Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2 E. 2023/683 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2
- Karar No
- 2023/683
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/32 E., 2022/208 K. KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasındaki görülen ve istinaf incelemesinden geçen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Uygulama Kadastrosu sırasında ... İli Merkez İlçe ... mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1093 parsel sayılı 28.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 123 ada 62 parsel numarasıyla ve 22.525,74 metrekare yüzölçümlü olarak; kamu orta malı - mera vasfındaki eski 1854 parsel sayılı 964.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 147 ada 1 parsel numarasıyla ve 962.960,01 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2.Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında Hazine'ye ait eski 1093 yeni 123 ada 62 parsel sayılı taşınmazın sınırının kuzeyinde bulunan yolun kaydırılması sureti ile yanlış belirlendiğini ve bu nedenle taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmazın 28.300,00 m2 yüzölçümlü olarak tapuya tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı Tapu ve ... vekili, husumet ehliyetleri bulunmadığını, ayrıca taşınmazın yüz ölçümündeki farkın sınırların değişmesinden ya da yüz ölçüm azalmasından ileri gelmeyip, tesis kadastrosu sırasındaki ölçü metotları ve alan hesaplama yöntemlerinin yetersizliğinden kaynaklandığını savunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2017 tarihli ve 2015/116 Esas, 2017/4 Karar sayılı kararıyla davanın reddine ve çekişmeli 123 ada 62 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli ve 2017/273 Esas, 2017/258 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 06.12.2021 tarihli 2021/4862 Esas, 2021/11995 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının getirtilmediği ve fen bilirkişisinden tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirler şekilde rapor alınmadığı açıklanarak İlk Derece Mahkemesince amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için eksik belgelerin ilgili yerlerden getirtilerek dosyanın ikmal edilmesi ve ardından harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına ve hava fotoğrafı incelemesine göre eski 1093 (yeni 123 ada 62) parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında kuzey sınırının sonradan açılan yola değil, daha kuzeyde bulunan kadim köy yoluna dayandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davaya konu 123 ada 62 parsel ve 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 26.08.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 11,000,00 m2 alanın 147 ada 1 parselden ifraz edilerek 123 ada 62 parsele ilave eklenmesine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, davanın kendileri yönü ile husumettren reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taşınmazın yüz ölçümündeki farkın sınırların değişmesinden ya da yüz ölçüm azalmasından ileri gelmeyip, tesis kadastrosu sırasındaki ölçü metotları ve alan hesaplama yöntemlerinin yetersizliğinden kaynaklandığını, dolayısı davanın esastan da reddinin gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi. 3. Değerlendirme Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, (V.B.) bendinde açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, hükme esas alınan 26.08.2022 havale tarihli rapora ekli krokide gösterildiği belirtilen 11.000,00 m2 kısmın çekişmeli 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek davacı Hazineye ait 123 ada 62 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmekle birlikte, gerek çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro paftaları gerekse de hükme esas alınan rapor içeriği incelendiğinde, çekişmeli 123 ada 62 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında kuzeyinde "yol" bulunduğu, çekişmeli 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise bu yoldan sonra daha kuzeyde bulunduğu anlaşılmakta olup, bilirkişi raporuna ekli krokide sarı renkle boyalı olarak gösterilip, yaklaşık olarak 11.000,00 m2 olduğu belirtilen kısmın bir bölümü paftasında yol olarak gösterilen kısımda, bir bölümü ise daha kuzeyde bulunan 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalmaktadır. Şu halde, belirtilen kısmın tamamı 147 ada 1 parselde kalmadığına göre, bu taşınmazdan ifrazen davacıya ait taşınmaza eklenmesi mümkün olmayıp, hükmün bu yönüyle infazı mümkün bulunmadığı gibi, rapor içeriğinde bu kısmın köşe noktalarının koordinat numaraları belirlenmeyip, "yaklaşık" şeklinde miktarının belirlenmesi karşısında bu yönüyle de hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Diğer taraftan, tesis kadastro paftası incelendiğinde davacı Hazineye ait taşınmazın kuzey sınırını "Eğil - Kaplıkaya Yolu" olarak göstermekte olup, teknik bilirkişi raporunda bu yolun taşınmazın kuzeyindeki hali hazırda bulunan yol olmayıp, daha kuzeyinde bulunan yol olduğunun açıklandığı ve Mahkemece de bu değerlendirmenin esas alındığı anlaşılmakla beraber, incelenen hava fotoğraflarında tesis kadastrosunun yapıldığı tarihten önce taşınmazın kuzeyine isabet eden iki ayrı yol bulunduğuna göre, kadastro tespitinde hangi yolun esas alındığının kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, bu kapsamda yeterli araştırma yapılmamış, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kuzeyinde bulunan yollara ilişkin ayrıntılı beyan alınmamış, ismen belirtilen ve tesis kadastrosuna esas alınan Eğil - Kaplıkaya Yolu'nun hangi yol olduğu sorulup kesin olarak saptanılmamış, bu kapsamda tespitten önce her iki yolda bulunduğuna göre daha kuzeydekinin esas alınması halinde güneydeki yol çekişmeli taşınmaz içerisinde kalacağına göre kadastro tekniği yönü ile bu husus üzerinde de önemle durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı, özellikle taşınmazın kuzeyine isabet eden Eğil - Kaplıkaya Yolu'nun hangi yol olup, zaman içerisinde sınır değişikliği bulunup bulunmadığı ve tesis kadastrosu sırasında hangi yolun esas alındığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli; harita mühendisi bilirkişi kuruluna, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak, tesis paftası, uygulama paftası ve varsa ifraz haritaları çakıştırılmak suretiyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmeli, rapor içeriğinde özellikle taşınmazın kuzey sınırının ne şekilde olması gerektiğine ilişkin hava fotoğraflarından da yararlanılmak sureti ile önceki bilirkişi raporlarını irdeler şekilde değerlendirme yapmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve sonucuna göre infaza elverişli bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, infazı mümkün olmayacak şekilde ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Kadastro Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.