Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/12279 E. 2013/1756 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/12279
- Karar No
- 2013/1756
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.07.2012 gün ve 100/291 ... hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.02.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davacı Hazine vekili Av....... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu ... İli İncesu İlçesi Hamurcu Köyü'nde 14.715,44 m2 miktarındaki 245 ada 2 parsel ... taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın tarıma elverişli olmayan taşlık bir yer olduğunu, 2009 yılından sonra kullanılmaya başlandığını, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen koşullar ve ekonomik amaca uygun kullanma şartının gerçekleşmemiş olmasına karşın anılan taşınmazın davalı adına tespit edilmesinin hukuka uygun olmadığını açıklayarak taşınmazın davalıya ait tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazın öncesinde de tapuda kayıtlı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, ... İli İncesu İlçesi Hamurcu Köyü Keklicek mevki 245 ada 2 parsel ... taşınmazın davalı ... oğlu ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Maliye Hazinesi adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava Hazine tarafından açılan, taşınmazın taşlık niteliğiyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosyada bulunan kadastro tutanağı ve tapu kaydından, 14.715,44 m2 yözölçümünde, tarla niteliğindeki 245 ada 2 parsel ... taşınmazın 26.04.2004 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 23.05.1957 tarih 12 ve 08.01.1958 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtları dikkate alınarak miras, intikal, satın alma ve ifrazlar sonunda oluşan 237 adet parsel gibi satın alma sonunda zilyedi bulunan Yusuf oğlu ... Karasu adına tespit edilerek kesinleştiği, tespit maliki tarafından 20.07.2010 tarihinde kardeşi Halid Karasu’ya satıldığı, son malikinin ise 31.01.2011 tarihli satın alma nedeniyle davalı ... oğlu ...’ın olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, yerinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında taşınmazın öteden beri kullanıldığı ve sahipsiz bırakılmadığı ifade edilmiş, uzman ziraatçi bilirkişi raporunda da 4.sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu saptanmış ise de jeodezi ve fotoğrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 26.06.2012 tarihli raporda taşınmazın 1975 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında genel olarak boş, doğal görünümünde tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olduğu, gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olmadığının bildirilmesi sebebiyle beyanlara ve uzman ziraatçi bilirkişi raporuna itibar edilmediği açıklanarak ekonomik amaca uygun, davacısız ve aralıksız, kadastronun kesinleşmesinden önceki 20 yılı aşkın zilyetlik olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, davalı ve önceki bayilerin kadastro tesbiti öncesi zilyetlikleri değerlendirilerek 20 yılı aşkın ekonomik amaca uygun zilyetliğin olmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının edinme sebebinde yazılı hususlar ve özellikle tesbitin tapu kayıtlarına dayanılarak yapıldığı gözden kaçırılmıştır. Kadastro tutanağı incelendiğinde az yukarıda yazılı olduğu gibi tesbitin 23.05.1957 tarih 12 ve 08.01.1958 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak yapıldığı, bu tapu kayıtlarının öncesinde bir bütün olduğu ve sonrasında miras yolu ile intikal, satın almalar ve ifrazlar ile oluştuğu açıklanan 237 adet parseli kapsadığı belirtilmektedir. Uygulanan tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tedavüllerinin de kısmen de olsa dosya arasına getirtildikleri görülmektedir. Davalı vekili de cevabında taşınmazın öncesinde de tapulu olduğunu ve müvekkilinin önceki malikinden satın aldığını savunmuştur. Kadastro tesbitinde uygulandığı anlaşılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymaları halinde taşınmazın tesbitin yapıldığı tarihe kadar kullanılmamış olması veya boş bırakılmasının bir önemi olmayacaktır. Tapu maliki taşınmazını kanuni sınırlar dahilinde dilediği gibi tasarruf edebileceği gibi boş da bırakabilecektir. Taşınmazını boş bırakması tapusunun iptalini gerektirmeyecektir. Bu durumda savunmada geçen ve kadastro tesbitinde de uygulandıkları anlaşılan tapu kayıtlarının mahkeme tarafından dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz ile beraber 237 adet parsele uygulanan 23.05.1957 tarih 12 ve 08.01.1958 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtlarının ilk oluşumlarından itibaren varsa harita, krokileri, dayanak ilam ve tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı ile yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden istenmeli, dosya keşfe hazır hale geldiğinde yerel bilirkişi ve tanıklar HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılarak taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bundan sonra dayanak tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanılmalıdır. Dava konusu taşınmazın dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde yer tapulu olacağından 1975 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarındaki duruma itibar edilemeyeceği dikkate alınmalıdır. Tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığının anlaşılması halinde ise şimdi olduğu gibi zilyetlik ve dolayısıyla hava fotoğrafları ile belirlenen durumun önem kazanacağı gözetilmelidir. Mahkemenin gerek savunmada gerekse kadastro tutanağında belirtilen tapu kayıtlarını mahallinde uygulamadan, dava konusu taşınmaza uyup uymadığını belirlemeden, salt zilyetlikten hareketle yazılı şekilde hüküm kurması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 ... HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.