Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1815 E. 2025/4036 K. – Tespite İtiraz

Konu: Tespite İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1815
Karar No
2025/4036
Karar Tarihi
Konu
Tespite İtiraz

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/22 E., 2022/413 K. KARAR : Davanın kabulüne/reddine Taraflar arasındaki tespite itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ...................köyü 101 ada 15 parsel sayılı 13.814,04 m² yüzölçümlü taşınmaz, tarla vasfıyla ... adına; 101 ada 16 parsel sayılı 13.486,67 m² yüzölçümlü taşınmaz, tarla vasfıyla ... adına ve 101 ada 17 parsel sayılı 13.635,62 m² yüzölçümlü taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Kadastro Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, .............köyü çalışma alanında bulunan 101 ada içerisinde bulunan yaklaşık 20 dönümlük taşınmaza 20 yıldır zilyet olmasına karşı taşınmazın kadastro sırasında orman vasfıyla tespit edildiğini ileri sürerek tespitin iptali ile çekişmeli taşınmaz bölümlerinin adına tesciline karar verilmesini istemiş, yapılan keşif sonrası dava konusu taşınmazın ........... Köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara isabet ettiği saptanmıştır. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davacının davalı ... İdaresine yönelttiği davanın husumetten reddine, davacının davalı Hazine, ... ve ...'e yönelttiği davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" dair karar, davalı Hazinenin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2017 tarihli ve 2016/154 Esas, 2017/5287 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı tarafından dava konusu edilen ............. köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında mahkemece karar verilerek davalı konumda bulunan taşınmaz hakkında sicil oluşturmadığı gibi, kadastro tutanakları kesinleşen ve tapu kaydı oluşan ................... köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davacının .............köyü 101 ada 1 sayılı parsel hakkındaki kadastro tespitine itiraz ettiği ancak mahkemece yapılan keşif sonucunda davalı taşınmazların ... köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar olduğunun anlaşıldığı, ne var ki dava konusu edilen ve mahkemece tutanak aslı getirtilerek davalı hale getirilen .............. köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında bir karar verilmeyerek sicil oluşturulmadığı gibi, ... köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tapu kayıtlarının oluştuğu ve böylece kadastro mahkemelerinin görevi sona ererek genel mahkemelerin görevinin başladığı dikkate alınmadığı, bu nedenlerle dava konusu edilen ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında sicil oluşturacak şekilde bir karar verilmesi ve ... köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olmayıp genel hukuk mahkemelerine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilerek bozulmuştur. Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ............. köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın husumet konusu olmadığından 101 ada 1 parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu ... köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş, görevsizlik kararı sonrası dava dosyası Savur Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişilerin, tanıkların ve davalıların keşif esnasındaki beyanları ile alınan bilirkişi raporlarından; davacının dava konusu taşınmazları, kadastro tespitinden önce davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu, öte yandan Orman İdaresinin dava konusu taşınmazlarda malik sıfatının bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... İdaresine karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalılar Hazine, ... ve ...'e karşı açılan davanın kabulüne, ... Köyü 101 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacına adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ise de, alınan jeodezi bilirkişi raporu ekindeki en eski tarihli 1952 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarının denetime elverişli olmadığı, çekişmeli 101 ada 17 nolu parselin 1952 tarihli hava fotoğrafında imar ihya yapılmak suretiyle tarıma elverişli hale getirildiği açıklanmış ise de, rapora ekli hava fotoğrafı görüntüsünde 17 no.lu parsel ile komşu 101 ada 1 no.lu orman parselinin görüntülerinin benzer olduğu anlaşılmakta olup, çekişmeli 17 nolu parselin imar ihyası hakkında sorunu giderici bir açıklama yapılmadığı gibi, rapor ekindeki 1952 yılı hava fotoğrafının denetime elverişsiz, çözünürlüğünün ve ölçeğinin düşük olduğu anlaşılmış olup, böylelikle hava fotoğrafıyla bilirkişi raporu arasında çelişki oluşmuş, benzer şekilde 1984 tarihli hava fotoğrafında da, dava konusu parselin imar ihya yapılmak suretiyle tarıma elverişli hale getirildiği açıklanmış ise de, rapora ekli hava fotoğrafı görüntüsünden bu durumun tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşılamadığı, bu nedenlerle söz konusu çelişki de giderilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın durumunun büyük ölçeklendirilmiş ve çözünürlüğü yüksek hava fotoğrafında gösterilek taşınmazın orman sayılan veya orman sayılmayan yerlerden olduğunun denetime elverişli olacak şekilde belirlendiği rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olduğu gibi, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti öncesindeki kullanım durumu da tam anlamıyla aydınlatılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20-25 öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, çekişmeli yerlerin binalar yapılmadan evvel kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise öncesinde ne amaçla kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, kadastro yapılmadan evvelki vasfını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1815, K. 2025/4036, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1815-e-2025-4036-k-5ff31dae597e