Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/5107 E. 2013/2379 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/5107
- Karar No
- 2013/2379
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Değer artış payı ... ile ... aralarındaki değer artış payı davasının reddine dair Bandırma Aile Mahkemesi'nden verilen 16.03.2010 gün ve 382/136 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının evli iken 2010 yılında boşandığını, evlilik birliği sürerken davalı ile TOKİ arasında 1460 ada 1 parsel FG-6A blok 5 nolu bağımsız bölümün davalıya satışı konusunda sözleşme imzalandığını, 6.000 TL üyeliğe giriş bedeli ödemesi ile evin iç döşemesinin davacı tarafından gerçekleştirildiğini açıklayarak davalı adına olan üyeliğin iptali ile yarısının davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, 21.09.2010 tarihli dilekçesi ile talebini 6.000 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davacı ile davalı arasında gerçekleşen boşanma davacının herhangi bir mal talebinin bulunmadığını yazılı olarak bildirdiğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; taraflar arasında görülen boşanma davasının 10.03.2010 tarihli yargılama oturumunda davacı mal talebinde bulunmadığını açıkça bildirmiş olup, davalı da buna güvenerek boşanmayı kabul ettiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, dava, 4721 ... TMK'nun 202 ve devam maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 227 maddeleri gereğince açılan değer artış payı isteğine ilişkindir. TMK'nun 227. maddesi gereğince eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmasından kaynaklanan değer artış payı talebinde bulunma hakkına sahiptir. Taraflar arasında görülen Bandırma Aile Mahkemesi'nin 2010/8-130 EK ... boşanma davasının 31.12.2009 tarihli yargılama oturumunda davacı ''..benim davalıdan boşanma dışında herhangi bir tazminat, nafaka ve mal talebim yoktur. Boşanmamıza karar verilsin.'' şeklinde beyanda bulunmuş ve HMK 154 (HUMK 151) maddesi gereğince beyanını imzası ile tasdik etmiştir. Kural olarak, boşanma davasında taraflar arasındaki boşanmanın ferilerine ilişkin anlaşmalar taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Ancak, bu durum tarafların boşanma davasının görüldüğü sırada aralarındaki mal rejiminin tasfiyesini amaçlayan protokol ve sözleşme yapmalarına engel değildir. Kaldıki, yargılama (oturum) tutanakları resmi belge niteliğindedir. Aksinin ispatı aynı nitelikte belge ile kanıtlanmalıdır. Ya da tutanağın beyana aykırı düzenlendiğine ilişkin kesinleşmiş bu mahkeme kararı olmalıdır. Tarafların psikolojik durumlarına ilişkin ileri sürülmüş bir iddia ve savunma da yoktur. Olsa da resmi nitelikteki ve imzalı beyanlar karşısında hiçbir sonuç doğurmaz. Somut olayda, davacı yukarıda açıklandığı üzere nafaka, maddi, manevi tazminat ve boşanmanın ferilerinden olmayan '' herhangi bir mal'' talebinin de bulunmadığını açıkça bildirmiştir. Davacı tarafından belirtilen herhangi bir mal tabirinin mal varlığının tamamına yönelik olup, taşınır ve taşınmazlar ile para değeri bulunan her türü alacak ve hakkı kapsadığı nazara alındığında, tarafların boşanma davası ile birlikte yapmış oldukları ve tutanaklara geçen sözleşme ile mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirdiklerini kabulü gerektiğinden, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK'nun 388/4. , HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL onama harcın peşin harçtan mahsubu ile artan 97,70 TL'nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, 2007 yılında TOKİ’den edinilen konutun üyelik kaydının ½ oranında silinmesi ile davacı ve davalı adına ½’şer pay oranında kaydının yapılmasına, olmadığı taktirde 6000 TL. alacağın tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, “..boşanma davasının yargılamasının yapıldığı sırada, boşanma dosyasına sunulan 31.12.2009 tarihli dilekçede; boşanma gerçekleştiği taktirde birbirinden karşılıklı olarak başka bir taleplerinin olmayacağına ilişkin beyan ile, aynı dava dosyasının 10.3.2010 tarihli yargılama oturumu tutanağına geçen davacının beyanı ile, herhangi bir tazminat, nafaka ve mal talebinin bulunmadığı ve bu beyanın davacıyı bağladığı gerekçesiyle davanın reddine…” karar verilmesi ve hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı boşanma dava dosyasına sunduğu 31.12.2009 tarihli dilekçesinde; davalı ile boşanmanın tüm hususlarında anlaştıklarını, boşanma gerçekleştiği taktirde birbirinden karşılıklı olarak başka bir isteğin olamayacağını açıklamış, 10.03.2010 tarihli yargılama oturumunda ise “..boşanma konusunda anlaştıklarını, çocuğun