Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5256 E. 2026/4741 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5256
- Karar No
- 2026/4741
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3049 E., 2025/1689 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/219 E., 2023/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacıları vekili ve birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl dosyada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili .... ilçesi ....köyü .... mevkiinde bulunan 90.000 m²lik arazinin kadimden beri müvekkilleri olan davacıların zilyetliğinde iken 6831 sayılı Orman Kanunu' un (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında yapılan orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptal edilerek XLI parselinin orman sınırları içerisine dahil edildiğini, söz konusu işlemin 45 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan ve askı ilanına çıkarılan işlemle yapıldığını ve bu işlemin 27.12.2011 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek, 27.12.2011 tarihinde kesinleşen kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki yerlerden olduğunun tespitine ve beyanlar hanesine taşınmazda davacıların zilyet ve tasarruf sahibi olduklarının yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen dosyada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların kök zilyet ....'nin mirasçıları olduklarını, İstanbul ili .... ilçesi ....köyü .... mevkiinde bulunan 90.000 m²lik arazinin kadimden beri zilyetliklerinde bulunduğunu, bu taşınmazın 1998 yılında 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını ve bu işlemin kesinleştiğini, ancak daha sonra tekrar orman sınırları içerisine alındığını ileri sürerek, 45 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan ve 27.12.2011 tarihinde kesinleşen kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tesciline ve taşınmazın davacıların miras payları oranında zilyet olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2/B parseli iken 12.09.2002 tarihli olur ile Orman Bakanlığına tahsis edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) göre yapılan tahditte orman sınırları içerisinde bırakıldığını, 27.02.1989 tarihinde ilan edilen 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) çalışmasında 2/B parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davaya konu taşınmazın Devlet ormanı içinde orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği ve devlet ormanının zilyetlikle kazanılamayacağı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosya davacılar vekili ve birleşen dosya davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacıların talebinin dava konusu taşınmazın 2/B niteliğinde olduğunun tespitine ilişkin olduğu, dosya kapsamından dava konusu edilen alanın 1942 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman tahdit çalışmalarında "... .... Baltalığı Devlet Ormanı" sınırları içerisinde bırakıldığı, taşınmazın 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun ve 2896 sayılı 6831 sayılı Orman Kanunu' nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun uygulamalarına konu edilmediği, 27.02.1989 tarihinde ilan edilen 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına P.XLI parseli olarak çıkarıldığı, daha sonra Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 12.09.2002 tarihli Olur'u ile 1.085.130 m²'sinin Orman İdaresine orman olarak kullanılmak üzere, 355,520 m²'sinin ise Ağaçlandırma ve Erezyon Kontrolü Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği ve taşınmazın 03.06.2003 yılında teslim edildiği, bu tahsis gereğince 45 numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığınca taşınmazın orman sınırları içerisinde gösterildiği, eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi ya da gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine olacak bir hak doğuracak talepli dava açma olanağı olmadığı, idari yargıda idari tahsis kararı iptal edilmedikçe veya İdarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işlemi geçerliliğini sürdüreceğinden, bu tür bir yere kullanıcı şerhi istemiyle açılan böyle bir davanın dinlenilme olanağı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın Orman İdaresine tahsis edildiği ve 2/B niteliğini kaybettiği, bu gibi taşınmazların tekrar 2/B olarak orman sınırları dışına çıkarılmasına yönelik İdareyi zorlayıcı dava açılamayacağı ve 40 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışmanın orman tahsisine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmaması nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak yapılan yargılamada eksiklik bulunmadığı, delillerin toplandığı, İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde hata edildiği, bu nedenle gerekçe düzeltilerek esas hakkında hüküm kurulması gerektiği" gerekçesiyle, asıl dosya davacılar vekilinin ve birleşen dosya davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dosya davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 2023 yılı Şubat ayında askıya çıkarılan güncelleme çalışmaları yapıldığını ve buna karşı İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinin 2023/12 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, verilecek kararın huzurdaki davayı etkileyeceğini, bu nedenle bekletici mesele taleplerinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetim ve hüküm kurmak için elverişli olmadığını, bilirkişi raporlarına göre taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının açık olduğunu, mahalli bilirkişilerin de 50 yıldır taşınmazın kullanıldığını beyan ettiklerini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen dosya davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1988 yılında 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak 2011 yılında hatalı tespit yapılarak 50 yıldır tarla vasfı ile kullanılan taşınmazın orman olarak tespit edildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki yerlerden olup olmadığının tespiti istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu taşınmazın eylemli orman vasfında olup olmadığı, ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen yerlerin özel mülkiyete konu edilip edilemeyeceği ve bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle açılan davanın dinlenilme olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dosya davacılar vekili ve birleşen dosya davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşlarından alınmasına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden asıl dosya davacısı ... ve arkadaşlarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.