Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/21355 E. 2025/3749 K. – Çocuğun Cinsel

Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/21355
Karar No
2025/3749
Karar Tarihi
Konu
Çocuğun Cinsel İstismarı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/843 E., 2017/1436 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, eylemi yapanın katılan mağdure olduğuna, mağdurenin yaşının ve buna ilişkin nüfus kaydının şüpheli olduğuna, sanığın hataya düşmesinin kabul edilmesi gerektiğine, cezalandırmaya karar verilecek ise de suç vasfının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102. maddesinin olması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın aşamalarda mağdureyi olay günü ilk defa gördüğü ve yaşını on beşten büyük zannettiği, eylemin mağdurenin rızasıyla gerçekleştiği yönündeki savunması, mağdurenin olayı net hatırlayamadığını belirtmesi, tanık anlatımlarında sanığın mağdureyi zorladığına dair bir beyanlarının bulunmaması, olaya ilişkin CD görüntüsü incelendiğinde herhangi bir zorlama olmaması ve mağdurenin bilincinin yerinde olduğunun anlaşılması karşısında mağdurenin kemik yaşının on altı yaş ile uyumlu olduğuna dair ... ili Kamu Hastaneleri Birliği .. Numene Hastanesi'nin 28.11.2016 tarihli raporundan anlaşılan duruma göre mağdurenin fiziksel gelişiminin yaşıtlarına göre önde olması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilip istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk, sanık ... hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından verilen mahkûmiyet kararını, TCK’nın 30/1. maddesi uyarınca sanığın mağdurun yaşı konusunda esaslı hataya düştüğü gerekçesiyle bozmuştur. Ancak aşağıda açıklayacağım gerekçelerle bu görüşe katılmıyor, istinaf mahkemesi kararının ONANMASI gerektiğini düşünüyorum. 1. Sanığın mağdurun yaşı hakkında esaslı hataya düştüğü kabul edilemez. TCK’nın 30/1. maddesi uyarınca fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını bilmeyen kişi kast ile hareket etmiş sayılmaz. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için failin fiilin suç olduğunu anlayamayacak derecede esaslı bir hataya düşmüş olması gerekir. Somut olayda sanık ile mağdure aynı sosyal çevrede yaşamaktadır. Tanık beyanları, sanığın mağdureyi olaydan önce de gördüğünü, mahalle ve okul çevresinde birbirlerini tanıdıklarını ortaya koymaktadır. Olay sırasında sanığın mağdurenin yaşını bilemeyeceği veya yaşıyla ilgili esaslı bir yanılgıya düştüğü yönünde inandırıcı ve objektif hiçbir dayanak bulunmamaktadır. Sanığın eylemleri, planlı ve bilinçli biçimde gelişmiş, hiçbir sorgulama yapmadan mağdureye bali vermek suretiyle onun bilişsel kapasitesini zayıflatmış, ardından cinsel mahiyetteki fiili gerçekleştirmiştir. Bu tablo, mağdurun yaşıyla ilgili bir “esaslı hata” değil, failin umursamazlığını ve kastını göstermektedir. 2. Mağdur bali etkisi altındadır ve rızasını açıklayacak bilinçte değildir. Olay sırasında mağdurenin bali maddesi etkisinde olduğu tanık anlatımları, mağdurun beyanları ve dosya kapsamındaki raporlarla sabittir. Bali gibi uçucu maddeler iradeyi zayıflatır, karar verme mekanizmalarını bozar ve bireyin çevresel uyarılara karşı bilinçli tepki vermesini engeller. Mağdurenin sanığın eylemine fiziksel bir direnç göstermemesi, bu haliyle bir rıza olarak yorumlanamaz. Zira bali etkisi altındaki bir çocuğun eyleme sessiz kalması, irade beyanı olarak değerlendirilemez. Bu durum ceza hukukunun rıza kavramını işlevsizleştirir. 3. CD görüntüleri failin kastını açıkça ortaya koymaktadır Olay görüntülerinde mağdurenin dudağından öpüldüğü, kucağa alındığı, kalçalarına dokunulduğu ve eylemlerin bir bütün halinde ve ardışık biçimde geliştiği açıktır. Bu fiillerin nitelik ve süresi, failin eyleminin cinsel içerikli, iradi ve devamlılık arz eden bir yapı taşıdığını göstermektedir. Eylemin kesintisizliği ve doğrudan bedensel temas içermesi, failin kastının oluştuğunu tartışmasız şekilde ortaya koyar. Bu durumda sanığın “suç işleme kastı bulunmadığı” yönündeki savunması inandırıcılıktan uzaktır. 4. Fiziksel gelişmişlik ve kemik yaşı, mağdurun hukuki yaşını etkilemez Yargıtay bozma kararında yer verilen, ... Numune Hastanesi’nin 28.11.2016 tarihli kemik yaşı raporunda mağdurenin gelişiminin yaşıtlarının ilerisinde olduğuna dair değerlendirme, hukuki açıdan sonuç doğurmaz. Mağdurenin doğum tarihi bellidir: 23.06.2002. Olay tarihi ise: 30.04.2016. Arada yalnızca 13 yaş 10 aylık bir süre bulunmaktadır. Fiziksel gelişmişlik, ne rızayı geçerli kılar, ne de sanığın kastını ortadan kaldırır. Ceza hukukunda esas olan, failin mağdurun yaşını bilip bilemeyeceğidir; mağdurun gelişim seviyesi değil. Olaydaki sosyal bağlam ve failin davranışları bu bilginin ulaşılabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Sanığın eylemleri planlı, mağdurun yaşı açıkça küçük, mağdur bali etkisiyle savunmasız, CD görüntüleri kastı açıkça gösterir niteliktedir. Ayrıca sanığın yaşa dair yanılgısı nesnel olarak doğrulanabilir nitelikte değildir. Bu nedenlerle sanığın TCK 30/1 kapsamında kusursuz olduğu kabul edilemez. Bu nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyor, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi’nin 05.07.2017 tarihli ve 2017/843 E. – 2017/1436 K. sayılı mahkûmiyet kararının ONANMASI gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/21355, K. 2025/3749, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-21355-e-2025-3749-k-4fe4888f8f5f