velayetinin davalıya verileceğini… davalıdan boşanma dışında herhangi bir tazminat, nafaka ve mal talebinin olmadığını…” açıklamıştır. Davalı da aynı oturumda; aynı beyanda bulunmuştur. Tutanakta her ikisinin imzaları bulunmaktadır. Özetlenen bu açıklamalar ve yargılama tutanağına geçen davacı beyanının kendisini ibarelerin mal rejiminden kaynaklanan hak ve alacakları kapsayıp kapsamadığı uyuşmazlık konusu oluşturmaktadır. Çoğunluk ile azınlık arasındaki görüş ayrılığı da bu noktadan kaynaklanmaktadır. Her şeyden önce tarafların aynı yöndeki beyanları protokol niteliğini taşımayıp, tutanağa geçen imzalı beyanlar olmaktadır. Boşanma dosyası üzerinde yapılan incelemede, boşanma kararının hüküm fıkrasında sadece tarafların kendileri için herhangi bir tazminat, nafaka, yargılama gideri ve mal talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, denilmiştir. Bunun dışında herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Kural olarak, boşanmaya ilişkin anlaşmalar protokol niteliğinde düzenlenmekte olup, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflarca yapılan protokolün onaylanmasına denildiği taktirde hukuki sonuç doğurabilmektedirler. Anlaşma (protokol) boşanma veya ayrılığın feri sonuçlarına ilişkin ise, hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz (TMK. m. 184/1-5. bent). Somut olayda, herhangi bir …. mal talebi yoktur, ibaresinin mal rejiminden kaynaklanan hak ve alacakları kapsadığını söylemek oldukça güçtür. Çünkü, mal rejiminden kaynaklanan davaların boşanmanın eki niteliğinde bulunmadıkları gerek uygulamada ve gerekse doktrinde kabul edilmektedir. TMK'nun 174. maddesinde öngörülen maddi ve manevi tazminata, aynı kanunun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakası ile 182. maddesinde ifadesini bulan iştirak nafakasına ve benzeri hususlara ilişkin davalar boşanmanın eki niteliğinde kabul edilen davalardır. Söz konusu beyan, boşanma davasına ait yargılama tutanağında yer almaktadır. Böyle bir beyanın mal rejimleri bakımından bağlayıcı nitelikte bulunması için hangi mal ve alacakların istenilmediğini açık bir biçimde tek tek sayılarak belirtilmesi zorunludur. Boşanma davasının taraflar üzerinde yarattığı psikolojik ortam, gerginlik ve kişilerin iç dünyasında oluşan ani ve kuşkulu istekler nedeniyle adeta bir an evvel boşanıp kurtulalım da, ne olursa olsun düşüncesiyle yapılan bu tür irade dışı (fevri) beyanların bağlayıcı nitelikte olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Herhangi bir mal tabiriyle ev, ziynet, çeyiz ve şahsi eşyalarda kast edilmiş olabilir. Bunun mal rejiminden kaynaklanan hak ve alacakları taşınır ve taşınmazları da kapsadığını kabul etmek hakkaniyet kurallarına aykırı düşmekte olup, oldukça güçlü bir duraksama yaratmaktadır. Mal rejimini ilgilendiren bir anlaşma protokolü veya beyan; açıkça mal rejimi konusunda da ne tür mallar varsa tek tek isim ya da nitelendirme yapılmak suretiyle belirtilmesi gerekmektedir. Beyanda geçen ve tekil olarak kullanılan mal tabirinin içine mal rejiminden kaynaklanan eşya ve alacağın da yerleştirilmesinin hak kaybına yol açacağı ve bu kaybın giderilemeyeceği açıktır. Bu bakımdan boşanma davalarına esas alınan anlaşma protokollerinde ya da boşanma davasının yargılama tutanaklarına geçen imzalı beyanlarında yer alan ibareler duraksama yaratıyor ve hak kaybına yol açıyor ise, mümkün olduğunca dar yoruma tabi tutulmasında tarafların hukuki yararı bulunmaktadır. Şu halde, beyanda geçen herhangi bir …. mal ibaresini geniş bir yoruma tabi tutularak tüm taşınır ve taşınmaz malları yani, mal rejiminden kaynaklanan mallar ile alacakları kapsadığının kabulüne olanak bulunmadığından iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak davacının dava dilekçesi ile ıslah dilekçesindeki beyanları hatırlatılarak gerçek isteğinin ne olduğunun sorularak açıklığa kavuşturulması, yapılacak bu açıklama gözetilerek davanın katkı ya da katılma alacağı veya değer artış payı alacağından hangisine ilişkin bulunduğunun saptanması, buna göre hukuki nitelendirmenin yapılması, dava ve ıslah dilekçeleri oldukça kapalı olup nitelendirme yapmak güçtür. Ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ve bu gerekçeyle hükmün bozulması gerekirken, boşanma davasının yargılama tutanağına geçen beyanı davacıyı bağladığı ve herhangi bir ….. mal ibaresiyle mal rejiminden kaynaklanan mal ve alacakları istemediği görüşünden hareketle redde ilişkin yerel mahkeme hükmünün onanması biçiminde gerçekleşen sayın Daire çoğunluğunun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyoruz. 28.02.2013