Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/18274 E. 2025/3860 K. – Kişiyi Hürriyeti

Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2024/18274
Karar No
2025/3860
Karar Tarihi
Konu
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/561 Değişik İş SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü ile ek kararın kaldırılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2014/560 Esas, 2016/504 Karar sayılı kararı ile hükümlü ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 22.11.2021 tarihli ve 2021/11850 Esas, 2021/21345 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesinin ardından hükümlü müdafi tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2023 tarihli ve 2014/560 Esas, 2016/504 Karar sayılı ek kararı ile reddedilmiştir. Bu karara yapılan itirazın ise İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2023/561 değişik iş sayılı kararı ile kabulü ile ek kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20722 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; “ .... Dosya kapsamına göre, her ne kadar İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesince, mağdur ...'in 11/04/2023 tarihli dilekçesinde belirttiği hususların yeni delil mahiyetinde olduğu değerlendirilerek sanık müdafiince yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğundan bahisle İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2023 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 11/04/2023 tarihli dilekçesinde mağdurun, sanık ... ile karşılıklı olarak birbirlerini darp ettiklerini ancak sanığın kendisinin hürriyetini kısıtlayıcı bir eyleminin olmadığını beyan ettiği, mağdurun Yargıtay'a hitaben yazdığı 16/10/2017 tarihli şikayetten vazgeçme talepli dilekçesinin de aynı mahiyette olduğu ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22/11/2021 tarihli ve 2021/11850 esas, 2021/21345 karar sayılı ilâmında değerlendirildiği anlaşılmakla, yeni delil mahiyetinde olmayıp sanığı kurtarmaya yönelik olduğu gözetilmeden, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311/1-e maddesinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" ve aynı Kanun'un (b) bendinde ise; "yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa" hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. hükümleri yer almaktadır. 3. 5271 sayılı Kanun'un "bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları" başlıklı 316/1.maddesi; "Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi, ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse kabul edilebilir. Bu madde, 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde yazılı hâlde uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; mağdur ...'in şikayetten vazgeçme beyanını içeren 16.10.2017 tarihli dilekçesinin temyiz aşamasında incelendiği, hükümden sonra yine mağdur tarafından verilen 11.04.2023 havale tarihli benzer içerikteki dilekçenin 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e maddesi kapsamında yeni delil mahiyetinde olmadığı anlaşılmakla; yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara yönelik itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2023/561 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 3. fıkrası uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/18274, K. 2025/3860, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2024-18274-e-2025-3860-k-4579e1e41c3f