Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2806 E. 2025/3673 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2806
- Karar No
- 2025/3673
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/17 E., 2023/19 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca 2021 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Burdur ili, Gölhisar ilçesi, Yusufça beldesi çalışma alanında bulunan 390 ada 149 parsel sayılı taşınmaz edinme sebebinde Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/215 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu açıklanarak yüzölçümü, niteliği ve malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; ...........................(.........) mevkinde bulunan tahmini 6.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacıya ait olduğunu, tapuda parsel numarası verilmediğini, kadimden bu yana tarım arazisi olarak kullanıldığını, davacının ninesi ...............'den 30 yıl önce miras yoluyla intikal ettiğini, taşınmazın etrafında Devletin hüküm ve tasarrufu altında yer olmadığını ve etrafının ziraat arazileri ile çevrili bulunduğunu belirterek, taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2014/400 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 25.08.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 4.944,29 metrekarelik alanın davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, Mahkemece, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalmakta ise imar planının hangi tarihte onaylandığının araştırılmadığı, taşınmazın tarım arazisi olup olmadığı, imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte gerçekleştiği gibi hususların kuşku bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmadığı, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının soyut beyanları ve yetersiz tek kişilik ziraat bilirkişi raporuyla yetinildiği, taşınmazın doğusunda tescil harici yerden sonra orman parseli bulunduğu halde taşınmazın niteliğinin tespiti açısından orman araştırması yapılmadığı, taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik süresinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 713/4 ve 5. fıkraları uyarınca yerel ve gazete ilanlarının yapılmadığı gerekçeleriyle, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, yargılama esnasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince aktarılan dava dosyası ile çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanağı birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 13.02.2023 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide Yusufça Kasabası sınırları içerisinde bulunan (A) harfi ile ve kırmızı renk ile gösterilen 4.950,30 m² yerin 390 ada 149 parsel numarasıyla davacı adına tarla vasfıya tespit ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenler davalı ... ve davalı ... Başkanlığından ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.