıklar davacının 650 YTL. aldığına ilişkin iddiasını doğrulamışlardır. Bu durumda imzalı bordroların gerçek ücret seviyesini göstermediği şüphesi doğmaktadır. Yukarıdaki esaslar doğrultusunda işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ücret belirlenip sonuca gidilmesi gerekirken bordrodaki ücret seviyesi esas alınarak kıdem tazminatı hesaplaması yapılması isabetsizdir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/45143, K. 2012/6686, T. 01.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-45143-e-2012-6686-k-0dbf15f82516