Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/9090 E. 2013/2476 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/9090
- Karar No
- 2013/2476
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.06.2012 gün ve 188/230 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; yaklaşık 50.000 m² yüzölçümüne sahip taşınmazın 30 yıl boyunca davacının babası ... tarafından kullanıldığını, 2009 yılında vefat edince taşınmazın davacıya intikal ettiğini, kadastro çalışmaları sırasında 44,000 m²'lik kısmın 140 ada 139 parsel ... taşınmaz içerisinde, 6000 m²'lik kısmının ise 140 ada 112 parsel ... taşınmaz içerisinde davalı Hazine adına tespit edildiğini açıklayarak taşınmazların bu kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, taşınmazların zilyetlikle iktisaba elverişli olmadıklarını açıklayarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile 140 ada 139 parsel ... taşınmazın 39.820,36 m² yüzölçümündeki kısmın, 140 ada 112 parsel ... taşınmazın 6039,10 m² yüzölçümündeki kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 996. maddeleri ile Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılmış, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanağı örnekleri ile kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere revizyon gören tapu kayıt örnekleri ile vergi kayıt örnekleri ve hava fotoğrafları ile fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar getirtilerek bunlardan yararlanılmadığı gibi Kadastro Yasası'nın 14. maddesinde belirtilen norm miktarları üzerinde durulmamış, taşınmazların ziraate elverişli olmayan kısımları fen bilirkişisinin krokisi üzerinde işaretlenmemiştir. Ayrıca tespit bilirkişilerinin Mahkemece re'sen dinlenmesi de yasa hükümlerine aykırı olmuştur. Uyuşmazlık konusu 140 ada 112 parsel ... taşınmaz 08.02.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla senetsizden Durmuş oğlu ... tarafından zilyet ve tasarruf edilirken 1985 yılında terk ettiği, o tarihten itibaren zilyetlik şartlarını yerine getirmediği belirtilerek Hazine adına tespit edilmiş, tespitin 04.12.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. 140 ada 139 parsel ... taşınmaz ise 08.02.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden ham toprak niteliği ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, tespitin 04.12.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. Keşif sırasında, tutanak bilirkişileri Mahkemece tarafların talebi olmadığı halde, resen dinlenmiştir. Kadastro Yasası'nın 30. maddesine göre, “kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.” HMK'nun 25. maddesine göre, “Kanunla belirtilen durumlar dışında, Hakim, kendiliğinden delil toplayamaz.” Genel Mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde taraflarca talep edilmediği halde, tutanak bilirkişilerinin mahkemece keşif sırasında resen dinlenmesi, yukarıda açıklanan yasa maddelerine aykırı olmuştur. 18.10.2011 tarihinde verilen keşif ara kararı, yöntemine uygun bir biçimde verilmiş bir ara kararı olarak kabul edilemez. Ara kararında Yerel Bilirkişi ve tanıkların keşif mahalline ne şekilde çağırılıp dinleneceği hususunda bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dava konusu taşınmazlara komşu 140 ada 113, 115, 123, 137, 138, 140, 141, 142 ve 155 parsel ... taşınmazlara ait kadastro tespit tutanağı örneklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü’nden, kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının ilk oluşumlarından itibaren tüm tedavülleri ile birlikte bulundukları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, vergi kayıtlarının ise İl ve İlçe Özel İdare Müdürlükleri'nden, 140 ada 115 parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi dosyasının ise, ilgili Mahkeme'den, Tapu Sicil Müdürlüğü'ne devredilmiş ise, bulunduğu Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına eklenmesi, kadastro tespit tarihi olan 08.02.2008 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl (1978-1988 tarihleri arası) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisleri arasından seçilecek bilirkişi ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, Yerel Bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazların daha önce açıklandığı gibi davacıların murisi olan babasından kalıp kalmadığı, kalmış ise davacı ile murisi ...’ın zilyetliğinin ne zaman başladığı, ne şekilde devam ettiği, Yerel Bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, Teknik Bilirkişiye işaret ettirilmesinin ve taşınmazların ziraate elverişli olmayan yerlerinin Teknik Bilirkişisinin krokisi üzerinde gösterilmesinin sağlanması, hava fotoğrafları ile İl Kadastro Müdürlüğü'nden istenen paftaların 1978-1988 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğrafları ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık, gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı daha önce rapor alınan Ziraat Bilirkişisi dışında Üniversitelerin toprak bölümünden seçilecek ziraat bilirkişisi aracılığıyla dava konusu taşınmaz ve çevresindeki arazinin toprak yapısı birlikte incelenmek suretiyle dava konusu yerin kültür arazi haline getirilen yerlerden bulunup bulunmadığı, Kadastro Yasası'nın 14. maddesine göre 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine göre sulu ya da kuru arazi niteliğinde bulunup bulunmadığı, konularında aynı şekilde gerekçeli, karşılaştırmalı, Yargıtay ve tarafların denetimine açık rapor istenmesi gerekmektedir. Ayrıca, dava konusu yer davacının murisi ...’ın 03.09.2008 tarihinde ölümü ile mirasçıları arasında yapılan rızai taksim sonucu davacının payına isabet ettiğinden, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca davacı, muris babası ve veraset belgesinde yer alan tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazları olup olmadığının, Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadığının, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğün'den, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ilişkin dosyaların ise Kadastro Mahkemeleri'nden getirtilerek miktar sınırlandırmaları yönünden göz önünde bulundurulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar yerine getirilmeden, hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.