Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8435 E. 2013/1867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8435
Karar No
2013/1867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.12.2011 gün ve 208/664 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 20 yıldan uzun bir süredir davacının zilyetliği altında bulunan taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda Hazine adına 186 ada 12 parsel olarak tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili 16.08.2007 tarihli cevap dilekçesinde taşınmaz zilyetlikle kazanılamayacağından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmekle birlikte bayii ... ... ... ve bayiinin babası... ... adına belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz miktarı 97.244,66 M2 olduğundan davanın kısmen kabulü ile 28.12.2011 tarihli Teknik Bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 2.755,34 m2 nin Hazine üzerindeki kaydının iptaline, yeni bir parsel numarası verilerek davacı adına, aynı rapora ekli krokide B harfi ile gösterilen yerin yeni bir parsel numarası ile Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine, Hükmün kabule yönelik bölümü davalı Hazine vekili ve redde ilişkin kısmı ise davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996 ve ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, 186 ada 12 ... parselin bir kısmı bakımından zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve bir kısmı yönünden, 3402 ... Yasanın 14. maddesindeki belgesizden kazanılacak taşınmaz miktarına ilişkin limitler aşıldığından reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamıştır. Dava konusu 186 ada 12 ... parsel 21.08.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 02.05.1985 tarih 4 sıra nolu Hazine tapusunun revizyonu sonucu tarla niteliğiyle 14.149 m2 yüzölçümlü olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelere göre, taşınmazın bulunduğu yerde Toprak Tevzi Komisyonu'nca 1967 yılında yapılan çalışmalar sonucu dava konusu yerin 61 parsel belirmelik tutanağı ile Hazine adına belirlendiği, işgalcisinin Mehmet ... olarak gösterildiği, tablendikatif numarasının ise 892 parsel olduğunun anlaşıldığı, bu belgelere dayalı olarak Hazine adına Toprak Tevzi Komisyonunca 18.11.1967 tarih 376 sıra tapu kaydının oluşturulduğu görülmüştür. Dava konusu taşınmaz belirtmelik tutanağının kapsamına göre mera vasfında iken 1930 yılından sonra peyder pey meradan açılan yerlerdendir. Toprak Tevzi Komisyonlarınca Hazine adına belirtmesi yapılan taşınmazların kazanmayı sağlanan zilyetlikle edinebilmeleri için kural olarak, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 18.11.1967 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait zilyetliğin belirlenmesi zorunludur. Bu durum karşısında davacının anılan taşınmazı zilyetlikle edinebilmesi için kendisinin yanı sıra bayii ... ... ... ve bayinin babası... ...'ın en azından 1947 yılından beri taşınmazı ekip biçmeleri ve üzerinde tasarrufta bulunmaları gerekmektedir. Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 18.11.1967 tarihinden sonra taşınmaz üzerinde bulunan zilyetlik, taşınmazın tapulu olması nedeniyle hukuken davacı yararına geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz ve herhangi bir hak bahşetmez. Keşifte dinlenen Yerel Bilirkişiler ile tanık davacı bayii ve Mehmet ...'ın zilyetliklerinden bahsetmiş ise de, taşınmaz üzerindeki tarımsal amaçlı zilyetliğin ne zaman başladığını bildirmemişlerdi. Öte yandan taşınmazın belirtmeliğinde meradan açılan yerlerden olduğu açıklanmış olmakla, taşınmazın tahsisli ve kadim mera araştırmasının yöntemine uygun bir biçimde yapılması zorunlu olduğu halde, Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. O halde, Mahkemece yapılacak iş; kadim ve tahsisli mera araştırması durumu da göz önünde bulundurularak Yerel Yaşlı Bilirkişiler Yargıtay uygulaması uyarınca meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından Mahkemece belirlenmeli, aynı biçimde komşu köyler halkı arasından yeri ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanıklarını bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınmalı, Toprak Tevzii Komisyonunca hazırlanan Apa Köyüne ait mera paftaları İl Özel İdare Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, taşınmazın bulunduğu köye ait tahsisli ve kadim mera kayıtlarının olup olmadığının İlçe Özel İdare Müdürlüğü ile Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlük'lerinden sorulmalı, varsa getirtilerek dosya ile birleştirilmeli, bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra mahallinde yeniden yapılacak keşifte, Yerel Bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeli, getirtilen kayıt ve belgeler ile mera paftası ve dosya arasında bulunan mera norm kararları teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanmalı, dava konusu parselin Toprak Tevzi Komisyonu'nca düzenlenen mera paftası içinde kalıp kalmadığı ve kadim mera parselinden açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı Yerel Bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanmalı, davacının eklemeli tarımsal amaçlı zilyetliğinin (1967 yılından önceki) başlangıç ve süresi Yerel Bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilerek açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, Teknik Bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor alınmalı ve sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Kabule göre de, davacının fazlaya ilişkin talebi 3402 ... yasanın 14. maddesindeki belgesizden zilyetlikle edinme sınırı açıldığından reddedilmiştir. Belgesizden zilyetlik yoluyla davacının bayii ... ... ...'ın 51.569 m2 ve babası... ...'ın 43.587 m2 edindiği Tapu Sicil Müdürlüğü'nce bildirilmiş ise de söz konusu taşınmazlara ait tutanaklar celp edilmediği gibi 185 ada 1 parsel ... 41.399 m2'lik taşınmaz hem ... ... hemde babası... ... için mükerrer olacak şekilde hesaplanmıştır. Mahkemece, gerek ... ... ... gerekse de babası adına zilyetlik yoluyla tescil edilen bütün taşınmazlara ait tutanak, varsa hüküm dosyalarının getirtilip 3402 ... yasanın 14. maddesindeki limitler aşılıp aşılmadığı gözönünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmeliyken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 21.15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 21.02 2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/8435, K. 2013/1867, T. 18.11.1967, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-8435-e-2013-1867-k-4f5bdb7d51a7