Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8489 E. 2013/2407 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8489
- Karar No
- 2013/2407
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Darende Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.06.2012 gün ve 449/364 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde; Akova Köyü Kireçlik Mevkii 115 ada 14 parsel ... taşınmaz içerisinde bulunan yaklaşık 40 dönüm ve yaklaşık 20 dönüm olmak üzere iki adet taşınmazın daha önceleri babasına ait olduğunu, babasının ölmeden önce taşınmazlarını çocukları arasında sözlü olarak paylaştırdığını, bu iki parça taşınmaz bölümlerinin kendisine kaldığını, taşınmazların uzun süre babasının kullandığını, 30 yıldır da kendisinin aralıksız çekişmesiz olarak malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak taşınmazın su bölümlerinin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... temsilcisi, cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, yanlış hasım gösterildiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, dava konusu yerin vasıf itibariyle zilyetlik ve imar-ihya suretiyle iktisabı mümkün olmayan (mera, yaylak, kışlak, orman, resmi bina, dere yatağı...vs.) gibi yerlerden olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 115 ada 14 parsel ... taşınmazın 07.06.2012 tarihli raporda D harfi ile gösterilen 44.134,26 m2 yüzölçümlü taşınmaz parçasının dava konusu taşınmazların ifrazı ile aynı ada içerisinde son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, F harfi ile gösterilen 23.043,50 m2'lik taşınmaz parçasının dava konusu taşınmazdan ifrazı ile aynı ada içerisinde son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, rapor ve kroki de G ve E harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin tespit gibi Hazine adına tapuya karar verilmesine üzerine hüküm davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 996, 3402 ... Yasanın 14.maddesi gereğince açılmış mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Uyuşmazlık konusu, 115 ada 14 parsel ... taşınmaz 02.11.2000 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden tarla vasfıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında hali arazi vasfında olduğu ve ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ... ... oğulları Zeki, ... ve ..., 1998 yılında bu yeri müştereken sürdükleri ve aynı yıl kayısı ağaçları diktikleri ve bu şekilde müştereken kullandıkları ancak 3402 ... Yasa'nın 14.maddesindeki şartların gerçekleşmediği belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, 25.04.2001 ila 25.05.2001 tarihleri arasında yapılan askı ilan süresi içerisinde dava dışı üçüncü kişi ... Kılıç tarafından Darende Kadastro Mahkemesi'nde kadastro tespitine itiraz davası açılması nedeniyle tespit kesinleşmemiş, Darende Kadastro Mahkemesi'nin 25.05.2001 gün ve 12/8 Esas ve Karar ... hükmüyle taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve hüküm 26.06.2001 tarihinde kesinleşmiş ve aynı tarihte tapu kaydı oluşmuştur. Keşif sırasında dinlenen Yerel Bilirkişi... ... taşınmazın öncesinin davacının babası ... ... Bozkurt'a ait olduğunu, ... ... Bozkurt öldükten sonra mirasçıları arasında yapılan taksim sonucu taşınmazın A ve B harfi ile gösterilen yerlerinin davacıya, C harfi ile gösterilen yerin ise ...a kaldığını, taşınmaz nadasa bırakıldığında, hayvanların doğal olarak taşınmazlarda otladığını, ancak sürekli olarak otlamadıklarını, dava konusu taşınmaza komşu Hazine arazilerinin de üzerinde hayvanların otladığını, bu taşınmazların bildikleri tarihten beri hayvan otlatma alanı olarak kullanıldığını beyan etmiştir. Hazine vekili taşınmazın mera vasfında olduğundan zilyetlikle edinilemeyeceğini savunmuş, keşifte dinlenen Yerel Bilirkişi ise taşınmazın nadasa bırakıldığı sırada hayvanların otladığını, çevresinde bulunan Hazine arazilerinin ise hayvan otlatma alanı olarak kullanıldığını açıklamış olduğundan davaya konu taşınmazın niteliğinde duraksama söz konusudur. Bu durumda, yöntemine uygun olarak tahsisli ya da kadim mera araştırmasının yapılması gerekir. Dava konusu yerlerin öncesinin veya hali hazır durumunun tahsisli veya kadim mer'adan olup olmadığı, ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir. Zira tahsisli ve kadim mer'aların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli mer'alar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde, kadim mer'alar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. HGK'nun 30.10.1991 tarih, 1991/8-427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 ... kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mer'a olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mer'a olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mer'a olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mer'a olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması halinde ise, hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Taşınmazın tahsisli mer'alardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerden mer'a tahsisinin bulunup bulunmadığının İl ve İlçe Tarım Müdürlük'leri ile İl Özel İdare Genel Sekreterliği'nden sorulması, varsa mer'a norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftasının getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mer'a norm kararına göre tahsis edilen mer'anın menşei norm kararından araştırılarak tahsisinin mevcut kadim mer'adan mı yoksa 4342 ... Kanun'un 5.maddesinde belirtilen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihi olan 02.11.2000 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl (1970-1980 tarihleri arası) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan; fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalarının ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisleri arasından seçilecek bilirkişi ile teknik, Yerel Bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, az yukarıda açıklandığı gibi taşınmazların kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, taşınmazın bulunduğu mahalle ya da köy dışından seçilecek Yerel Bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın daha önceden açıklandığı gibi davacının murisi olan babası ... ...'den kalıp kalmadığı, kalmış ise ... ...'nin sağlığında taşınmazlarını mirasçıları arasında paylaştırıp paylaştırmadığı, ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, taşınmazın tüm köy halkı tarafından hayvan otlatmak için kullanılan kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı, davacının babası ile davacının zilyetlik süresinin ne zaman başladığı ne şekilde devam ettiği, Yerel Bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, hava fotoğrafları ile İl Kadastro Müdürlüğü'nden istenen paftaların 1970-1980 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğraflar ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarında Uzman Bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, daha önce rapor alınan Ziraat Bilirkişisi dışında Üniversitelerin toprak bölümünden seçilecek bir Ziraat Bilirkişisi'nden dava konusu taşınmaz ve çevresindeki arazisinin toprak yapısı birlikte incelenmek suretiyle dava konusu yerin kültür arazisi haline getirilen yerlerden bulunup bulunmadığı, taşınmazın imar-ihya edilmediği, mer'a vasfında olup olmadığı konularında aynı şekilde gerekçeli, karşılaştırmalı, Yargıtay ve tarafların denetimine açık rapor istenmesi gerekmektedir. Öte yandan, dava dilekçesiyle Yerel Bilirkişi beyanına göre taşınmazların önceleri davacının babasına ait olduğu, davacıların babasının ölümü ile mirasçıları arasında yapılan taksim sonucu davacıların payına düştüğünü belirtildiğine göre, 3402 ... Kadastro Yasası'nın 14.maddesi uyarınca davacının, muris babası ve veraset belgesinde yer alan mirasçılar bakımından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazlar olup olmadığının Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarını, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının ve kadastro tutanağı örneklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davaları dosyalarının ise ait olduğu Mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde bulundurulması, ondan sonra tüm ... birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.