Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5560 E. 2024/7918 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5560
- Karar No
- 2024/7918
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/9 E., 2023/6 K. DAVA TARİHİ : 25.12.2015 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Çorum ili Merkez ilçesi Çomarbaşı köyü çalışma alanında bulunan 136 ada 34 parsel sayılı 469,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, bahçe niteliğiyle, davalıların miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazların evveliyatının orman olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu malı niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 136 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 13.12.2022 tarihli 2021/10997 Esas, 2022/10161 Karar sayılı ilamıyla; "Taşınmazın bulunduğu Çomarbaşı Köyünde 1986 yılında 766 sayılı Yasaya göre tesis kadastrosunun yapılıp kesinleştiği, Kadastro Müdürlüğünün cevabi yazısına göre dava konusu taşınmazın tesis paftasında boşluk olarak tespit dışı bırakıldığı, bölgede orman kadastrosunun ise 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi uyarınca 2015 yılında yapılıp kesinleştiği, akabinde aynı yıl 3402 sayılı Kanun' un geçici 8. maddesine dayalı olarak kadastro çalışması yapılarak dava konusu taşınmazın tespit tutanağının düzenlendiği, İlk keşif sonucunda orman bilirkişisi tarafından, yalnızca memleket haritaları incelenmek suretiyle, taşınmazın en eski 1965 tarihli ve 1992 tarihli memleket haritalarında açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği; 2. keşif sonucunda jeodezi mühendisi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek raporda ise, en eski 1956 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın koyu gri ağaçlık alanlarda olduğu, tarım arazisi özelliği taşımadığı, 1990 tarihli hava fotoğrafına göre ise bu tarihten önce ev ve arsası olarak kullanılmaya başlandığı, sınırlarının kısmen belirgin olduğu, üzerindeki ve batısındaki ağaçlık alanın sınırlarının değişiklik gösterdiği, bu nedenle taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bildirildiği, Bilirkişiler tarafından düzenlenen haritalara göre, dava konusu taşınmazın doğu sınırında tesis kadastrosu ile davalıların murisi adına tespit ve tescil edilen 136 ada 14 (eski: 2942) parselin bulunduğu, diğer sınırlarının ise 3402 sayılı Kanun' un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilen yaklaşık 13 dönüm büyüklüğündeki 136 ada 33 parsel ile çevrili olduğu, gerek ham toprak niteliğindeki bu parselinin devamında gerekse davalıların murisi adına kayıtlı 136 ada 14 parselin bitişiğinde ve sonrasında, yine tesis kadastrosu ile kişiler adına tespit ve tescil edildiği anlaşılan tarlaların ve üzerinde evler olan taşınmazların bulunduğu, orman olarak sınırlandırılan taşınmazın ise kişiler adına tescil edilen bu taşınmazlardan çok sonra kuzey batı yönünde bulunduğu, Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu 469,31 m2 yüzölçümündeki taşınmazın yakın çevresinde ve sınırında bulunan ham toprak niteliğindeki taşınmazın çevresinde ve devamında orman olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, bu taşınmazın 1986 yılında yapılan tesis kadastrosu ile kişiler adına tespit ve tescil edilen taşınmazlarla çevrili olduğu, 1956 tarihli hava fotoğrafında üzerinde ağaçların bulunduğunun belirlenmesinin taşınmazın orman sayılacağı anlamına gelmeyeceği, ormanla bütünlük oluşturan bir konumumun bulunmadığı, taşınmazın bitişiğinde bulunan 136 ada 14 (eski:2942) parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak ev ve bahçesi niteliğiyle, davalılar ve öncesinde murisleri tarafından zilyet ve tasarruf edildiği ve zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine oluştuğu gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gereğine" değinilerek davalılar vekilinin temyiz itirazları kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine, dava konusu 136 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ; Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.