Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3015 E. 2013/6376 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/3015
- Karar No
- 2013/6376
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, patlayıcı madde bulundurma, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, 2911 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : 1- TCK’nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2, 62, 53/1-2-3, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK’nın 174/1-2, 62, 52, 53/1-2-3, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet 4- Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan; 6352 sayılı Kanunun geçici 1/b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin b bendi gereğince verilen kamu davasının ertelenmesine dair karar CMK'nın 223. maddesinde belirtilen hüküm niteliğinde bulunmayıp itiraza tabi olduğundan temyiz incelemesine yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine, 2- Patlayıcı madde bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Terör örgütünün amacı doğrultusunda patlayıcı madde bulundurma suçunu işlediği kabul edilen sanığın cezasından 3713 sayılı Kanunun 5/2 ve TCK’nın 174/2. maddeleri uyarınca yapılacak arttırımın üçte ikiden az olamayacağı gözetilmeden, yarı oranında artırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3- 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Kanun koyucunun "sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri" ifadesiyle 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine "yöntem" ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen "yöntem" ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasında tercih edilen "düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri" ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, Sanığın 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir "düşünce ve kanaat açıklama yöntemi" olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçun tarihi ve işlenme yöntemi ile ... şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 25.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.