Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8925 E. 2013/1712 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8925
- Karar No
- 2013/1712
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.06.2012 gün ve 324/485 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 148 ada 4 ve 6 parsel ... taşınmazların 40 yılı aşkın süreden beri aralıksız ve çekişmesiz zilyetliği altında bulunduğunu, taşınmazların bağ vasfında olduğunu açıklayarak davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine, çekişmeli yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı lehine kazanma koşulları oluştuğundan bahisle davanın kabulüne, dava konusu 148 ada 4 ve 6 nolu parsellerin Hazine adına olan kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir Hüküm, süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı sebeplerle temyiz edilmiştir Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ve çap kayıtları getirilmiştir. 148 ada 4 nolu parsel 10965.77 m2 olarak, bağ niteliğiyle, senetsizden, 12.12.2002 tarihinde Hazine adına tespit görmüş, itirazsız olarak 11.6.2003 tarihinde kesinleşmiştir. 148 ada 6 parsel 1651.66 m2 olarak, bağ vasfıyla, senetsizden, 12.12.2002 tarihinde tespit görmüş, itirazsız olarak 11.6.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kayıtları halen Hazine üzerinedir. Komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ile tapu kayıtları getirilmiştir. Senetsizden tespit ve tescil edildikleri anlaşılmıştır. Mahallinde keşif yapılmıştır. 1966 doğumlu yerel bilirkişi dava konusu taşınmazın önceden ... ... isimli kişiye ait olduğunu, davacının bu şahıstan satın aldığını, üzerine bağ omcaları diktiğini, omcaların 40 yıllık olduğunu söylemiştir. Kadastro bilirkişisi re'sen dinlenmiştir. Bu şahsın aynı zamanda taşınmazların önceki maliki olduğu anlaşılmıştır. Bu yerleri sattığında boş olduğunu, davacının 25 – 30 yıl önce bağ omcalarını diktiğini, çevrede Hazine yeri olmadığını açıklamıştır. Davacı tanıkları, taşınmazların 30 yıl kadar önce...a ait iken davacının satın aldığını, önceleri boş olan bu taşınmazlara davacının bağ omcalarını diktiğini söylemişlerdir. Keşifte görevlendirilen fen bilirkişi kroki ve raporunu sunmuştur. Ziraatçi bilirkişinin raporu dosya içerisinde olup, dava konusu parsellerin birbirine yakın olduğunu, toprak derinliğinin 35-40 cm. civarında bulunduğunu, taşınmazların %15-20 oranında taşlılık oranı bulunduğundan, bu işlenebilmelerini engelleyici bir durum teşkil etmediğini, üçüncü sınıf tarım arazisi olduğunu, raporun sonuç kısmında “10 yıldan fazla süredir imar – ihya çalışmalarının tamamlandığı” açıklanmıştır. Saptanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında “bağ” vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazların tespit öncesinden davacının zilyetliği altında bulunup bulunmadığı, söz konusu zilyetliğin kazanmayı yeterli olup olmadığında toplanmaktadır. Ayrıca, karara esas alınan dosyada mevcut yukarıda açıklanan ziraatçi bilirkişinin raporunun sonuç kısmındaki imar – ihyayla ilgili belirlemenin kazanmaya engel teşkil edip etmeyeceği yönündedir. Bilindiği üzere ve kural olarak; taşlık niteliğindeki taşınmazların imar ve ihyasının 3402 ... Kadastro Kanununun 17. maddesi uyarınca emek ve para sarf edilerek tamamlanması, tamamlandığı tarihten itibaren davasız ve aralıksız en az 20 yıl süreyle zilyetlik altında bulunması gerekir. Her ne kadar, resen dinlenen ve önceki satıcı tespit bilirkişisinin beyanı ile yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının zilyetlikle ilgili açıklamaları örtüşmekte ise de, söz konusu deliller taktiri delil niteliğindedir. Bunun bilimsel verilere uygun diğer delillerle tamamlanması gerekir. Somut olayda, ziraat mühendisinin raporuna göre imar ve ihyanın 10 yıl kadar önce tamamlandığı söylendiğine göre, imar – ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık zaman aşımı süresi geçmemiştir. Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılarak taşınmazların %15-20 taşlılık oranı gözönünde bulundurularak, ayrıca, dosyaya sunulan ziraat bilirkişisinin raporuna ekli, renkli fotoğraflardaki bağ omcalarının daha genç yaşta oldukları izlenimi hasıl olduğundan; işin uzmanı ziraat mühendisi aracılığıyla öncelikle taşınmazların imar ve ihya işlemlerinin hangi tarihte tamamlandığı, sürülmekle tabandan taş çıkıp çıkmadığı, tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolup dolmadığının bilimsel verilere uygun olarak hazırlanacak raporla tevsik edilmesi ve bağ omcalarının yaşlarının ne kadar olduğunun belirlenmesi, aşılı olup olmadıklarının açıklığa kavuşturulması, taşınmazların çeşitli yönlerinden renkli fotoğraflarının çekilmesi hakim tarafından tasdik edilerek dosyasına konulması zorunludur. Çap kaydı belirlenmiş olan ve sınırlarında ihtilaf olmayan taşınmaz için fen elemanı görevlendirilmesi ve ondan rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bundan ayrı; bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının eldeki dava için kadastro tespit tarihinden önceki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava konusu parsellerin tespitlerinin yapıldığı 2002 tarihinden önceki dava tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1972-1982 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği Uzman Öğretim Üyelerinin yayınlarındaki görüşleridir. Dairenin kararlılık kazanmış içtihatları da bu yoldadır. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. (... Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin yayınlarından, Doç. Dr. ...’in, Toprak Etüd ve Haritalama kitabının 1995 yılı baskısı sh. 53.) Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Hal böyle olunca, yukarıda ayrı ayrı açıklandığı üzere; Öğretim Üyesi seviyesinde ve öncelikle Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünden bir Ziraat Mühendisi, bir Harita veya Kadastro Mühendisi ile bir Jeolog’dan oluşacak üç kişilik Uzman Bilirkişi Kurulu marifetiyle kadastro tespit tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin imar-ihya işlemlerinin ne zaman tamamlandığı ve tamamlandığı tarihten itibaren davacı yararına yirmi yıllık zaman aşamı süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi gerekir. Şahit ve Bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeli ve uzman ziraat mühendisinden önceki raporda bulunan imar-ihya ile ilgili yukarıda belirtilen çelişkilerin giderilmesi sağlandıktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davalı Hazine vekilinin, temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.