Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/17739 E. 2024/7681 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/17739
- Karar No
- 2024/7681
- Karar Tarihi
DURUŞMA TALEPLİ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/114 E., 2016/191 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun farklı zamanlarda katılan mağdure ile vajinal yoldan cinsel ilişki yaşayıp son ilişkide katılan mağdureyi ikametine götürerek gece boyunca alıkoyduğunun kabulü ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun samimi ikrarına karşın katılan mağdurenin aşamalarda çelişkili anlatımlarda bulunduğuna, doğuma sebep cinsel ilişkiden önce ilişkinin yaşanıp yaşanmadığı hususunda katılan mağdurenin soyut iddiasından başkaca delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Suça sürüklenen çocuğun 31.05.2016 tarihli duruşmada " ...yaşının 16 olduğunu hatırlıyorum.." şeklinde savunmada bulunduğu gözetilerek suçun vasfına etkisi bakımından kayden 10.07.1999 doğumlu olup, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği 2014 yılı Mayıs ayında on dört yıl on aylık olup hastane doğumlu olduğu anlaşılan katılan mağdureden yaşı hususunda suça sürüklenen çocuğa beyanda bulunup bulunmadığı sorulmak ve katılan mağdurenin kovuşturmada evresindeki beyanı sırasında alınan kamera kaydının izlenilmesiyle Mahkemesince gözlem yapılıp, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle görünüm itibarıyla yaşının küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli ve 2022/9-46 Esas, 2023/303 Karar sayılı ilamı ile 15.03.2023 tarihli ve 2022/9-303 Esas, 2023/151 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesinde tanımlanan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun aynı Kanun'un 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna teselsül etmeyeceği göz önüne alındığında; oluşa uygun kabule göre suça sürüklenen çocuk ile katılan mağdurenin sevgili oldukları beş aylık süreçte ilk olarak 2014 yılı Mayıs ayında katılan mağdureye ait ikamette vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadıkları, katılan mağdurenin 30.04.2015 tarihinde doğum yaptığı gözetilerek tıbben kabul edilen hamilelik süresi olan 9 ay 10 gün geriye gidilmesi ile belirlenen 20.07.2014 tarihinde ise suça sürüklenen çocuğa ait evin çatısında cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadıkları anlaşılan olayda; suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdure on beş yaşından küçük olduğu dönemdeki ilişkinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, on beş yaşını ikmal ettikten sonra cebir, tehdit ve hile olmaksızın vajinal yoldan organ sokarak gerçekleştirdiği eyleminin ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturması karşısında 2014 yılı Mayıs ayında işlenen eylemle ilgili hükümden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58-61. maddeleri ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla ilgili 5237 sayılı Kanun'un 102-105. maddelerinde değişiklikler yapıldığı gözetilip 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, katılan mağdure on beş yaşını tamamlamasından sonra 20.07.2014 tarihinde gerçekleşen eylem ile ilgili ise şikâyet ve zamanaşımı süresi de dikkate alınıp reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan ayrı ayrı hüküm kurulması yerine yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Bozma gerekçesine göre Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2024 tarihinde karar verildi.